1. Anasayfa
  2. VAAZLAR

Şeytanın Son Sözü: Beni Değil Kendinizi Kınayın

İnsanın hatalarını dış güçlere yükleme eğilimini sorgulayan çarpıcı bir ifade. Bu söz, kötülüğün kaynağını şeytanda değil, insanın kendi iradesinde araması gerektiğini vurgular; sorumluluktan kaçışa karşı güçlü bir yüzleşme çağrısıdır.


Dünya hayatı dediğimiz şu kısacık yolculukta, en çok güvendiğimiz dostların bile bizi yarı yolda bıraktığı anlar olur. Ama öyle bir dost vardır ki, onun ihaneti diğerlerine benzemez. O, gün boyu fısıldar, gece boyu vesvese verir, yıllarca peşimizden gelir, her adımımızı izler, her nefesimizi takip eder. Ve sonra, iş işten geçtiğinde, hesap günü geldiğinde, ellerini ovuşturur ve der ki:

“Beni suçlamayın, kendinizi kınayın. Ben sadece teşvik ettim, siz kabul ettiniz. Ben sadece fısıldadım, siz dinlediniz. Ben sadece gösterdim, siz gittiniz.” İşte şeytanın son sözü budur. İşte onun son oyunu budur. Ve işte o gün, pişmanlık ateşiyle yananlar, ne yapacaklarını bilemez bir halde kalakalırlar.

Şeytanın Dünyadaki Süslemeleri: Kötülüğü Güzelleştirme Sanatı

Şeytanın en büyük ustalığı, kötülüğü güzelleştirmesidir. O, öyle bir sanatkârdır ki çirkini güzel, pisliği temiz, zehri bal gibi gösterir insana. Günahı alıp eline, onu ışıl ışıl parlatır, rengârenk süsler, göz alıcı bir pakete koyar ve sunar insana. “Al” der, “Bu senin için, bu sana layık, bu seni mutlu edecek.” İnsan da o parlaklığa aldanır, o süse kanar, o gösterişe inanır. Bilmez ki o parlak paketin içinde zehir vardır. Bilmez ki o güzel görüntünün ardında azap vardır. Bilmez ki o tatlı sunumun sonunda acı vardır.

Kur’an-ı Kerim’de bu gerçek ne güzel anlatılır: “Şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterir ve ‘Bugün insanlardan kimse size galip gelemez, ben de sizin yardımcınızım’ der. Fakat iki ordu karşılaştığında, gerisin geri kaçar ve ‘Ben sizden uzağım, ben sizin görmediğiniz şeyleri görüyorum, ben Allah’tan korkarım’ der.” (Enfal Suresi, 48) İşte şeytanın karakteri budur. Önce süsler, sonra teşvik eder, sonra yalnız bırakır.

  • Peki ya biz?
  • Biz bu oyunu kaç kez yedik?
  • Bu tuzağa kaç kez düştük?
  • Bu ihaneti kaç kez yaşadık?

Ve hâlâ, her seferinde yeniden aldanmaya devam ediyoruz. Çünkü şeytan usanmaz, yorulmaz, bıkmaz. Her seferinde aynı oyunu oynar ve her seferinde biz onu yemeye devam ederiz.

Hesap Gününde Şeytanın Söyleyecekleri: “Beni Suçlamayın!”

Şimdi gözümüzün önüne getirelim o korkunç günü. Mahşer meydanı kurulmuş, insanlar toplanmış, hesap başlamak üzere. Dünyada iken birbirlerine “Hadi yap, günah değil” diyenler, “Herkes yapıyor, sen niye yapmıyorsun?” diye teşvik edenler, “Allah affeder, sen yeter ki yaşa” diye fısıldayanlar… İşte onların hepsi bir araya gelmiş. Ve şimdi hesap vakti.

O zaman şeytan, işte tam o zaman, kendine uyanlara döner ve şöyle der: “Allah size gerçek bir vaat vaat etti, ben de size vaat ettim ama sizi aldattım. Benim size karşı bir gücüm yoktu. Sadece sizi çağırdım, siz de bana uydunuz. Öyleyse beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ben sizin kurtarıcınız değilim, siz de benim kurtarıcım değilsiniz. Ben, daha önce beni Allah’a ortak koşmanızı da reddediyorum.” (bkz: İbrahim Suresi, 22)

İşte şeytanın son sözleri. İşte onun son ihaneti. Dünyada iken ne kadar tatlı dilli, ne kadar cana yakın, ne kadar samimi görünüyorsa, ahirette o kadar soğuk, o kadar mesafeli, o kadar acımasızdır. Çünkü onun derdi insan değil, insanın helakıdır. Onun amacı insanı kurtarmak değil, insanı batırmaktır. Onun hedefi insanı yükseltmek değil, insanı düşürmektir.

Sadi Şirazi ne güzel söylemiş: “Düşmanın sana gülümsemesi, seni uyutmak içindir. Uyandığında, çoktan ellerini kollarını bağlamış olur.” İşte şeytan da böyledir. O güler yüzlüdür, o tatlı dillidir, o samimi görünür. Ama aslında ne yaptığını çok iyi bilir. O, seni oyalar ki vakit geçsin. O, seni eğlendirir ki tövbe etmeyi unutasın. Ve sonra, ansızın gelir hesap günü ve sen uyanırsın. Ama iş işten çoktan geçmiştir.

İstek ve İrade Kuldan, Muvaffakiyet Allah’tan

İşte bütün bu gerçekler karşısında insanın yapması gereken şey, iki şeyi birbirinden ayırmaktır: İstek ve irade kuldan, muvaffakiyet Allah’tandır. Yani insan isteyecek, insan irade edecek, insan çabalayacak, insan gayret edecek. Ama sonucu yaratacak olan, başarıyı verecek olan, muvaffak kılacak olan yalnızca Allah’tır.

Biz isteriz, Allah dilerse olur. Biz yöneliriz, Allah izin verirse varırız. Biz çabalarız, Allah yardım ederse başarırız. Yoksa ne isteğimiz yeterlidir ne irademiz ne de çabamız. Her şey O’nun yardımı ile mümkündür ve bu yardımda kişide ki samimiyet ile doğru orantılıdır. Doğrusunu Allah bilir.

Yapmamız gereken şey, hem çalışmak hem dua etmek. Hem gayret göstermek hem Allah’a sığınmak. Hem irade ortaya koymak hem de neticeyi O’ndan beklemek. Çünkü istek ve irade kuldan, muvaffakiyet Allah’tandır. Bu dengeyi iyi kurmalı, bu gerçeği hiç unutmamalıyız.

Korunma Duası: Şeytanın Şerrinden Allah’a Sığınmak

Bütün bu anlattıklarımızdan sonra, yapılacak en doğru şey, her zaman, her durumda, her an Allah’a sığınmaktır. Çünkü O’ndan başka koruyan yoktur. O’ndan başka kollayan yoktur. O’ndan başka sığınılacak yoktur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bize bu konuda en güzel duaları öğretmiştir. Sabah akşam okuduğu dualar, yatarken okuduğu sureler, uyanırken söylediği zikirler, evden çıkarken okuduğu ayetler… Hepsi bizi şeytanın şerrinden korumak içindir. Ayetü’l-Kürsi, Felak, Nas, İhlas sureleri... Bunlar bizim kalkanımızdır, bizim silahımızdır, bizim sığınağımızdır.

İmam Gazali der ki: “Şeytan, Allah’ı anan kalbin etrafında döner durur. Ama o kalbe giremez. Çünkü o kalp, Allah’ın kalesidir. Kaleye girmek isteyen düşman, ancak kale duvarlarında gedik bulursa girebilir. O gedik de gaflettir.

Ne kadar güzel bir benzetme değil mi? Kalbimiz bir kale, şeytan düşman, gaflet ise duvardaki gedik. Biz ne kadar çok Allah’ı anarsak, o gediği o kadar kapatırız. Biz ne kadar çok zikredersek, o kaleyi o kadar sağlamlaştırırız. Biz ne kadar çok ibadet edersek, o duvarları o kadar yükseltiriz. Ve şeytan, o sağlam kaleye giremez, o yüksek duvarları aşamaz, o korunan kalbe yaklaşamaz.

Şeytan, işte böyle bir varlıktır. O, dünyada süsler, ahirette yalnız bırakır. O, burada teşvik eder, orada terk eder. O, şimdi dost görünür, sonra düşman kesilir. Ona aldananlar, onun peşinden gidenler, onun sözüne kananlar, sonunda pişman olurlar. Ama iş işten geçmiştir artık. Pişmanlık fayda vermez, gözyaşı yetmez, yakarış duyulmaz.

Allah’ım, bizleri insî ve cinnî şeytanların şerrinden koru. Onların tuzaklarına düşmekten muhafaza eyle. Onların vesveselerine aldanmaktan sana sığınırız. İstek ve irade bizden, muvaffakiyet sendendir. Bizi doğru yola ilet, bizi sırât-ı müstakimden ayırma. Amin.

Mevlana’nın dediği gibi: “Düşmanın en akıllısı, sana düşman olduğunu belli etmeyendir.” Şeytan işte o en akıllı düşmandır. Ama biz de ondan daha akıllı olalım. Onun oyunlarını bilelim, tuzaklarını tanıyalım, hilelerini fark edelim. Ve her defasında, her durumda, her an Allah’a sığınalım. Çünkü O, en iyi koruyandır. O, en güçlü sığınaktır. O, en merhametli dosttur.

Şeytan neden insanı doğrudan zorlamaz?

Çünkü onun yöntemi zorlamak değil, süslemektir. Şeytan:

  • Günahı cazip gösterir
  • Kötülüğü normalleştirir
  • Yanlışı “hak” gibi sunar

Böylece insan, kendi isteğiyle yanlışa yürür.

Şeytanın “Beni suçlamayın” sözü ne anlama gelir?

Bu söz, sorumluluğun tamamen insana ait olduğunu bildirir. Şeytan sadece çağırır, fısıldar ve teşvik eder. Karar ise kulundur.

Bu yüzden hesap günü:

  • Bahane kalmaz
  • Suç ortaklığı geçersiz olur
  • Herkes kendi tercihiyle yüzleşir

“Gaflet” tam olarak nedir?

Gaflet, Allah’ı unutarak yaşamaktır. Yani:

  • Günah işlerken hesaba katmamak
  • Ölümü uzak görmek
  • Tövbeyi ertelemek
  • “Sonra bakarız” demek

Gaflet, şeytanın kaleye girdiği en büyük gediktir.

Şeytan günahı nasıl “güzel” gösterir?

  • Özgürlük gibi sunar
  • Mutluluk vaadi verir
  • Herkesin yaptığını söyler
  • Allah’ın affını yanlış anlatır

Ama paketin içindeki hakikat hep aynıdır: pişmanlık.

“İstek ve irade kuldan, muvaffakiyet Allah’tandır” ne demektir?

Kul:

  • Yönelir
  • Gayret eder
  • Karar verir

Allah:

  • Yardım eder
  • Sonucu yaratır
  • Muvaffak kılar

Yani sorumluluk kulda, başarı Allah’tandır. Bu denge bozulursa ya kibir doğar ya ümitsizlik.

Şeytandan korunmanın en güçlü yolu nedir?

  • Zikir
  • Dua
  • Kur’an
  • Ayetü’l-Kürsi
  • Felak ve Nas

Ama hepsinin özünde şu vardır: Gafletten uyanıklığa geçmek.

Gaflette olduğumuzu nasıl anlarız?

Şu belirtiler varsa dikkat:

  • Günah kalbi rahatsız etmiyorsa
  • Tövbe sürekli erteleniyorsa
  • İbadet alışkanlık gibi yapılıyorsa
  • Ölüm nadiren akla geliyorsa

Bunlar gafletin sessiz işaretleridir.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir