Aziz Müminler, Kıymetli Kardeşlerim!
Bugün gelin, hep birlikte o dehşetli günü hayal edelim… Hani Kur’an-ı Kerim’in tabiriyle “kişinin kardeşinden, annesinden ve babasından kaçacağı” (Abese, 34-35) o büyük mahkemeyi…
O gün bir kul getirilir huzura. Öyle ki; dünyadayken namazına titizlenmiş, orucunu tutmuş, infakını yapmış… Arkasında dağlar misali devasa bir sevap yığını vardır. Uzaktan bakanlar der ki: “İşte kurtulanlardan biri! Bu kadar iyilikle mutlaka cennetin en güzel köşklerine kurulacaktır.” Lakin heyhat! Hesap öyle bildiğimiz gibi çarşıda kapanmıyor.
Tam o kul cennete yönelmişken, birer birer ortaya çıkarlar: Zulmettiği insanlar!
- Biri gelir der ki: “Ya Rabbi! Bu kul, dünyadayken benim namusuma dil uzattı, şerefime leke sürdü, bana sövdü!”
- Bir diğeri haykırır: “Bu şahıs benim alın terimi çaldı, malımı haksız yere elimden aldı!”
- Bir başkası boynunu büker: “Bu kul bana güç yetirdi, beni haksız yere dövdü, canımı yaktı!”
O an, ilahi adaletin en sarsıcı takası başlar: O dağlar kadar sevaplar alınır ve tek tek mağdur ettiği insanlara dağıtılır. Kulun elinde hiçbir şey kalmaz; o görkemli iyilik dağları, bir hırsın ve bir anlık öfkenin bedeli olarak erir gider.
Kardeşlerim, asıl dehşetli sahne bundan sonrasıdır…
- Melekler seslenir: “Ya Rabbi! Bu kulun iyilik sermayesi tükendi, lakin kapısında daha hak talep eden yığınlar var. Şimdi ne olacak?”
- İşte o an, Allah hükmü verilir:”Hak sahiplerinin günahlarını alın, bu zalimin sırtına yükleyin!”
Kendi günahlarının ağırlığı yetmezmiş gibi, bir de canını yaktığı insanların hatalarını omuzlamak zorunda kalır. Ve nihayet, başkalarının yüküyle beli bükülmüş bir halde cehennemin kapısından içeri atılır.
Bakınız bu tabloda ne muazzam bir sır vardır: Dünyada zulme uğrayan mazlum, zalimin iyilikleri sayesinde ebedi kurtuluşa erer. Zalim ise, kibrinin ve haksızlığının bedeli olarak hem kendi emeklerini kaybeder hem de başkasının günahına ortak olur.
Kıymetli Cemaat!
İbadetlerimizi yapmakla iş bitmiyor; o ibadetleri kul haklarıyla delinen bir çuvala doldurmamak gerekiyor.
- Dilimizi başkasının şerefine kalkan yapmaktan sakınalım.
- Elimizi harama ve şiddete uzatmaktan kaçınalım.
- Üzerimizde bir zerre dahi kul hakkı varsa, o terazi kurulmadan, o takas başlamadan önce bugün dünyada helalleşelim.
Rabbim bizleri, huzuruna heybesi sevap dolu olup da müflis olarak dönenlerden eylemesin. Bizleri birbirimizin hakkını gözeten, merhametli ve adil kullarından eylesin.
Amin…
