1. Anasayfa
  2. KUR'AN-I KERİM TEFSİRİ

Tekvir Suresi 15-29 arası Ayetlerin Tefsiri


Tekvir Suresi 15-29 Arası Ayetlerin Meali: Hayır hayır! Yörüngelerinde akıp giderek doğan ve batan yıldızlara andolsun! Kararmakta olan geceye andolsun! Ağarmakta olan sabaha andolsun ki, O Kur’an gerçekten değerli, güçlü ve arşın sahibi katında itibarlı bir elçinin sözüdür. (Elçi) orada saygın ve güvenilirdir. Bu kadar beraber yaşadığınız kişi kesinlikle mecnun değildir. Andolsun ki onu (vahiy meleğini) apaçık ufukta görmüştür. O, gayba ait bilgileri sizden esirgemez. O, lanetlenmiş şeytanın sözü değildir. Öyleyse nereye gidiyorsunuz? O herkes için bir öğüttür; Özellikle sizden doğru yolda gitmek isteyenler için. Fakat âlemlerin rabbi Allah dilemedikçe siz (hiçbir şey) dileyemezsiniz!

Tekvir Suresi 15-29 Arası Ayetlerin Tefsiri: Kur’an-ı Kerim, Tekvir Suresi’nin son bölümünde bizi kainatın devasa çarklarına bakmaya davet eder. Sönüp giden yıldızlar, çöken gece ve nefes alan sabah, sadece doğa olayları değil; ilahi bir kelâmın doğruluğuna şahitlik eden mühürlerdir.

Allah Teala, sönüp giden yıldızlara ve ağaran sabaha yemin ederek bu Kelam’ın asaletini vurgular. Bu Kuran, Arş’ın sahibi katında çok itibarlı, kuvvetli ve mutlak güvenilir bir elçi olan Cebrail (as) vasıtasıyla indirilmiştir. Sadi Şirazi der ki: “Padişahın elçisi, padişahın vakarını taşır.”

Hz. Muhammed (s.a.v.), bu yüce elçiyi asıl suretiyle ufukta görmüş; gaybın hakikatlerini olduğu gibi tebliğ etmiştir. Bu nur, şeytanın karanlık fısıltılarından fersah fersah uzaktır.

Müşriklerin ve gafillerin yüz çevirmesine karşılık Kur’an, sarsıcı bir soru yöneltir: “Fa-eyne tezhebûn? (Öyleyse nereye gidiyorsunuz?)” Sadi Şirazi bu hali şöyle betimler: “Yolu bilen rehberi bırakıp karanlık çölde kendi gölgesini takip eden, helaktan başka ne bulabilir?”

Kur’an, içimizden istikametini doğrultmak isteyenler için bir zikir, bir pusuladır. Dünya düzeni elbet bir gün son bulacak; kâfirler için sabahı olmayan bir gece başlayacak, müminler içinse ebedi bir fecir doğacaktır.

İnsan dışındaki tüm varlıklar “fıtraten Müslim”dir; yani bir saat gibi, kuruldukları amaç için kusursuzca hizmet ederler. Ancak insana akıl ve tercih yetisi verilmiştir. İnsan özgürdür; fakat bu özgürlük Allah’tan bağımsızlık demek değildir.

“Alemlerin Rabbi dilemedikçe siz dileyemezsiniz” ayeti, insanın cüzi iradesinin, Allah’ın külli iradesi içindeki yerini belirler. Sadi Şirazi bu dengeyi şöyle açıklar: “Senin yürümene izin veren O iken, O’na rağmen yol almaya çalışmak ne büyük bir cehalettir.”

Doğumumuzdan ölümümüze, kalbimizin her atışından hücrelerimizin işleyişine kadar her şey O’nun kudret elindedir. Bir şeyi dilemek dahi, o dileği var edecek biyolojik sistemi hazır tutan Allah’ın iznine bağlıdır. İnsan, kendi hayat gemisinin dümeninde gibi görünse de, o gemiyi yüzdüren deniz ve esen rüzgar tamamen O’na aittir.

Farkındalığımız şu olmalı: İstikametimizi doğrultmak bizim elimizde, ancak bu yolu yaratmak ve bizi hedefe ulaştırmak yalnızca Alemlerin Rabbi’nin elindedir.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir