1. Anasayfa
  2. KUR'AN-I KERİM TEFSİRİ

Nahl Suresi 98: Kur’an Okurken Şeytandan Allah’a Sığınmak


Kur’an, hidayet rehberidir; şeytan ise bu hidayetin önündeki en büyük engeldir. Bu sebeple Kur’an okumak, sadece bir okuma faaliyeti değil; aynı zamanda bir bilinç ve korunma halidir. Nahl Suresi 98. ayet, mümine Kur’an’a başlarken şeytandan Allah’a sığınmasını emrederek, bu ilahi kelamla kul arasına girebilecek her türlü vesveseye karşı güçlü bir tedbir öğretir.

İnsana düşman olan şeytan, asıl adıyla İblis, insanı haktan uzaklaştırmak için her fırsatı değerlendirir. Onun düşmanlığı geçici değil, ilkesel ve süreklidir. Bu sebeple Kur’an okumak gibi en hayırlı bir amelde dahi, kulun dikkatli ve bilinçli olması gerekir.

Şeytan, Kur’an okuyan kulun kalbiyle okuduğu ayetlerin arasına girmeye çalışır. Yanlış okumaya, yanlış anlamaya, ayetleri hafife almaya ya da kalbi meşgul edecek vesveselere sürüklemek ister. İbn Kayyım el-Cevziyye’ye göre, şeytanın en büyük hilesi, kulun hayırlı amelden fayda görememesini sağlamaktır. Bu sebeple Yüce Allah, Resûlü’ne ve onun şahsında bütün ümmete açık bir ölçü öğretmiştir.

Nahl Suresi 98. Ayetin Açık Emri

Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: “Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın (Nahl Suresi, 98)”

Bu ayet, Kur’an okumaya başlamadan önce mutlaka “Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm” veya “Esteîzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm” diyerek Allah’a sığınmayı emretmektedir. Çünkü kul, ancak Allah’a sığınarak şeytanın şerrinden korunabilir.

“Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm” demek, “Kovulmuş olan şeytandan Allah’a sığınırım” anlamına gelir. Bu ifade, kulun aczini ve Allah’ın kudretini ikrar etmesidir. Haris el-Muhâsibî’ye göre, Allah’a sığınma bilinci olmayan bir ibadet, şekil olarak var olsa da ruh olarak eksiktir.

Allah, kendisine sığınan kulunu korur; onu korktuğu ve sığındığı şeyin şerrine terk etmez. Hasan-ı Basrî’nin ifadesiyle: “Allah’a sığınan, kaybolmaz; çünkü O, sığınılacakların en hayırlısıdır.”

Her ne kadar Nahl Suresi 98. ayet doğrudan Hz. Muhammed’e (s.a.v) hitap ediyor gibi görünse de, Kur’an’ın üslubu gereği bu emir aynı zamanda Kur’an okuyacak her Müslümana yöneliktir. Çünkü Resûlullah, ümmet için bir rehber ve örnektir.

İmam Gazalî’ye göre, Kur’an okumanın adabı; kalbi hazırlamak, niyeti düzeltmek ve şeytandan Allah’a sığınarak ilahi kelama yönelmektir. Aksi hâlde dil okur, kalp susar.

Kur’an ile Kul Arasına Girmemek İçin İlahi Tedbir

Şeytanın amacı, Kur’an ile kul arasına mesafe koymaktır. Bunu bazen gafletle, bazen aceleyle, bazen de yanlış anlamalarla yapar. Eûzü, bu mesafeyi kapatan ilahi bir sığınaktır.

Mevlana bu hakikati şu sözle ifade eder: “Hak söze kulak vermeden önce, nefsin ve şeytanın sesini sustur.” Eûzü, işte bu susturuşun anahtarıdır.

Kur’an okumak, sıradan bir okuma değil; Allah ile kurulan canlı bir bağdır. Bu bağın şeytan tarafından zedelenmemesi için ilahi bir koruma şarttır. Nahl Suresi 98. ayet, mümine bu korumanın yolunu açıkça göstermiştir.

Kur’an’a Eûzü ile başlayan, yalnızca dilini değil; kalbini ve aklını da Allah’ın muhafazasına teslim etmiş olur. Çünkü Allah’a sığınan, asla sahipsiz kalmaz.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir