1. Anasayfa
  2. Uncategorized

Şuara Süresi 192-209 Arası Ayet Meali


Muhakkak ki o Kur’an geçmiş kitaplar gibi alemlerin Rabbinin indirmesidir (Şuara Süresi 192. ayet)

Diğer kitapları olduğu gibi Onu Ruhu’l-emin Cebrail, uyarıcılarda olasın diye, gönderildiğin insanların diline uygun olarak delâlet ve işaret ettiği manası apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir (Şuara Süresi 193-194-195. ayet)

Ey resullerin kamili! Cebrail Kur’an’ı senin kalbine -diğer peygamberlerin yaptığı gibi- kavminden gaflet ve aldanma içinde bulunanları uyarman maksadıyla uyarıcılardan olman için indirmiştir. Cebrail ilahi vahyi hiçbir değişiklik yapmadan ulaştırılması gereken kimseye iletme emanetini yüklendiği için Ruhu’l-emin diye isimlendirilmiştir. Ayrıca Arapça indirilmesinin sebebi; eğer geçmiş kitaplar gibi yabancı dille indirilmiş olsaydı Araplar manasını anlamıyor ve içeriğini kavrayamıyoruz derlerdi.

Ey resullerin kamili O Kur’an’ın sana Arapça indirilmesi meselesi, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardır (Şuara Süresi 196. ayet) , yani sıfatların, özelliklerin ve bütün vasıflarınla onların kitaplarında söz konusu edilmişsindir.

Kur’sn’ın doğruluğunu ve Allah katından Muhammed’e (s.a.v) indirilmesinin gerçekliğini inkar mı ediyorlar?

Beni İsrail bilginlerinin onu bilmesi, onlar için Kur’an’ın gerçekliğine ve Allah katından indirildiğinin doğruluğuna bir delil olması sabit değil midir? (Şuara Süresi 197. ayet) Ki o âlimler Kur’an’dan haber veriyor, kitaplarında adından bahsediyor ve kendisine indirilecek peygamberin isim, sıfat ve özelliklerini belirtiyorlardı.

Biz o Kuran Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu onlara o kendi lisanlarıyla okusaydı, yine ona iman etmezlerdi (Şuara Süresi 198-199. ayet)

O zaman da manasını ve işaret ettiği anlamı anlayıp kavrayamıyoruz, nasıl içeriğini uygulayabilelim’ diye bahane bulurlardı. Onu yani Kur’an’ı, müminlerin kalplerine yerleştirip soktuğumuz gibi aynı şekilde günahkarların kalplerine böyle soktuk (Şuara Süresi 200. ayet) Ancak müminler tabiatlarının temizliğinden dolayı ona iman ederler ve içindekilere de uyarlar.

Günahkarlar ise tabiatlarının kötülüğünden kaynaklanan inatları ve böbürlenmeleri nedeniyle, fayda vermeyen bir vakitte iman etmeyi zorunlu kılan elem verici Acıklı azabı görünceye kadar ona îman etmezler (Şuara Süresi 201. ayet)

İşte bu kendilerine vaat edilen azap Allah tarafından onlara, kendileri inişinin farkında olmadan -herhangi bir ön uyarıcı olmadan- ansızın geliverecektir (Şuara Süresi 202. ayet) Azap kendilerine indikten sonra üzüntü ve temenni içine düşerek O zaman: Allah’a iman etme, kitap ve elçilerini tasdik etme konusunda kaybettiğimizi tekrar elde etmek için biraz daha bize mühlet verilir mi acaba? diyeceklerdir (Şuara Süresi 203. ayet)

O an kendilerine Hak tarafından şöyle denildi: Aşırı giden ısrarcılar mühlet isteyip tekrar zaman mı talep ediyorsunuz? Onlar bizim bu azabımızı alay edip böbürlenerek peygamberlere geçmişte ‘tehdit ettiğin azabı bize getir, üzerimize gökten yağmur yağdır’ ve üstümüze gökten azap yağdır diyenler gibi çarçabuk mu istiyorlar? (Şuara Süresi 204. ayet) Üzerinize vaat edilen azap indiği zaman hala mühlet talep ediyorsunuz.

Ey görüp haberdar olan! Ne dersin! Eğer biz onları yıllarca dünya hayatında uzun zaman mühlet vererek- yaşatıp nimetlerden son derece faydalandırsak (Şuara Süresi 205. ayet) , refah seviyelerini artırsak ve uzun zaman geçtikten Sonra tehdit edilmekte oldukları azap başlarına gelse! (Şuara Süresi 206. ayet)

Faydalandırıldıkları nimetler onlara hiç yarar sağlamayacaktır. (Şuara Süresi 207. ayet) Dünya hayatında uzun süre kalıp nimetlerinden uzun zaman faydalanmaları azabı başlarından savmayacak ve hafifletmeyecektir, o halde azabın geriye bırakılması veya hemen indirilmesi arasında hiçbir fark yoktur.

Devam edip gelen bir sünnetimiz ve eski bir âdetimiz olarak Biz helik edilen eski memleketlerden hiçbir memleketi, öğüt vermek üzere azabı gerekli kılan işlere karşı onları korkutan uyarıcı olarak gönderdiğimiz peygamberler olmadan yok etmemişizdir.

Gönderdiğimiz ve kendilerini uyardığımız mesajı onları uyarmak ve nasihat etmek için göndermişizdir ki bize zulüm/ haksızlık isnat etmesinler ve azabın indiği vakit de bizimle mücadele etmesinler. Böylece ortaya çıkmıştır ki çeşitli azaplarla onlara ceza vermemizden dolayı: Biz zalim olmadık (Şuara Süresi 208-209. ayet)

Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C: IV / bkz: 87-89

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir