İşte o iyi ile kötüyü ayıran kıyamet günü, kesin olarak gelecek gündür, vuku bulması şüphe götürmeyen bir gündür. O halde bu günün fitnesinden emin olmayı ve azabından kurtulmayı isteyen kimse bu dünyada Rabbine varan bir yol tutsun (Nebe Süresi 39. ayet)
Nebe (Amme) Suresi: İlahi tekliflerin sırları, Allah katından gelen hükümlerin hikmetli ve Allah’ın zatının kutsiyetinden indirilen emir ve yasakların maslahatları / yararları kendine keşf olunan kimse anlar ki; Uluhiyet ve rububiyetin gereği -kulun hevasının isteklerinin yerine getirilmesine ve nefsi emmarenin askerleri olan şeytanların boş vehim ve hayallerine uyulmasına engel olan- meşakkatli fiil ve davranışları nefse yükleyerek onu eğitmektir.
Eğer nefsin tabii kuvvetlerinin gereklerine karşı durulup engel olunmaz ve Allah tarafından emredilip kula yüklenilen taat ve ibadetler yerine getirilmezse, ilahi adaletin yoluna ulaşılamaz ve naim cennetine ulaştıran doğru yolda yürünülemez.
Bu durumun gereği olarak da, ilahi hikmet bu tür kimseyi elem verici azapla cezalandırmayı ve ebedi ve kalıcı cehennem ateşine koymayı gerektirir.
Bu nedenle Allah Teala hikmetinin gereği olaraktan, hayatı iki döneme ayırmıştır.
Akıllı ve arif olan kimse her ikisine de kesin olarak inanır ve birinci dönemde ikincisi için hazırlık yapar.
Birinci dönemle aldanıp ikincisine hazırlık yapmayan kimse, çalışmalarının sonunda hüsrana uğrayan kimselerden olur ki bu kimselerin dünya hayatındaki gayretleri boşa çıkmıştır.
Halbuki onlar iyi işler yaptıklarını zannediyorlardı.
Kısaca onlar, Rablerinin ayetlerini ve O’nunla karşılaşmayı inkar eden kimselerdi. Yaptıkları boşa çıkmıştır ve kıyamet gününde de yaptıkları herhangi bir değer ifade etmeyecektir. Çünkü ahiret hayatının varlığı ortada ve hakkında şüphe duyanlara karşı delilleri de çok açıktır. Öyle ki kendi aralarında söz konusu bu hayatın varlığı konuşuluyordu ama onlar bunu alaya alıyorlardı.
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:VI / bkz: 299-300
