Onlardan hiç kimse kendileri için, yaptıklarına karşılık Hak Teala cihetinden gözler aydınlığı olacak şeylerden neler gizlenmiş, neler hazırlanmış olduğunu bilemez (Secde Süresi 17. ayet), göremez.
Onlar için hazırlanan bu şey ise O’nun kerim olan veçhini görmek suretiyle O’na kavuşma şerefini elde etmeleridir. İşte yüce Allah da hazırladığı bu şeyi ancak onların tam bir samimiyetle Hakkı kendi nefislerine tercih etmek suretiyle yaptıkları şeye karşılık olarak hazırlamıştır.
Öyle ya iman eden kimse, fasık olan gibi olur mu? Onlar eşit olamazlar (Secde Süresi 18. ayet). Yani ey haddi aşan, nankör, asılsız zanlara kapılan inkarcılar! Siz Allah’ın vahdaniyetine yakinen inanan ve imanını teyit eden salih amelle muttasıf olan muvahhid bir müminin; iman, ihlas bağından kurtulan ve bunların korunması için varid olan şer’i sınırların dışına çıkan fasık bir kimse gibi mi olacağını zannediyorsunuz? Haşa, bilakis onlar şeref, kemal, başarı ve nail olma bakımından asla bir değillerdir
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:IV / bkz: 338-339
