Şeytanın en çok kullandığı, en hızlı sonuç aldığı ve kalbe en yakın bulduğu gedik gözdür. Çünkü göz, sadece bir görme organı değildir; kalbe açılan en geniş ve en savunmasız kapıdır. Gözle giren şey, çoğu zaman akla uğramadan kalbe ulaşır. Bu sebeple göz, şeytan için doğrudan hedef haline gelir.
Gözün bu kadar etkili olmasının birkaç temel sebebi vardır:
- Kalbe en yakın uzuvdur. Gözle görülen şey, uzun muhakemelere ihtiyaç duymadan kalpte iz bırakır.
- Kalbe yükü en hafif olandır. Bir söz işitmek, bir fiil işlemek çaba ister; fakat bakmak neredeyse zahmetsizdir. İşte bu “kolaylık”, tehlikeyi büyütür.
- Şehveti en hızlı uyandırandır. Şehvetin ilk kıvılcımı çoğu zaman bakışla başlar. Kalp henüz farkına varmadan, nefis harekete geçer.
Bu yüzden Kur’ân, iffetin korunmasında ilk emri göze verir: “Mümin erkeklere söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar (Nur 30)”
Şeytan, ibret için bakılması gereken şeyleri haz ve eğlence nesnesine dönüştürmeye çalışır. Yaratılışın hikmeti unutulur, suret ön plana çıkarılır. Göz artık tefekkür için değil, tüketim için kullanılır.
Bir anlık gafletle bakış yönünden sapar; ardından kalbe zehir damlatılır. Bu zehir hemen öldürmez. Önce duyarsızlaştırır, sonra alışkanlık hâline getirir, en sonunda da günahı sıradanlaştırır. İslam alimleri bu yüzden “harama bakış, kalbin okudur” demişlerdir. Ok hedefi deldiğinde değil, saplandığında tehlikelidir. Çünkü çıkarılması zaman alır ve iz bırakır.
Bakıştan Günaha Giden Yol
Şeytan bu süreci belli bir plan dâhilinde işletir:
1. Bakışlarla Şehvet Tohumları Eker: Masum gibi görünen bakışlar, kalpte iz bırakır. “Bir şey olmaz” düşüncesiyle yapılan her bakış, toprağa atılan bir tohumdur.
2. Hayallerle Bu Tohumu Sular: Bakış sona erer; fakat hayal başlar. Şeytan, görüleni zihinde tekrar tekrar canlandırır. Artık günah dışarıda değil, iç dünyadadır.
3. Arzu ve Temennilerle Büyütür: “Keşke”, “olsaydı”, “bir defa” gibi düşüncelerle istek derinleşir. Nefis bu noktada kalbe baskı yapmaya başlar.
4. Azmi Kırar, Hassasiyeti Zayıflatır: Başlangıçta rahatsızlık veren şey, zamanla normalleşir. Günaha karşı direnç azalır, kalbin sesi kısılır.
5. Günahı Sıradanlaştırır: En tehlikeli aşama budur. Artık günah savunulur, hatta başkalarına da normal gösterilir. Kalp, savunma refleksini tamamen kaybeder.
İşte bu yüzden göz ihmal edildiğinde, kalbin savunma hattı çöker. Kalp düştüğünde ise diğer uzuvların direnmesi mümkün olmaz.
Hakikati Saptırma Hilesi
Şeytan, ilmi zayıf, kavramları karışık veya nefsini süsleyen kimselere daha ince bir tuzak kurar. Onlara, bakılan suretlerin “Allah’ın sanatına delil” olduğunu fısıldayarak sınırları aşmayı meşrulaştırmaya çalışır.
Burada hakikat çarpıtılır. Evet, kainattaki her şey Allah’ın sanatıdır; fakat harama bakarak tefekkür olmaz. Çünkü haram, hikmet değil fitne üretir.
Şeytan bu noktada daha da ileri gider:
- Hak ile batılı karıştırır: Doğru bir kavram, yanlış bir yerde kullanılır.
- Yanlış inançları süsleyerek sunar: Nefsani bakışlar, sözde “derin düşünce” kisvesine büründürülür.
- İnsanı iffetli görünüm altında saptırır: Dışarıdan bakıldığında ölçülü gibi duran, fakat iç dünyası kararmış bir hâl ortaya çıkar.
Böylece kişi sadece kendisi sapmakla kalmaz; farkında olmadan başkalarını da sürükleyen bir araca dönüşür. Günah artık şahsî olmaktan çıkar, yaygınlaşır.
Göz Korunursa Kalp Korunur
Göz, kalbin aynasıdır. Aynaya düşen leke, kalbe yansır. Bu yüzden müminin ilk muhafaza etmesi gereken yer gözdür. Göz haramdan sakındığında, nefis zayıflar; nefis zayıfladığında şeytan geri çekilir.
Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurur: “Bakış, şeytanın zehirli oklarından bir oktur.”
Bu oku kalbe saplatmamak, uyanıklık ister. Kurtuluş; bakışı disipline etmekte, gafleti erken fark etmekte ve kalbi sürekli murakabe altında tutmaktadır.
