1. Anasayfa
  2. Uncategorized

Müminin Niyeti Amelinden Hayırlıdır


Müminin niyetin amelinden hayırlıdır hadisi; birkaç yoldan Peygamberimize nispet edilip merfü olarak rivayet edilmiştir ve yolların hiçbiri sabit değildir. Buna göre hadisin herhangi bir şekilde merfü olarak nakledilmesi doğru değildir. ancak alimler hadisin ne anlama geldiği hususunda beş görüş beyan etmişlerdir.

Niyet gizli ve amel açıktır. Gizli olan daha faziletlidir. Ömrüme yemin olsun ki genel olarak gizli olan daha faziletlidir ancak bu söyledikleri şey, kişinin Allah’ı zikretmeye veya tefekkür etmeye niyet etmesi halinde hadisin umumluğunun tefekkür niyetinin tefekkürden daha hayırlı olmasına gerekmesine sebep olur ki bu doğru olmaz.

Niyet amelin sonuna kadar devam ettiği halde amel devam etmez. Bu zayıf bir görüştür. Çünkü çok amelin az amelden daha hayırlı olması anlamına gelir. Oysa nice az amel çok olandan daha hayırlıdır. Sonra namazdaki amellerin niyeti bazen ancak birkaç dakikalığına sürer ancak ameller berdevamdır. Hadis umum ifade eder.

Tek başına niyet, tek başına niyetsiz amelden daha hayırlıdır. Bu görüş isabetli değildir. Çünkü amelde niyet olmayınca aslen onda hiçbir hayır bulunmaz.

Mü’min çok amel etmeye niyet eder ancak ne vakit ne de gücü ona yardımcı olmaz. Bu durumda niyetinde olandan amel eder ve niyetinde olan, amelinden daha büyüktür. Hasan-ı Basri şöyle söylemiştir: Şüphesiz ki müminin niyetinin ulaştığı yere kuvveti ulşamaz.

Her ibadet ve taat niyet ve amelden meydana gelir.

a-) Niyet kalbin amelidir. Kalbin ameli ise uzuvların amelinden daha hayırlıdır. Çünkü kalp uzuvların lideridir ve aralarında bir ilişki vardır. Uzuvlar bir yaradan etkilendiklerinde kalp acı hisseder. Kalp acı hissettiğinde uzuvlar bundan etkilenir, yüz rengi değişir, vücut titremeye başlar. Çünkü kalp lider ve bedenin yöneticisi, uzuvlar ise onun hizmetkarları ve halkıdır.

İşte bu yüzden Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur; Bedende öyle bir et parçası vardır ki o sağlıklı olduğunda bedenin geri kalanı da sağlıklı olur, o bozulduğunda bedenin geri kalanı da bozulur. Dikkat edin, o et parçası kalptir.

b-) Uzuvların amelinden maksat kalbe iyilik ve hayır yapma iradesini kazandırmak, zikir ve fikirle meşgul olması için ondaki bu meyli pekiştirmektir. O halde kalbin hayır yönündeki hareketi daha değerli olur. Çünkü bu, maksadın bizzat kendisidir.

Örneğin; Bazen mide hastalanır ve hastanın göğsüne yağ sürülür. Oysa içirilmek suretiyle hastanın midesine gidecek olan ilaç göğsü yağlamaktan daha hayırlıdır. Çünkü yağ sürmekle amaçlanan şey tesirinin mideye sirayet etmesidir. Ancak ilacın bizzat mideye ulaşması maksada en uygun olanıdır.

Buradan anlaşılmış oldu ki, bütün ibadet ve taatlerin amacı kalpleri düzeltmek ve uzuvların değil kalplerin sıfatlarını değiştirmektir. Secde etmenin amacının sadece alnı yere koymak olduğu zannedilmesin sakın. Tam aksine, secdenin amacı, tevazu ve boyun eğme sıfatını kalpte pekiştirmektir.

Niyetsiz amel asla faydalı değildir. Çünkü kişi cahilce secde etmiş olsa kalbi bu secdeden etkilenmez, secdenin varlığı da yokluğu gibi olur ve hatta kalp daha da kötüleşir. Çünkü bu durum, ortadan kaldırılması gereken sıfat olan riyayı daha da pekiştirir.

Bu madde, yukarıda ki müminin niyeti amelinden daha hayırlıdır hadisini tefsir eden açıklamaların en güzelidir ve Hz Peygamberin (s.a.v) şu sözünün ne anlama geldiği onunla açığa çıkmış olur.

  • Kim bir iyiliğe niyet eder de onu yapamazsa ona bir iyilik yazılır”

Çünkü kalbin niyet etmesi iyiliğe meyletmesi demektir.

Yine Hz Peygamber (s.a.v);

  • …. hangi vadiyi geçseniz ve hangi yola girseniz kazandığınız ecre onlar da ortak olurlar

şeklindeki sözü de böyledir. Çünkü onlar mazeretlerinden dolayı sefere çıkamamış olsalar bile çıkmaya niyet etmişlerdir..

Kaynak: İbnü’l Cevzi / Minhacü’l Kasıdin ve Müfidü’s Sadıkin / C: 2 / bkz: 565-566

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir