1. Anasayfa
  2. Uncategorized

Müddessir Tefsirine Giriş & Önsöz


Kendisini ilahi inayet ve tevfikin çekmesi neticesinde mümkünlük dairesinden çıkıp Allah’a hicret eden kimsenin, tabiat aleminin alışılmış şeylerinden çıkışı ve ayrılışı ve zati birliğin sultanının öncülerinin zuhuru ve müşahede nazarıyla yükselmesi sırasında kendisine acayip haller ve güzel suretler arz olur.

Bu yüzden kişi korkar ve tabiatın alışılmış şeylerine doğru geri kaçar ve tabiatın elbiseleriyle örtünmeye yönelir. Bu kaçış ve dönüşü ilahi inayetin yardımına yetişmesi ve birlik çekiminin onu sarp kuşatması sayesinde korku hali ortadan kalkıp birlik fıtratına iyice yerleşinceye ve alışıncaya kadar devam eder.

Bu durum müşahede ve keşfinin başlarında Hz. Peygamber (s.a.v) ile ilgili olarak da aynıyla vaki olmuştur. Nitekim o bir gün fena Hira’sında yöneliş halinde ve nasut aleminin gereklerinden bir anda sıyrılmış iken kendisine lahut alemin nişaneleri zuhur etmiş ve fenanın fenası yönünden sırrının daha önceden bir benzerini hiç işitmediği acayip ve garip bir ses gelmiştir.

O sırada Hz Peygamber televvün alemindedir. Bir anda müşahede gözü ile sağa sola bakmış, ancak hiçbir şey görmemiştir. Sonra bu alemin yukarısına baktığında göreceğini görmüş ve keşfedeceğini keşfetmiştir.

Korkup ürpermiş, kaçarak, yenik, endişeli ve şaşkın bir vaziyette geri dönmüştür. Böylece tabiat Hatice’sine varmış ve onunla şu konuşmayı yapmıştır:

“Beni elbiselerinle ve cilbabınla ört” Tabiat da onu bir kez daha örtmüştür. Bunun üzerine ilahi hitap ona yetişmiş, onu eğiterek tabiat hapishanesinden ve madde elbiselerinden bütünüyle soyup çıkarmıştır

Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:VI / bkz: 243

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir