1. Anasayfa
  2. Uncategorized

Neden Gıybet Ediyoruz? İşte Sebepleri


1-) Başka birine herhangi bir sebepten kızan kimse, kızdığı kimse hakkında konuşmaktan hoşlanır. İmanı kuvvetli değilse haliyle dili açılır ve kızdığı adama atar tutar. Gıybetin belli başlı sebeplerinden belki de en önemlisi kin ve hiddettir.

2-) Arkadaşlarının teşvik etmesi ve konuşturmaları kendinin de buna ayak uydurmasıdır. Arkadaşları onun yapmış olduğu dedikoduyu zevkle dinledikleri için, onlara sırt çevirmesi, sözü değiştirmesi veya meclisi bırakıp gitmesinin arkadaşlarının zoruna gideceğini ve bu sebeple kendini terk edeceklerini zannedip korkarak onlarla gıybet etmesidir.

3-) Yapılan bir işin kendi kötülüğüne ve hakkında dedikodu yapılacağına, herhangi bir vesile ile inanan kimse, kendi aleyhine dedikodu yapacağına inandığı kimsenin aleyhinde daha önceden konuşarak kendisine gelecek sözleri baştan çürütmeye çalışır.

4-) Kendisine yüklenilen bir suçtan kurtulmak için onu başkasına yüklemek için yapılan gıybettir. Mesela kendisine bir suç isnat edilir. Fakat o başkasının kusurlarından bahseder. Halbuki vazifesi başkasını suçlamak değil, kendisini savunmaktır.

5-) Kendisini bilgili, başkasını bilgisiz göstermek için yapılan gıybettir. Mesela; O cahildir, bu işlerden anlamaz, sözüne kıymet verilmez şeklindeki konuşmalardır.

6-) Haset (çekememezlik)tir. Bu şöyle olur; Bazen insanların birini övüp ondan övgüyle bahsetmelerine ve ona saygı göstermelerine dayanamaz ve onu insanların gözünden düşürmek ve kazandığı itibarı zedelemek için aleyhinde konuşulur.

7-) Şaka etmek, gülüp, eğlenmek ve bütün vaktini bununla geçirmek için başkalarının kusurlarını sıralamaktır. Bunun temeli de kendini beğenmeye dayanır.

8- ) Adamı küçük gördüğü için yüzüne karşı da, gıyabında da alay ve eğlence etmektir ki, buna sebep kendini büyük görüp, diğerini küçümsemektir.

ALİMLERİN GIYBET YAPMASI VE DÜŞTÜKLERİ HATALAR

İleri gelenlerde bulunan gıybet etmenin sebepleri de üç tanedir. En ince ve kapalı noktalar da bunlardır. Çünkü bunlar şeytanın iyilik diye tanıttığı kötülüklerin bir bölümüdür. Her ne kadar bunlar iyi bile olsa şeytan bunları kötülüklerle karıştırır ve onun iyiliğini giderir:

İlkinin çıkışı dindir, diyanettir. Herhangi birinin kusur ve bir hakikati inkar etmesine hayret etmesidir. ‘Falan adamın yaptığı bu işi acayip karşılıyorum’ der. Bunu söyleyen kimse bazen gerçekten doğru olanı söyler. Fakat onun burada görevi hiç kimsenin ismini zikretmeden, şu noktaya düşenlere şaşarım şeklinde konuşmasıdır.

Fakat, şeytan ne yazık ki boş durmaz ve konuşurken onun isim vermesine sebep olur. Böylece bilmeyerek gıybet bataklığına düşer. Mesela: ‘Falancanın falanca ile düşüp kalkmasına şaşıyorum. Çünkü o bilgisizin biridir’ demesi gıybetin bir çeşididir.

İkinci sebep, merhamettir. Adamın bulunduğu duruma üzülüp ‘Bu adamın hali beni cidden üzmüştür’ der. Bu iddiası görünüşte doğrudur. Fakat şeytan ona, o adamın ismini söyletir. Böylece gıybetine sebep olur. Acıması, merhameti, hayreti aslında hayır olduğu halde, bilmeden şeytan onun kazandığı sevapları yok etmek için acıdığı şahsın adını söyletir. Böylece onu gıybete sevk eder.

Üçüncü sebep, Allah’ın gazabıdır. Duyup gördüğü bir kötülüğe Allah’ın emirlerine aykırı olduğu için kızmasıdır. Allah için kızgınlığını ifade ederken, kızdığı adamın adını söyler. Halbuki onun adını ve kusurlarını teşhir etmeyecek, hiddetini, iyiliği, kötülüğü ise yasaklamakla ortaya koyacaktı. Gıybette yalnız yapılan işleri anlatmaya izin vardır, adamın (kişinin) adını açıklamaya izin yoktur.

(Haricen Not= Yukarıda da maddeler halinde açıklandığı üzere gıybetin sebepleri ve nedenleri pek çoktur ama asıl önemli genel sebepler bunlardır.

Gıybeti yaparken belirtildiği üzere yapılan işi anlatmaya izin verilip, yapan kişinin anılması yad edilmesi yasaklanmıştır. Velev ki bir toplumda olasınız ancak isim vermeden imalı imalı o ortamda bulunan birisinin kusurlarını ya gözüne bakarak yada herkesin bildiği bir kusurundan dolayı konuşasınız.

Bu hem gıybettir hem de o kişiyi toplumda rencide edip kalbini inciteceği için, sevaptan çok günaha; Allah’ın rızasından çok öfkesine sebep olacaktır belki de. Tabi ki doğrusunu ancak Allah (c.c) bilir)

Kaynak: İmam Gazali / el-İhya / C: III / bkz: 427-429

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir