Tarih boyunca zulümle adalet, hak ile batıl, iman ile küfür hep savaşmıştır. Bu savaşların en çarpıcı örneklerinden biri de Hz. Musa ile Firavun arasında geçen ve Kur’an’da defalarca anlatılan kıssadır. Bu kıssa, sadece geçmişte yaşanmış bir olay değil, aynı zamanda kıyamete kadar gelecek bütün müminlere bir ibret, bir ders, bir umut kaynağıdır.
Firavun, yeryüzünde ilahlık taslayan, Mısır halkını sınıflara ayıran, İsrailoğulları’nı horlayan, erkek çocuklarını boğazlayan, kadınlarını ise hizmetçi olarak kullanan azgın bir zalimdi. Ama ne kadar güçlü olursa olsun, Allah’ın izniyle yenildi, orduları Kızıldeniz’de boğuldu, ismi ise kıyamete kadar lanetle anıldı.
İşte bu kıssa, insanlık adına verilen her savaşın Allah tarafından destekleneceğine, hiçbir zalimin ebediyen güçlü kalamayacağına, hiçbir mazlumun da ebediyen zillet içinde bırakılmayacağına en büyük delildir.
Firavun’un Zulmü
Firavun, Mısır’da yaşayan insanları sınıflara ayırmış, kendi kavmini üstün tutmuş, İsrailoğulları’nı ise aşağılamış, horlamış, eziyet etmişti. Kur’an-ı Kerim’de bu durum şöyle anlatılır:
- “Firavun, (Mısır) toprağında gerçekten azmış, halkını çeşitli zümrelere bölmüştü. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, bunların oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise sağ bırakıyordu. Çünkü o bozgunculardandı.” (Kasas Suresi, 4)
Bu ayet, Firavun’un zulmünün boyutlarını gözler önüne serer. O, sadece insanları öldürmekle kalmıyor, aynı zamanda onların onurunu da ayaklar altına alıyor, insanlıklarını hiçe sayıyor, onları birer hayvan gibi görüyordu. İşte bu zulüm, Allah’ın gazabını celbetti ve Firavun’un sonunu hazırladı.
Firavun’un bu zulmü, aslında insanlık tarihi boyunca tekrarlanan bir modeldir. Nice zalimler, nice diktatörler, nice tiranlar, insanları sınıflara ayırmış, bir kısmını üstün görmüş, bir kısmını aşağılamış, haklarını gaspetmiş, onurlarını çiğnemiştir. Ama sonları hep Firavun gibi olmuştur. Çünkü Allah, zulmedenleri asla sevmez, onlara asla mühlet vermez, onları asla cezasız bırakmaz.
- “Zulüm, zalimin ateşidir. Önce başkasını yakar ama sonunda kendini de kül eder.”
İşte böyle bir ortamda, Allah, Hz. Musa’yı peygamber olarak gönderdi. Ona ve kardeşi Harun’a şöyle vahyetti: “İkiniz Firavun’a gidin, çünkü o iyice azdı. Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar.” (Taha Suresi, 43-44)
Hz. Musa’nın görevi, sadece İsrailoğulları’nı Mısır’dan çıkarmak değil, aynı zamanda insanlık onurunu kurtarmak, zulme başkaldırmak, hakkı haykırmak, batılı yok etmekti. O, Firavun’un karşısına çıktı, ona Allah’ın mesajını iletti, onu imana davet etti, zulmü bırakmasını söyledi.
Ama Firavun, büyüklendi, kibirlendi, iman etmedi. Hz. Musa’yı ve kavmini tehdit etti, onlara işkenceyi artırdı, onları yok etmek için planlar yaptı. İşte bu noktada, Allah, Hz. Musa’ya ve İsrailoğulları’na sabretmelerini emretti, onlara yardım edeceğini vaat etti, onları Firavun’un zulmünden kurtaracağını bildirdi.
- “Zalimin karşısında susan, mazlumun hakkını yiyenle beraberdir. Hak için haykıran ise, peygamberlerin yolundadır.”
Sihirbazların İmanı: Gücün Değil, Hakkın Üstünlüğü
Firavun, Hz. Musa ile mücadele etmek için ülkenin dört bir yanından sihirbazları topladı. Büyük bir meydan okumaydı bu. İnsanlar toplanmış, merakla bekliyorlardı. Sihirbazlar, iplerini ve değneklerini attılar, insanların gözünü boyadılar, büyük bir sihir gösterisi yaptılar. Ama Hz. Musa, asasını attığında, onların bütün yaptıklarını yuttu, yok etti, silip süpürdü.
İşte o an, sihirbazlar gerçeği gördüler. Onlar, sihrin ne olduğunu en iyi bilenlerdi. Hz. Musa’nın yaptığının sihir olmadığını, mucize olduğunu anladılar. Ve hemen secdeye kapandılar, iman ettiler. Dediler ki: “Harun ve Musa’nın Rabbine iman ettik.” (Taha Suresi, 70)
Firavun, bu duruma çok kızdı, çok öfkelendi, çok sinirlendi. Onları tehdit etti, ellerini ve ayaklarını çaprazlama keseceğini, hepsini asacağını söyledi. Ama sihirbazlar, bu tehditlerden korkmadılar.
Dediler ki: “Dediler ki: «Seni, bize gelen açık açık mucizelere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Öyle ise yapacağını yap! Sen, ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin.»” (Taha Suresi, 72)
İşte bu, imanın gücüdür. Bir anda, Firavun’un sarayının en gözde sihirbazları, en değerli kulları, en yakın adamları, O’nu terk edip Allah’a yöneldiler. Çünkü onlar, gerçek gücün kimde olduğunu anladılar. Sihrin değil, mucizenin; zulmün değil, adaletin; Firavun’un değil, Allah’ın üstün olduğunu gördüler.
İsrailoğulları’nın Kurtuluşu: Kızıldeniz’den Geçiş
Firavun, sihirbazların imanıyla iyice çılgına döndü. Hz. Musa ve İsrailoğulları’na daha da ağır baskılar uyguladı. Bunun üzerine Allah, Hz. Musa’ya kavmini geceleyin Mısır’dan çıkarmasını emretti. İsrailoğulları, gizlice Mısır’ı terk etti, denize doğru yola çıktı.
Ama Firavun, durumu fark etti. Büyük bir ordu topladı, İsrailoğulları’nın peşine düştü. Sabah olduğunda, İsrailoğulları denizle Firavun’un ordusu arasında sıkışıp kalmıştı. Önlerinde deniz, arkalarında düşman… Ne yapacaklarını şaşırdılar, endişelendiler, korktular.
İşte tam o anda, Allah, Hz. Musa’ya vahyetti: “Asanla denize vur.” (Şuara Suresi, 63) Hz. Musa asasını denize vurdu ve deniz yarıldı. Sular, dağlar gibi ikiye ayrıldı, ortadan kuru bir yol açıldı. İsrailoğulları bu yoldan geçti, karşı yakaya ulaştı.
Firavun ve ordusu da onların peşinden denize girdi. Ama İsrailoğulları karşıya geçince, Allah denize emretti, sular birleşti, Firavun ve ordusu boğuldu. Firavun, son anda iman ettiğini söyledi ama iş işten geçmişti. Allah, onun cesedini ibret olsun diye sahile attı.
Kur’an’da bu olay şöyle anlatılır:
- “Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Ama Firavun ve askerleri zulmetmek ve saldırmak üzere onları takip etti. Nihayet (denizde) boğulma haline gelince, (Firavun:) Gerçekten, İsrailoğullarının inandığı Tanrı’dan başka tanrı olmadığına ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanım!» dedi. Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.” (Yunus Suresi, 90-91)
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Firavun’un son anında iman etmesi neden kabul olmadı?
- Firavun, boğulma anında iman ettiğini söyledi: ““İsrâiloğulları’nın inandığından başka ilâh bulunmadığına kesinlikle inandım; artık ben de müslümanlardanım” dedi. Yunus 90)”
- Allah’ın cevabı: “Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.” (Yunus 91)
Kabul olmama sebepleri:
- Zaruret anı: Ölümü gördükten, azabı tattıktan sonra yapılan iman geçerli değildir
- Samimiyetsizlik: Kurtulmak için yapılan bir iman, gerçek iman değildir
- Ömür boyu isyan: Yıllarca Allah’a isyan etmiş, son anda tövbe etmesi kabul edilmedi
Allah, onun cesedini ibret olsun diye sahile attı. Firavun’un cesedi, bugün Mısır Müzesi’nde sergilenmektedir.
Firavun kıssasından çıkarılacak en önemli dersler nelerdir?
1. Zulmün sonu:
- Hiçbir zalim ebediyen güçlü kalamaz. Zulüm, zalimin ateşidir; önce başkasını yakar ama sonunda kendini kül eder
2. Gücün kaynağı:
- Gerçek güç Allah’ındır. Firavun ne kadar güçlü olursa olsun, Allah’ın izniyle yenildi
3. İmanın gücü:
- Sihirbazlar bir anda iman edip Firavun’un tehditlerine aldırmadılar. İman, insana ölümü bile göze aldıracak bir cesaret verir
4. Sabır ve zafer:
- İsrailoğulları yıllarca zulüm gördü ama sonunda kurtuldu. Hiçbir mazlum ebediyen zillet içinde bırakılmayacak
5. Tövbe vakti:
- Son nefeste yapılan tövbe kabul olmaz. Fırsat varken tövbe etmek gerekir
Bu kıssa günümüz Müslümanlarına ne söylüyor?
- Hz. Musa ve Firavun kıssası, günümüz Müslümanlarına şunları söyler:
1. Zulüm karşısında susma:
- Zalimin karşısında susan, mazlumun hakkını yiyenle beraberdir. Hak için haykıran ise peygamberlerin yolundadır
2. Sabır ve sebat:
- İsrailoğulları yıllarca zulüm gördü ama sabretti. Sonunda kurtuluş geldi
3. Allah’a güven:
- Firavun ne kadar güçlü görünürse görünsün, Allah onu helak etti. Hiçbir zalim Allah’ın gazabından kurtulamaz
4. Ümitvar olma:
- Hiçbir mazlum ebediyen zillet içinde bırakılmayacak. Adalet er ya da geç tecelli edecek
5. Tövbe fırsatını kaçırma:
- Firavun gibi son ana kadar bekleme. Fırsat varken tövbe et
Firavun’un cesedinin ibret olarak korunması ne anlama gelir?
Allah, Firavun’un cesedini ibret olsun diye korudu: “Bugün senin cesedini kurtaracağız ki, senden sonra gelenlere ibret olasın.” (Yunus 92)
Bu korumanın anlamı:
- Sadece bir kıssa değil, gerçek bir olaydır
- İbret alınması içindir
- Allah’ın vaadi gerçekleşmiştir
- Firavun’un cesedi, kıyamete kadar zulmün sonunun ne olduğunu gösterecek
