Ramazan ayı, nefsi terbiye eden ve kul ile Rabbi arasındaki bağı güçlendiren müstesna bir zaman dilimidir. Bu ayda orucu bilerek bozmak, özellikle cinsel ilişki yoluyla orucu ihlal etmek, İslam fıkhında ağır sonuçlar doğuran fiiller arasında yer alır. Kaza ve kefaret hükümleri, hem Kur’an ve Sünnet hem de fakihlerin içtihatlarıyla detaylı şekilde açıklanmıştır.
Ramazan’da Cinsel İlişki ile Orucun Bozulması
Ramazan ayında oruçlu iken, bilerek ve isteyerek düz veya ters cinsel ilişkiye giren (ki bu haramdır zaten) ya da bu fiile maruz kalan kimsenin, o günün orucunu kaza etmesi ve ayrıca kefaret yerine getirmesi gerekir. Bu hüküm, Hanefî mezhebinde açık ve nettir.
Cinsel ilişkide boşalma şartı aranmaz. Çünkü cinsel birleşme gerçekleştiğinde, şehvetin tatmini söz konusu olur ve orucun hikmeti ortadan kalkar. Bu sebeple boşalma olmasa dahi kefaret gerekir. Aynı şekilde anal ilişki de, şehveti söndürdüğü için kefareti gerektirir ki anal ilişki Kur’an ve sünnette haramdır.
Kadının Durumu: Gönüllü ve Zorlanmış Olması
Cinsel ilişkiye gönüllü olarak katılan kadının da, erkekle aynı şekilde hem kaza hem kefaret yükümlülüğü vardır. Zira cinsel ilişki iki taraflı bir fiildir ve hükümde eşitlik esastır.
Ancak kadın zorla cinsel ilişkiye maruz bırakılmışsa, bu durumda kadına kefaret gerekmez. Buna karşılık, kadının kocasını cinsel ilişkiye zorlaması halinde ise her iki taraf için de kaza ve kefaret gerekir.
İmam Muhammed’e göre, ikrah (zorlanma) gerçekleşmişse, zorlanan kimseye kefaret gerekmez. Ayrıca kadın, fecrin doğduğunu bildiği halde bunu bilmeyen kocasından gizler ve onunla cinsel ilişkide bulunursa, bu durumda sadece kadına kefaret gerekir.
Bu hüküm, niyet ve bilginin sorumlulukta ne kadar belirleyici olduğunu açıkça göstermektedir.
Ebu Hureyre (r.a)’den rivayet edilen hadis-i şerifte, Ramazan ayında orucunu bozan bir kimseye Resûlullah (s.a.v) şu sırayla kefareti emretmiştir:
- Bir köle azat etmek
- Buna gücü yetmezse iki ay peş peşe oruç tutmak
- Buna da gücü yetmezse altmış fakiri doyurmak
Bu hadis, kefaretin hem sıralı hem de bağlayıcı olduğunu ortaya koymaktadır.
Orucu Bozmanın Özürlü Halleri
Hastalık, yolculuk, hayız ve nifas gibi meşru mazeretler sebebiyle oruç tutulmaması farklı bir hükümdedir. Bu durumlarda kefaret söz konusu olmaz; yalnızca şartları oluştuğunda kaza gerekir. Ancak hiçbir mazeret olmaksızın Ramazan orucunu kasten bozan kimse hakkında Ebu Hureyre (r.a)’den rivayet edilen şu uyarı dikkat çekicidir:
“Bir kimse, mazeretsiz olarak Ramazan’da bir gün oruç bozsa, ömrü boyunca oruç tutsa yine de onu telafi etmiş olmaz.”
Kefaretin Düşmesi ve Düşmemesi Halleri
Kefareti yerine getirmesi gereken bir kadın hayız olur veya tuttuğu orucu bozmasını gerektirecek derecede hasta olursa kefaret düşer. Çünkü o gün oruç tutmak, o kişiler hakkında farz olmaktan çıkmıştır. Kefaret ise kişinin oruç tutması gereken günde oruç tutmaması durumunda söz konusu olur. Kefaret Allah hakkı olarak sabit olur. Ancak hastalık ve hayız kişinin elinde olan bir şey değildir. Bu konuda ne erkeğin, ne de kadının bir rolü vardır
Buna karşılık, kefaretle yükümlü olan kadın veya erkek yolculuğa çıkarsa, kefaret düşmez. Kişi zorla yola çıkarılmış olsa bile hüküm değişmez. Çünkü yolculuk insan iradesiyle gerçekleşen bir fiildir ve kefaret, Allah hakkı olarak sabit olmuştur.
