Fiillerinde son derece hikmetle hareket eden Allah, eğer insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, yani ubudiyet ahitlerini unutanları adaleti ve intikamı gereği, daimi olarak kendilerinden meydana gelen günahları nedeniyle cezalandırsaydı Yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı, yeryüzünde dolaşıp hareket eden hiçbir canlı bırakmazdı. Çünkü hareket sahibi canlılardan bir çoğunun adalet sahasından saptığı bilinen bir gerçektir.
Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor, fazlı, hikmeti ve lütfu gereği katında belirlediği ve ölümleri için ilminde tayin ettiği bir zamana kadar geciktiriyor. Kesin olarak takdir edilen Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler (Nahl Süresi 61); geciktirmek veya öne almaları mümkün değildir. Tam tersine, takdir edildiği şekilde kesin olarak ölmeleri gerekmektedir.
Kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnat ediyorlar; iç dünyalarının kötülüğünden dolayı kendileri için çirkin gördükleri kız çocuk edinmeyi -eşi ve benzeri olmayan ve çocuk edinmekten münezzeh Allah’a nispet ettiler. Bununla beraber Allah katındaki en büyük sevap ve en yüksek derece anlamındaki En güzel sonucun kendilerinin olduğunu anlatan dilleri de yalanın örneğini veriyor; bu yalanları açık ve sarihtir. Tam tersine Hiç şüphesiz onlar için sadece ateş vardır ve onlar o azaba terk olunacaklardır (Nahl Süresi 62). Hak ettikleri cezayı çekmek için içinde ebedi kalacakları ateşe atılacaklardır.
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C: III / bkz: 59
