Tarık Suresi Hakkında Temel Bilgiler
Tarık Suresi 17 ayettir ve Mekki bir suredir. Kur’an’a göre 86 sure olan Tarık Suresi; adını ilk ayetindeki tarık kelimesinden almıştır.
Surenin başlangıcı, parlaklığıyla karanlıkları yaran bir yıldıza yemin ederek, hayatımızın en görünmez gerçeğini ilan eder: Her insan için atanmış koruyucu melekler (Hafızat / Muakkıbat) vardır. Bu melekler, ilahi bir emirle, bazen mantık dışı görünen kazalardan, ölümcül felaketlerden bizi korumakla görevlidir.
İşte bu yüzden bazı insanlar, tırnağı bile kanamadan, akıl almaz büyüklükteki yıkımları atlatabilir. Bu, sadece şans değil, Allah’ın emriyle işleyen görünmez bir koruma kalkanıdır. Hayatınız boyunca fark etmediğiniz nice tehlikeden, O’nun emriyle görevli bu varlıklar sayesinde uzak kaldınız.
İnsanın ilk defa bel ile göğüs kemiği arasından çıkıp gelişen basit bir sudan/meniden yaratıldığını bilen bir akıl için, şu gerçek kesindir: İlk kez var eden, elbette tekrar var etmeye de kadirdir.
Dünya hayatında zenginlik, güç veya şöhret sahibi olabilirsiniz. Yanınızda muhafız alayları, özel korumalarınız, sadık dostlarınız ve yetenekli avukatlarınız olabilir.
Fakat o gün:
- Her insan, amel defteriyle birlikte Allah’ın huzuruna tek başına çıkacaktır.
- Ne dost, ne yardımcı, ne de muhafız… Hiçbiri yanınızda olmayacaktır.
Tıpkı dünyaya tek olarak geldiğimiz gibi, huzur-u ilahiye de tek başımıza çıkacağız ve sadece kendi hesabımızla baş başa kalacağız. Bu, mutlak adaletin en keskin tecellisidir.
İnsan aklı, ne kadar keskin ve ileri olursa olsun, sınırlıdır. Oysa ruhumuzun ve gönlümüzün ufukları, yalnızca vahiyle (ilahi rehberlikle) açılıp genişler.
İki cihanda da huzur ve refah isteyen her insanın, Allah’tan gelecek bu rehberliğe olan ihtiyacı, hayati bir öneme sahiptir. Bu ihtiyaç, tıpkı kuraklıktan çatlak çatlak olmuş toprağın suya olan ihtiyacından daha büyüktür. Hiç kimse, “Ben O’ndan bağımsızım, O’na ihtiyacım yok,” diyemez.
Kuran’da anlatılan kıssalar, vaatler ve tehditler, tamamen kesin ve gerçek hakikatlerdir. Bu ilahi sözlerin şakası yoktur. Bazı cahil ve gafil kimseler, Allah’ın nurunu söndürmek için boş yere hilelere, desiselere ve itirazlara başvururlar. Bu çaba, tıpkı üflemekle güneşi söndürmeye çalışmak gibidir. Ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar, Allah nurunu elbette tamamlayacaktır.
Bırakın, isteyen istediğini yapsın; nihayetinde Allah da bir gün yapılması gerekenleri kesinlikle yapacaktır. Gerçek güç ve kudretin kimde olduğunu, zaman geldiğinde herkes görecektir.
