Çoklukla övünmek sizi oyaladı (Tekasur Suresi 1. ayet)
Ey gaflet denizinde, tevhit ve itaat yolundan sapma denizinde boğulmuş olanlar! Mal mülk ve çoluk çocuğun çokluğu ile övünüp böbürlenme sizin bütün meşguliyetinizi aldı, bütün hayatınız boyunca hep bu işe daldınız. Kabirleri ziyaret edinceye kadar (Tekasür Suresi 2. ayet). Kabre girinceye, diğer kabirlerdekiler gibi birer ölü oluncaya kadar hep böyle oldunuz, çokluk peşinde koştunuz. Sonra Cenab-ı Hak onları tehdit ve ikaz mahiyetinde şöyle buyurmaktadır:
Hayır! Yakında bileceksiniz (Tekasür Suresi 3. ayet) Bu övünme ve böbürlenmenizin ve onun size neler getireceğini yakında öğreneceksiniz. Hayır, hayır! Yakında bileceksiniz (Tekasür Suresi 4. ayet). İş hiç de sizin zannettiğiniz gibi değil. Cenab-ı Hak bu tekrarları tehdit ve korkutmanın öneminden dolayı yapmaktadır.
Sonra da insanların bu konudaki cehalet ve yanlış içerisinde olduklarını şu şekilde tescillemektedir: Hayır. Yani, ey cahil ve kibirli insanlar. Bu süslü ve gösterişli şeylerle boşu boşuna övünüp böbürlenmeyin.
Şayet ilm-i yakin ile bilseydiniz (Tekasür Suresi 5. ayet),
işin iç yüzünü tam anlamıyla bilip kalp ile tasdik etmiş olsaydınız, Elbette cehennemi görürdünüz (Tekasür Suresi 6. ayet) ve bu gibi şeylerle asli övünmezdiniz, bu gibi yalan ve boş düşünceler aklınıza gelmezdi. Ne var ki, sizler cahillersiniz ve bunu göremeyecek kadar gaflet içerisindesiniz. Üstelik, cehennemi inkar ediyorsunuz.
Boş ve aşağılık kırıntılarla övünüp durmanızın, onlardan zevk almanızın, onların peşinde koşmanızın sebebi de aslında bu. Sonra Cenab-ı Hak, onlar daha derin bir şekilde ihtar ve tehdit etmek için cehennemi görme olayının üzerinde tekraren şu şekilde durmaktadır;
Sonra onu elbette ki ayne’l-yakin olarak görürdünüz (Tekasür Suresi 7. ayet). Yani size azap etmek için hazırlanmış olan cehennemi adeta gözlerinizle görür ve oradaki yerinizi ayan beyan anlardınız.
Sonra, elbette ki o gün nimetlerden hesaba çekileceksiniz (Tekasür Suresi 8. ayet)
Ey Hakk’a verdiği sözünü ve ahdini unutan insanlar!
Sizi Hak’tan alıkoyan, ona itaat ve ibadet etmekten engelleyen bu fani nimetlerden kıyamet günü hesaba çekileceksiniz. İşte o gün görüşlerinizin ne kadar hatalı olduğu ortaya çıkacak, heva ve heveslerinizin, arzularınızın ne kadar boş ve bozuk olduğu anlaşılacak.
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:VI / bkz: 518-519
