Mümin için ağızdan çıkan her söz bir taahhüt, Allah adına edilen yemin ise ağır bir emanettir. İmam Gazali, İhya’da yemini bozulmuş bir sözü, kalpte açılmış bir yara olarak niteler. Bu yaranın merhemi ise, sadece bir “ceza” değil, aynı zamanda toplumsal bir yarayı saran “kefaret”tir. İslam, kulun Rabbiyle olan ahdini bozmasının bedelini, bir yoksulun karnını doyurmak veya sırtını giydirmek gibi ulvi bir hayırla ilişkilendirmiştir.
Kefaretin Üç Yolu: Azad Etmek, Giydirmek veya Doyurmak
Kur’an-ı Kerim’in çizdiği çerçevede yemin kefareti, imkanlar nispetinde şu yollarla gerçekleştirilir:
1. Giydirme ve Tesettürün Vakarı
On yoksula, orta halli bir insanın ihtiyacını karşılayacak kıyafet temin etmek bir seçenektir. Burada kadına verilecek elbisenin, namaz kılabileceği şekilde tüm bedenini ve başını örtmesi şart koşulmuştur.
2. İyilikte Ölçü: On Yoksulu Doyurmak
Kefaretin en yaygın yolu, on yoksulu doyurmaktır. Bu, ister bizzat yemek yedirerek ister yiyecek maddesi vererek gerçekleştirilebilir. Fıkıh alimlerimiz, bu doyurmanın “iki tam öğün” (sabah-akşam) olması gerektiğinde hemfikirdir.
Kefarette asıl olan “on kişinin” tam olarak doyurulmasıdır. Bu noktada fıkıh, matematiksel bir kesinlik ve disiplin getirir:
- Bütünlük Şartı: On kişiye sadece sabah kahvaltısı, başka on kişiye sadece akşam yemeği vermek kefareti tamamlamaz. Çünkü ayet, “on yoksulu doyurmayı” bir bütün olarak emreder.
- Süreklilik: Bir yoksula on gün boyunca sabahlı akşamlı yemek vermek de caiz görülmüştür.
Ramazan Bereketi ve İftar-Sahur Dengesi
Ramazan ayında kefaret ödemek isteyen bir mümin, bir yoksula yirmi gün boyunca sadece iftar veya sadece sahur verirse, bu da on yoksulu iki öğün doyurmak hükmüne geçer.
- Mevlana‘nın dediği gibi; “Cömertlikte akarsu gibi ol.” Yeminle bozulan manevi denge, ancak samimi bir cömertlik ve doğru usul ile kurulan bir sofra ile yeniden tesis edilir.
Yemin kefareti, sadece fıkhî bir borç ödeme işlemi değildir; Hasan-ı Basri’nin ifadesiyle, dilin sürçmesine karşı kalbin bir özrüdür. Mümin, verdiği yemeği veya giydirdiği elbiseyi, aslında kendi ahiret azığı olarak hazırlamalıdır.
