1. Anasayfa
  2. VAAZLAR

Sabırla Gelen Ebediyet ve Arzuların İnsanı aldatması


İnsan çoğu zaman zararı kazanç, kazancı ise zarar zanneder. Nefsin sevdiği arzular, geçici bir lezzet sunarken ebedî bir pişmanlığın kapısını aralayabilir. Hâlini düzeltmene engel olan şey, istek ve arzularını sevmen ise; o hâlde kirden arınmış, ebedî ve yok olmayan arzuları talep etmelisin. Zira insan, neyi severse onun esiri olur; neyi isterse onunla imtihan edilir.

Arzularını gözetmek istiyorsan, sana vereceği lezzete değil; doğuracağı zarara bak. Çünkü nice bir lokma vardır ki, arkasından gelecek birçok lokmayı yemeye engel olur. Akıl, anlık isteği değil; uzun vadeli selameti tercih etmektir.

Düşün ki bir tabip, hastasına şunu söylüyor: Üç gün boyunca soğuk su içmezsen, ömrün boyunca rahatça su içebilirsin.

Şimdi aklın hükmü nedir?

İnsan, kısa bir sabra katlanarak uzun bir huzuru mu seçmelidir, yoksa arzusunu hemen tatmin edip ömür boyu pişmanlık mı çekmelidir?

Dünya Ömrü ve Ahiret Mukayesesi

Cennet ehlinin ebedî nimetleri ve cehennem ehlinin bitmeyen azabı yanında, senin dünya hayatın üç günden bile kısadır. Bu kadar kısa bir sürede yapılan tercih, sonsuz bir sonuca kapı aralamaktadır. Geçici bir sabır, ebedî bir selamet doğurur; geçici bir haz ise ebedî bir hüsrana dönüşebilir.

Arzu ve isteklere sabretmenin acısı mı daha şiddetlidir, yoksa ateşin acısı mı? Mücahedeye sabredemeyen bir kimse, ahiretteki azabın ağırlığına nasıl dayanabilecektir?

Dünya hayatında gösterilen sabır, ahiretin rahmet kapısıdır; dünya şehveti ise azabın habercisidir.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir