Nur Suresi Hatimesinde Tevhid Ehline Yapılan İlahi Hitap
Nur Suresi’nin hatimesi, tevhid ehline yönelik sarsıcı ve diriltici bir çağrıdır. Bu çağrı, Hz. Mustafa’nın her şeyi kuşatan nurundan aydınlanmak isteyen mümine; edep, ihlas ve sünnete sadakat sorumluluğunu hatırlatır. Zira iman, yalnızca tasdik değil; Peygamber ahlakıyla şekillenen bir hayat nizamıdır. İmam Gazali’nin ifadesiyle, “Edebi olmayanın ilmi de, ameli de eksiktir.”
Ey Hz. Mustafa’nın her şeyi cami olan kandilinden ve her şeyi aydınlatan lambasından istifade etmeye çalışan muvahhid! Bu yol, sıradan bir yol değildir. Allah Teâlâ’dan niyaz, seni yaratılış gayene ulaştıracak istikamette yürütmesi ve maksadına erdirmesidir. Çünkü bu nurdan istifade, ancak edep ve teslimiyetle mümkündür.
Mevlana Celaleddin Rumi’nin dediği gibi: “Güneş doğmuştur; fakat perdeyi kaldırmak sana düşer.”
Tevhid-i zâtî yolunu gösteren Peygamber’e karşı edebi güzelleştirmek, bu yolun temelidir. Cenab-ı Hak, Rasûlü’nün hak, hukuk ve adabına dair mümine sorumluluklar yüklemiştir. Bu sorumluluklar, sevgiyle beraber saygıyı; muhabbetle beraber itaati gerektirir. Onun rütbesini, şanını ve yüce mertebesini gönülden çıkarmamak, iman iddiasının ispatıdır.
Hak ehli ve muhabbet erbabının izlediği sünnet; Peygamber ahlakının hayata yansımasıdır. Onun herkesçe bilinen güzel huylarından, meşhur ahlakından ve yaşanmış sünnetinden en küçük bir taviz bile, kalpte eksilmeye yol açar. Çünkü sünnet, yalnızca yapılacak işler değil; terk edilecek hâller de öğretir.
Sadi Şirazi bu hakikati şöyle dile getirir: “Ahlak, insanın aynasıdır; orada görünen, kalbin hâlidir.”
Azimetle Yaşamak, Ruhsata Alışmamak
Peygamber’in dininde ve şeriatinde belirlenen sınırlar ihmal edilmemelidir. Mümin, imkân nispetinde azimetle yani kesin hükümlerle yaşamalı; ruhsatlara ise zaruret hâlinde yönelmelidir. Çünkü ruhsatlar umum içindir, azimetler ise havas; yani kullukta derinleşmek isteyenler içindir.
Amelin azlığı ya da çokluğu değil; ihlasla yapılması esastır. İster azimet ister ruhsat olsun, her amel riyadan, gösterişten ve niyeti bulandıran her türlü kirden arındırılmalıdır. İhlas, amelin ruhudur; ruhu olmayan amel ise şekilden ibarettir.
Sakın ha sakın; ameline riya ve gösteriş bulaşmasın. Bu, şeytanın en sinsi tuzaklarındandır. Şeytan, özellikle halkın zayıflarını bu yolla doğru ve güzel yoldan, istikamet caddesinden saptırır. Kişiye amel yaptırır; fakat sevabını boşa çıkarır.
Mevlana’nın ifadesiyle: “İnsan, başkası için secde ederse, secdesi kendine dönmez.”
Nur Suresi Hatimesinin Son Çağrısı
Nur Suresi’nin hatimesi, tevhid ehline şunu fısıldar: İman; edep, sünnet, ihlas ve istikametle korunur. Kul, kendi gücüne değil; Allah’ın lütuf ve ihsanına sığınmalıdır. Allah (c.c) bizleri şeytanın aldatmalarından korusun ve yardımını esirgemesin
Amin
