Şeytan kulun kalbine bakar. Çünkü o sürekli kalpleri gözetlemektedir.
Kalpler onun için açılmış, nefsler de onun önüne serilmiş vaziyettedir. O da bu şekilde, kendisine verilen görevi ve kula yaptıracağı kötü ameli görür. Şeytan, kulun kalbinde bir niyet gördüğünde ve bu niyetin kalpteki zulmet ve karanlığa tesir edişine şahit olduğunda, kalpteki yerini ve kalp üzerindeki hakimiyetini pekiştirir. Kötü bir amele yönelik niyetler, esas olarak üç unsurun tesiriyle ortaya çıkar. Bu üç unsurun dallarını saymak mümkün değildir. Çünkü her kulun niyeti, kendi gayesine göredir.
Bu üç unsurun ilki, Heva’dır. Heva, nefsin geçici dünyalıklardan aldığı zevk veya bunlara yönelik temennisidir.
İkincisi aklın afetlerinden olan uzvi bir cehalet veya hareket ve sükun iddiasıdır.
Üçüncüsü de kalp aşkıdır.
Bu üçünden hangisi olursa olsun kalbe tesir ettikleri zaman, nefs vesvesesi ve ona bağlı olup daima zemmedilen şeytanın varlığı gündeme gelir.
Bu üç unsurun ortaya çıkışı da şu üç esastan birinin etkisine bağlıdır:
Cehalet; Gaflet veya gereksiz dünya malının peşine düşmek. Bu üçü de kulu ilgilendirmeyip dünyaya izafe edilen fikir ve fiillerden ibarettir. Kul için en hayırlısı; nefsle cihad etmek, şeytanın nefsi sürüklemesine izin vermemek ve eğer bunlar dünya fuzuliyatının mübah işleri ise, uzuvların bu cihetteki hareketlerine set çekmektir. Eğer bu üçü, haram kılınan fiiller için varid olmuşlarsa o takdirde kulun uzuvlarını bu istikamette hareket etmekten çekmesi gerekir.
Kalbi bunları anmakla neşe buluyor, hazları da onların peşinde gidiyorsa, bunlar kulun kalbi ile yakin arasında aşılmaz bir engel teşkil ederler. Eğer bunlar, mübah fiillerle gündeme geliyorlarsa o takdirde kalbinin gafletlerin yatağı haline gelmemesi için bunları kalbinden dışlayıp atması onun için daha hayırlı olur. Aslında bunların hepsi, Allah Teala’nın kalpleri çevirmek için koyduğu sınama (ve onları döndürme için vazettiği imtihanlardandır
Kaynak: Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı (Kutü’l-Kulub) / C: I / bkz: 413-414
