1. Anasayfa
  2. Uncategorized

Mus’ab b. Umeyr’in Hayatı ve Kişiliği


Allah yolunda hiç bir kınayıcının kınamasından korkmayacağımıza, Allah’a asla şirk koşmayacağımıza, hırsızlık ve zina yapmayacağımıza, çocuklarımızı öldürmeyeceğimize, hiç kimseye iftirada bulunmayacağımıza … söz veriyoruz. Medine’den gelen on iki kişinin Birinci Akabe Biatı’ndaki bağlılık ifadeleridir bu cümleler

Artık İslam, Mekke dışında da kabul görmeye başlamıştır. 621 yılının Zilhicce ayında bu bir avuç insan, inançlarını Resulullah (s.a.v) karşısında kesin bir şekilde mühürledikten sonra Medine’de kendilerine İslam’ı anlatmak ve diğerlerine de tebliğ etmek için bir öğretici isterler. Ve bu önemli görev için;

Allah Resulü (s.a.v); güler yüze, tatlı dile ve üstün bir ahlaka sahip olan Mus’ab b. Umeyr’i (r.a) seçer. Böylece, Allah’ın elçisinin elçisi olarak, Medine’ye ilk hicret eden sahabi Mus’ab b. Umeyr olacaktır. Mus’ab b. Umeyr (r.a.), görevi üstlenir ve Medine’ye ulaşmak üzere düşer yollara.

Bu teslimiyetiyle bize, hal diliyle “inanmak lafla olmaz, baş koymak gerekir” der çağlar ötesinden; er meydanına çıkacak kişinin kenarda köşede saklanma hakkının olmadığını, “Ben yapmayayım da filanca yapsın” deme lüksünün olmadığını gösterir, samimiyetiyle.

Ve Medine’ye ulaştığında, Medineli ilk Müslümanlardan Es’ad b. Zürare’nin (r.a evine yerleşir.

Yer: Es’ad b. Zürare’nin (r.a) evininin bahçesi Mus’ab (r.a.) etrafında bulunan Müslümanlara İslam’ı anlatmaktadır. Bu sırada güçlü bir ses duyulur ileriden:

Buraya zayıf akıllıları aldatmak için mi geldiniz! Hayatınızdan olmak istemiyorsanız terk edin burayı” Elinde mızrağı, bütün hiddetiyle konuşan; Evs kabilesinin reislerinden Üseyd b. Hudayr’dır.

Etrafta bulunanlar telaşlanırlar ama pek çok işkence ve hakarete Allah ve Resulü hatırına katlanan ve Resulullah’ın (s.a.v) özel terbiyesinde yetişen Mus’ab (r.a.), onun bu taşkın halini gayet sakin bir şekilde karşılar. Hakikat nasıl anlatılır, bunu bize gösterircesine seslenir Üseyd’e:

Biraz soluklanıp sözüme kulak verir misiniz? Hoşunuza gitmezse söylenenler, o zaman engel olursunuz.

Üseyd, bu nezaket dolu ifadeler karşısında teslim olur, saplar mızrağını yere ve başlar Mus’ab’ı dinlemeye. Dinledikçe ufkunda şimşekler çakar, sonsuzluk çiçekleriyle donanır yüreği, “Bu ne kadar güzel, ne kadar iyi bir sözdür.” der ve tekrar eder Mus’ab’la birlikte hayatına hayat katan o cümleyi: “La ilahe illallah Muhammedü’r-Rasulullah.

Ve çok geçmeden, Üseyd’i teslim alan hakikat Sa’d’ın da ruhunu kaplar ve dökülür dudaklarından teslimiyet muştusu. Ve o gün Sa’d b. Muaz (r.a.) önderliğinde bütün Evs, İslam’la tanışır. Artık Medine’nin bütün evleri tek tek aydınlanmaya başlamıştır.

Es’ad b. Zürare’nin (r.a.) evi bir Kur’an okuluna dönüşür; Medine’nin Daru’l-Erkam’ıdır artık evi. O, namaz kılacakları zaman imamları, ihtilaf ettikleri zaman hakemleridir. İnsanlara, yalnızca dine nasıl girileceğini göstermemiştir o.

Mus’ab bin Umeyr İslam’ın nasıl yaşanması gerektiğini öğretmiştir asıl, bütün hal ve hareketleriyle. Ve bir yıl sonra, miladi 622’de, Mus’ab b. Umeyr (r.a.) Medine’den yetmiş beş Müslüman ile birlikte Resulullah’la (s.a.v) Akabe’de buluşmak üzere Mekke’ye doğru yola çıkar. Tek kişi olarak ayrıldığı Mekke’ye yetmiş beş kişiyle dönüşü memnun eder Alemler Efendisi’ni. Ve Rahmet Peygamberi’nin (s.a.v) “Kanınız kanımdır… Affınız affım… Ben sizdenim, siz de benden!…” ifadeleriyle, İkinci Akabe Biatı’nda onurlanan heyetin başındadır o.

Yesrib’de ilk cuma namazını kıldırandır; Yesrib’i, Alemler Sultanı’nın hicretine hazırlayandır… … Uhud’da mübarek sancağı taşıma şerefi bahşedilir Mus’ab’a (r.a). Öyle ki; giydiği zırh ile Allah Resulü’ne (s.a.s) benzer, müşriklerden İbn Kamia’nın gözünde. Efendimize (s.a.v) saldırırken İbn Kamia, Mus’ab b. Umeyr (r.a.) çıkar karşısına.

Rahmet Peygamberi zannederek onu, önce sancağı tuttuğu sağ koluna indirir kılıcını, sancağı sol eline alınca ise sol koluna indirir… İki kesik koluyla sancağı göğsüne bastırıp: “Muhammed ancak resuldür. Ondan evvel daha nice peygamberler geçmiştir.” ayetini okuyarak Hz. Peygamber’e siper olmaya devam eder Mus’ab (r.a.).

Ve nihayetinde İbn Kamia’nın mızrağıyla son hicretini tamamlar ve kırk yaşında şehadet makamına yükselir Mus’ab b. Umeyr.

Mus’ab b. Umeyr; çağlar ötesinden bugüne, kendi “Yesrib”lerimizi “Medine” yapacak insan yetiştirmek için nasıl bir samimiyete ihtiyaç duyduğumuzun örneğidir.

Sadece bilgi sahibi olmaya değil, bildiklerimizi samimiyetle hayata geçirmeye muhtaç olduğumuzun bir nişanesidir. İşte bu nedenle; kim, nerede bulunuyorsa, bulunduğu yeri “Yesrib” kabul etmeli; gençler, Allah’a ve Resulüne iman eden herkes, kendisini Resul’ün “Mus’ab’ı olarak görmelidir.

Vakit; hiçbir bahanenin arkasına sığınmadan köyümüze, mahallemize, şehrimize, ülkemize, insanlığa Mus’ab b. Umeyr (r.a.) ufkunu taşıma vaktidir. Vakit, kendimizi değiştirmediğimiz müddetçe, insanların değişmesini bekleyemeyeceğimizi anlama vaktidir… Vakit “Mus’ab’laşma vaktidir. Vakte yemin olsun…

Yrd Doç Dr: Salih Kesgin

Kaynak: Diyanet Aile Dergisi / Ocak 2018 / bkz: 54-55

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir