1. Anasayfa
  2. BİLGİBANK

Şeytanın Korktuğu Şey: Nur, İstiaze ve Marifetin Gücü


İnsan hayatı, doğumdan ölüme kadar süren büyük bir manevi mücadelenin sahnesidir. Bu mücadelenin en sinsi tarafında ise insanın apaçık düşmanı olan şeytan yer alır. Ancak şeytan, her ne kadar sinsi ve kadim bir düşman olsa da, onun da karşısında çaresiz kaldığı, titrediği ve yolunu değiştirdiği bir güç vardır: Marifet Nuru. Allah’ı hakkıyla tanıyan ve O’na sığınmanın (istiaze) hakikatine eren bir kalp, karanlıkları dağıtan bir meşale gibi şeytanın tüm ordularını bozguna uğratır.

Şeytanın en çok korktuğu şey, bir müminin kalbinde parlayan “marifet nuru“dur. Allah’ı bilmek, O’nun yüceliğini kavramak ve her an O’nun huzurunda olduğunun bilincinde olmak, kalpte bir şua meydana getirir. Eğer henüz o yüksek marifet makamına erişemediysek, samimiyetle edilen bir istiaze (Euzü çekmek) bizi o zirveye taşır. Bu nur, şeytanın gücünü kırar, ordusunu dağıtır ve ruhumuzda açmak istediği yaraları anında iyileştirir.

Şeytan Ne Zaman Ümidini Keser?

Şeytan, bir kulun kendi tuzaklarına karşı sarsılmaz bir sadakatle direndiğini gördüğünde ondan ümidini keser ve uzaklaşır. Ancak bu bir veda değildir. O, bir hırsız gibi sinsice geri döner ve kalbin kapılarını yoklar. Unutulmamalıdır ki onun düşmanlığı eskidir ve insanın damarlarında dolaşan kan gibi vücudun her noktasına sızmaya çalışır. Bu yüzden mümin, uyanıklığını (teyakkuz) asla elden bırakmamalıdır.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir