Ey Resullerin en kamili… Şüphesiz Biz cömertlik makamımızdan kardeşin Nuh’u, ilahi adalet caddesinden saptıkları sırada kavmine kendilerine son derece can yakıcı bir azap gelmeden önce kavmini uyar, korkut ve sakındır diye gönderdik (Nuh Suresi 1. ayet). Bu azapta kopacak olan tufandır
Nuh kendisine vahiy geldikten sonra ‘Şöyle dedi. Ey kavmim!‘ Nuh kendisine yönelsinler ve rehberliği ile doğru yola girsinler diye onları -kavmim- diyerek kendisine nispet etti. “Şüphesiz, ben’ alim ve hakim olan Allah’ın izniyle “sizin için apaçık bir uyarıcıyım (Nuh Suresi 2. ayet)” ve korkutucuyum. Beni Rabbim gönderdi.
Bir ve her şeyin kendisine döndüğü ve muhtaç olduğu, ilah ve rab olmaya layık, nimet vermeye ve intikam almaya kadir olan “Allah’a ibadet edin. O”‘nun haramlarını ve yasaklarını işlemekten “sakının” ve size Allah’ın emir ve yasakları cümlesinden bildirdiğim şeyler hakkında “bana itaat edin” ve gereğini yapın “ki“
Allah Teala Kendisinden bağışlanma dilediğinizde ve samimi ve pişman bir şekilde O’na tövbe ettiğinizde “günahlarınızı bağışlasın ve sizi“‘ iman ve salih amelle bezenmeniz şartıyla en uzak “belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah’ın” sağlam hikmet üzere kullarının ölümlerine dair “belirlediği vakit gelince ertelenmez” ve erkene alınmaz. “Keşke bilseydiniz (Nuh Suresi 3-4. ayet)” ve hakim olan Allah’ın hikmetine, kudretinin ve iradesinin kemaline inansaydınız. Zira o takdirde belirlenen ecelin değiştirilmeyeceğini de bilirdiniz.
Nuh (a.s) onları doğru yola çağırmak ve iletmek hususunda bütün gayretini sarf etmesine rağmen kavmi doğru yola gelmedi, tam tersine ısrarlarını, zararlarını, inat ve büyüklenmelerini arttırdı.
“Nuh” kavmi inkar ve büyüklenmede çok ileri gidince Rabbine yakararak “şöyle dedi. Ey” beni doğru yol üzere büyütüp eğiten “Rabbim! Gerçekten ben” bana vahiy ve ilhamın uyarınca “kavmimi gece gündüz“, bıkıp usanmadan imana “davet ettim (Nuh Suresi 5. ayet)“
“Fakat benim” onlara “davetim” küfür ve azgınlıkta ki ısrarlarının neticesi olarak “ancak onların” iman ve itaatten “kaçışını arttırdı (Nuh Suresi 6. ayet)“
“Kuşkusuz, Sen” af ve rahmetinle “onların” günahlarını ve sürçmelerini “bağışlayasın diye kendilerini” şu kadar vakittir “her davet ettiğimde” daveti işitmemek için “parmaklarını kulaklarına tıkadılar” davetimden nefretlerinden ve bana olan sevgisizliklerinden dolayı yüzümü görmemek ve sesimi duymamak için başlarına “elbiselerini örttüler” oldukları hal üzere “direndiler ve” bana sövüp beni dövecek kadar “büyüklendiler (Nuh Suresi 7. ayet)
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:VI / bkz: 210-211
