1. Anasayfa
  2. Uncategorized

Telafisi Mümkün Olmayan Pişmanlıklar


Telafisi olmayan en büyük kaybediş ve en büyük pişmanlık ise, dünya hayatındaki vakitlerinizi boş yere geçirerek, başkalarına bahşedilen ahiret sevabından ebedi mahrumiyet derekesine düşmenizdir. Bu dünyada vakitleri dolu olarak geçirmek ise, ahiret sevabı ve saadetinin ebediliğini temin edecektir. En büyük aldanış işte budur:

  • Vaatlerinde durmayan öncüler de aldanmıştır,
  • İhmal ettirip engelleyenler de iyilikte yarışsalar bile aldanmışlardır.

Dünya hayatında aldanan ve Allah’ın hükümlerini boşa çıkaran kul, gafil amel sahibinin alacağı sevaptan ebedi olarak mahrum olacaktır. Bu manada Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Adem oğlunun üzerinden, Allah’ı zikretmediği hiçbir saat yoktur ki, cennete girse dahi onun için pişmanlık kaynağı olmasın”. Hadisin başka bir lafzında ise “Kemale ermiş iken Allah’ı zikretmeden geçen hiçbir saat yoktur ki onun için kıyamet günü hesap ve sorgu sebebi olmasın”

Cennete girdikten ve cennet nimetini kazandıktan sonra duyulan pişmanlık, diğer amel sahiplerinin sahip oldukları ziyade sevap ve makamlardan ebediyen mahrum olmak sebebiyle duyulacak pişmanlıktır. Kul, diğer amel sahiplerinden daha aşağı bir derecede yer alacak ve bu eksiklik hali onun için ebedi olacaktır. Fakat her halükarda, üzerindeki nimetin eksilmemesi için bunu önemsemeyecek ve küçük görmeyecektir.

Göz kırpması ve nefes alma süresi kadar kısa süre için dahi nefsin uyanıklık ve zikirden uzak olmaması gerekir. Allah Rasulü’nün (s.a.v) yukarıdaki hadisinde ‘Saat’ ifadesini kullanarak daha kısa bir zaman süresini zikretmemiş olması bunu değiştirmez. Çünkü ‘Saat’ kelimesi Arap dilinde en kısa zaman aralığı için sıkça kullanılan bir kelimedir.

Allah Teala’nın şu buyruğuna uygun olan da budur: “Ecelleri geldiği zaman ne bir saat öne alınır, ne de tehir edilirler”. (A’raf 34) Malum olduğu üzere, ecel geldiği zaman ne bir lahza, ne de bir solukluk süre kadar ileri de alınmaz, geri de bırakılmaz. Hadiste ‘Saat’ kelimesinin kullanılması, Araplar’ın bildiği en kısa zaman diliminin ima edilmesi ve gerek nefes alıp verme anı, gerekse göz kırpması anı kadar kısa olan zaman dilimlerinin bundan çıkartılabilmesi nedeniyledir

Kaynak: Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı (Kutü’l-Kulub) / C: I / bkz: 359-360

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir