1. Anasayfa
  2. VAAZLAR

Ölüm Bir Son mu Yeni Bir Başlangıç mı?


Ölümün Ardındaki Sonsuz Şafak

Gözlerimizi bir anlığına kapatalım ve düşünelim. Bu dünya hengamesi, bu bitmek bilmeyen telaş, bu hırslarımız… Hepsi bir gün, bir an ile son bulacak. Müşrikler, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) karşısına geçip, “Ölüm her şeyin sonudur, toprak olduktan sonra kim bizi diriltecek?” diye haykırırken aslında sadece bir bedeni değil, ruhun sonsuzluk özlemini de inkar ediyorlardı.

  • Onlara göre hayat keyfi bir oyundu; yaşayıp ölecek ve yok olup gidecektik. Ama kardeşlerim, kalbi olan bir insan, bu muazzam kainatın bu kadar sahipsiz ve bu kadar adaletsiz olduğuna nasıl inanabilir?
  • Rabbimiz o derin sessizliği Kur’an’ın sarsıcı ayetleriyle bozar. “Müslüman ile suçlu olan (mücrim) bir tutulur mu hiç?” diye sorar.
  • Düşünün bir an; ömrünü mazlumun ahını alarak geçirenle, gece yarısı gözyaşlarıyla secdeye kapanan bir tutulur mu?
  • Yetimin hakkını yiyenle, ekmeğini bölüşen aynı kapıdan mı geçecek?

Haşr Suresi bize fısıldıyor: “Cehennemliklerle cennetlikler asla bir olmaz!” Ölüm, iddia edildiği gibi bir “yok oluş” karanlığı değil; aksine, perdenin kalktığı, hakikatin gün gibi ortaya çıktığı o ebedi sabahın ilk ışığıdır. Bizim için ölüm, hesabın bittiği yer değil; gerçek hesabın başladığı o büyük mahkemedir.

Sen bu dünyada sıkıntı çekerken, alay edildin. “Bu kadar ibadete, bu kadar zahmete ne gerek var?” diyenlerin küçümseyen bakışlarına maruz kaldın. Onlar senin ahiret bilincini, senin ahlakını bir yük gibi gördüler. Ama unutma ki; Bakara Suresi’nde Rabbimiz söz veriyor: “Sonra her nefse kazandığı tastamam verilecek ve onlara asla haksızlık edilmeyecektir.”

Senin dökülen her damla gözyaşın, her sabrettiğin imtihan, o gün senin şahidin olacak. Müşriklerin “son” dediği o kapı, senin için vuslatın, rahmetin ve “İyi ki sabretmişim” diyeceğin o muazzam ödülün kapısıdır.

Ölmeden Önce Ölmek ve Uyanmak

Ölüm, keyfi bir son değil; insanın en gerçek, en yalın halidir. Bir gün o musalla taşına uzandığımızda, arkamızda kalan servetin, makamın hiçbir hükmü kalmayacak. Yanımızda sadece “salih amellerimiz” ve “el açıp yalvardığımız o samimi tövbelerimiz” kalacak.

Gelin, bugün ölümü bir yok oluş olarak görenlerin inadına; biz onu ebedi bir doğuş olarak görelim. Gelin, hesabın görüleceği o güne hazırlanalım ki; son nefesimiz bize bir karanlık değil, cennet kokulu bir müjde olsun.

Rabbim bizleri mahşerde yüzü ak olanlardan, cennetin kapısında “Selam size, tertemiz geldiniz!” nidasıyla karşılananlardan eylesin.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir