Muhabbet ve aşk erbabından temkin ve dikkat ehline (ki bunlar tevhidin zirvesine ulaşmış, başkalarını tamamen yok etme gücüne sahip Mutlak sultanın kuşatıcı gücü sayesinde telvin ve taklit bağlarından kurtulmuşlardır) aşikardır ki, Zati sıfatlara göre cereyan eden ilahi işler Allah tarafından belirlenmiş zaman ve ecellere bağlanmıştır, ne bir an ileri gider ve ne de geriye alınır. Tam tersine, vakti geldiğinde kesin ve kati bir şekilde gerçekleşir ve asla geriye bırakılmaz. Ancak Hak Teala öne alınması ve geciktirilmesini kadim ilminde bir hükme bağlamışsa bu müstesna.
Bundan dolayı, Allah kullarına dua ve münacatı emretmiştir. Umulur ki O kul tarafından istenilen şeyi onaylar ve ona uygun hareket eder. Bir işin geri kalmasını ve öne alınmasını arzu etmek, sebepler ve vesileler zinciriyle sınırlanmış sapkın ve şaşkınların huylarındandır. Uluhiyet ve rububiyet konusunda şaşkın ve mütehayyır mutlak hürriyet sahibi kimseler ise meydana gelen olayları öne almazlar ve arkaya geçirmezler.
Bilakis, onlara göre, cereyan eden işlerin hepsi yeniden yaratılma yoluyla meydana gelmektedir. Sebep ve vesileler ancak vehim ve hayal edilen boş şeylerdir ki bunlar aslında yok hükmünde, izafi ve zaman ve mekanın tevehhümünden meydana gelen nispi itibarlardır. Ki bu zaman ve mekân, ezel ebet, evvel ahir, baş ve son kavramlarının anlaşılmasında sıkıntı çeken kişilere göre yok olan yönlere ayılmış iki terimdir. Bu sebeple, Allah Teala muradının gereği işinin meydana gelmesi olayını, o işin ortaya çıkması ve var edilmesine iråae ve dilemesinin bağlanması olduğunu kullarına haber vermiştir.
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C: III / bkz: 33
