Ey Kur’an’ın rumuzlu ifadelerinin gizliliklerini ve işaret ettiği manaların müşkül yanlarını keşfetme arzusunda olan Kur’an okuyucusu! Kuran okuduğun zaman önce o kovulmuş şeytanın vesveselerinden, insanları susturmak için kelam sıfatıyla tecelli eden ve kullarını günahlardan ve onları ilgilendirmeyen bütün şeylerden koruyan Allah’a sığın (Nahl Süresi 98), iltica et! Çünkü şeytan ilahi kahrın eserlerinin lanetine uğrayarak huzuru ilahiden uzaklaştırılmış ve kovulmuştur. Heva ve gafletin askerleri olan boş hayaller ve çeşitli kuruntu ve şehvetleri doğuran vehimler şeytanın tuzak ve aldatıcı özelliklerindendir.
Gerçek şu ki: Allah’ın birliğine, kitaplarının ve peygamberlerinin gerçekliğine, vaat edilen kıyamet günü ve arz ve ceza gibi o günde meydana gelecek olan şeylere kesinkes iman edip, bununla beraber diğer olağan sebep ve vesilelere değil, yalnız mürebbileri olan Rablerine tevekkül edenler, yani prensip olarak bütün işlerini O’na teslim edip dayandıranlar üzerinde onun, şeytanın, bir hakimiyeti, üstünlük ve galebesi yoktur (Nahl Süresi 99)
Kesinkes inanmış müminler üzerinde nasıl şeytanın bir üstünlük kurması mümkün olabilir? Çünkü bu müminler ona karşı çok sert bir şekilde düşmanlık ve devamlı bir şekilde husumet beslerler., Onun hakimiyeti üstünlüğü, ancak onu dost edinenlere, onu sevenlere, sözünü kabul edenlere, sapkınlığını dinleyenlere ve emrine itaat edenlere, ve onu -saptırması, fitne sokması ve vesvese vermesi sebebiyle bir olan ve ortak ve çocuk sahibi olmaktan münezzeh Allah’a ortak koşanlaradır (Nahl Süresi 100)
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C: III / bkz: 78-79
