Kur’an-ı Kerim, cehennem azabını anlatırken insanın zihnini sarsan, kalbini titreten ifadeler kullanır. Bu ifadelerin amacı korkutmak değil; uyandırmak, gafleti dağıtmak ve insanı hakikatle yüzleştirmektir. Müddessir Suresi’nde geçen Sekar tasviri de bu uyarıların en çarpıcı örneklerinden biridir.
Sekar Ayetleri Ne Buyuruyor?
Kur’an’da şöyle buyrulur:
- Onu Sekar’a sokacağım.
- Sekar’ın ne olduğunu sen nereden bileceksin?
- O, içine atılandan ne bir şey bırakır ne de yakıp yok eder.
Bu ayetler, Sekar’ın sıradan bir ateş olmadığını; insan idrakini aşan, dehşetli ve süreklilik arz eden bir azap mekanı olduğunu açıkça ortaya koyar.
Sekar Nedir
Sekar, cehennemin isimlerinden biridir. Ancak bu isim, yalnızca bir mekanı değil; azabın niteliğini de ifade eder. Ayetlerde kullanılan dil, Sekar’ın:
- Yakıp bitirmeyen,
- Yok edip kurtarmayan,
- Acıyı sürekli canlı tutan
bir azap yeri olduğunu göstermektedir.
Ne Bırakır Ne de Yakıp Yok Eder Ne Demektir?
Bu ifade, Sekar azabının en çarpıcı yönünü açıklar. Tefsirlerde bu durum şöyle izah edilir: Sekar’a atılan inkarcıların bedenleri, dıştan başlayarak iç organlara, hatta kalplerine kadar hızla yanıp yok olur. Ancak bu yok oluş, bir son değil; azabın devamı için bir başlangıçtır.
Azap kesintiye uğramasın diye:
- Deriler yeniden yaratılır,
- Bedenler tekrar inşa edilir,
- Hissetme yetisi her defasında taze kılınır.
Böylece ceza:
- Alışılan bir acıya dönüşmez,
- Zayıflamaz,
- Etkisini kaybetmez.
Her seferinde ilk kez yaşanıyormuş gibi devam eder.
Azabın Sürekliliği ve İlahi Adalet
Bu tekrar, bir zulüm değil; inkarın sürekliliğine karşılık gelen ilahi bir adalettir. Dünyada:
- Hakikati bile bile reddeden,
- Uyarıları küçümseyen,
- Günahı sıradanlaştıran kimseler,
ahirette de sıradan bir sonuçla karşılaşmaz.
Kur’an’ın bu tasviri, insana şunu düşündürür: Dünyada geçici bir haz uğruna işlenen inkar ve isyan, ebedi ve kesintisiz bir pişmanlığa dönüşebilir.
Sekar Tasvirinin İnsana Verdiği Mesa
Sekar anlatımı, sadece korkutucu bir sahne değildir. Asıl hedef:
- Kalbi uyandırmak,
- Günahı hafife almamayı öğretmek,
- Sonra tevbe ederim düşüncesini sarsmaktır.
Çünkü insan çoğu zaman azabı uzak, günahı yakın görür. Kur’an ise bu algıyı tersine çevirir: Azap uzak değil; inkarın tabii sonucudur.
Sekar ayetleri bir tehditten önce merhametli bir uyarıdır. Allah Teala, kulunun bu akıbete sürüklenmesini istemez. Bu yüzden azabı açıkça anlatır ki insan:
- Kendine gelsin,
- Yolunu gözden geçirsin,
- Hakikate sırt çevirmesin.
vesselam…
