1. Anasayfa
  2. KADINLAR KULÜBÜ

Tesettür Kadını Toplumdan Dışlamak mıdır?


Tesettür, kadını toplumdan koparan değil; onu koruyan, onurlandıran ve şahsiyet kazandıran ilahi ölçülerinden biridir. Ancak modern tartışmalarda tesettür, çoğu zaman kadını ötekileştiren bir unsur gibi sunulmaktadır. Oysa Kur’an ve Sünnet bütünlüğü içinde ele alındığında tesettür, kulluk bilincinin, ahlaki duruşun ve toplumsal sorumluluğun bir parçasıdır.

Kadını toplum hayatından dışlamak, Allah’ın iradesine karşı çıkmaktır. Zira insanı erkek ve kadın olarak yaratan ve her ikisine de müşterek sorumluluklar yükleyen Allah Teala’nın, kulları arasında haksız bir ayırım yapması düşünülemez. Tesettür, kadını yok sayan değil; onu iffet, şahsiyet ve sorumluluk bilinciyle toplum içinde konumlandıran ilahi bir emirdir.

Tesettürün Asıl Gayesi Nedir?

Kur’an ve Sünnete göre tesettürün ana gayesi; yaratılış sebebimiz olan ibadetin, giyime dair olan boyutunu yerine getirerek Allah’ın egemenliği önünde teslimiyet göstermektir. Bu teslimiyet, insanı Cennet’e götüren kulluk yolunun bir parçasıdır.

Bu ana gaye doğrultusunda tesettür; içgüdüleri aklın ve İslam’ın denetimine almayı, özgün bir şahsiyet inşa etmeyi, aileyi korumayı ve genel ahlaka katkı sunmayı hedefler.

Kadınların ruhi ve bedeni özellikleri sebebiyle ilgi duymadıkları bazı alanlar bulunabilir. Ancak Kur’an ve Sünnet yasalarına göre, erkeklere açık olup da kadınlara kapatılmış genel alanlar yoktur. İstisnalar son derece sınırlıdır ve fıtrî hikmetlere dayanır.

Dini Yükümlülüklerde Kadın ve Erkek

İman, namaz, oruç, zekat ve hac gibi ibadetlerle; içki, kumar ve zina gibi haramlardan sakınma yükümlülüğü kadın–erkek ayırımı olmaksızın her Müslümana yöneliktir. Bu durum, İslam’ın sorumlulukta eşitlik ilkesini açıkça ortaya koyar.

İslam’da kadın; eşini seçme, belirli şartlar çerçevesinde boşanma, ekonomik görevleriyle uyumlu miras alma hakkına sahiptir. Bunun yanında üretime katılma, ticaret yapma, siyasi ve hukuki temsil görevleri üstlenme ve gerektiğinde savaşlara katılma sorumluluğu da vardır.

Hz. Peygamber’in uygulamalarına aykırı olarak, kadınların İslami ölçüler dâhilinde yapabilecekleri sosyal faaliyetleri hatta Cuma ve Bayram namazlarına katılımlarını engelleyen yaklaşımlar, İslam’ı değil bu görüşleri savunanları bağlar.

Bir tarafta İslam adına, diğer tarafta özgürlük ve laiklik adına kadının haklarını sınırlayan anlayışlar bulunmaktadır. Oysa İslam kadını, İslami çizgiden ödün vermeden, şahsiyetli ve bilinçli bir duruşla ayağa kalkmalıdır.

İlahi Bir Emir ve Çağımızın İmtihanı Olarak Tesettür

İslam kadınının giysisinin ana unsurlarından biri olan, saçları içine alacak nitelikteki başörtüsü, Rabbimizin açık emridir. Günümüzde bu emir, Müslüman kadın için bir imtihan ve bir duruş meselesidir; hatta çağımızın cihadı olarak değerlendirilmiştir.

İnanmak veya inanmamak, uygulamak veya uygulamamak kişisel tercihlerdir. Ancak başörtüsünün Müslüman kadınlar için ilahi bir emir olduğu gerçeği değişmez. Bu emre uymak ibadet, aykırı davranmak günahtır; inkârı ise inançla ilgili ağır bir sorumluluk doğurur.

Tesettür Bir Kimlik ve Kulluk Bilincidir

Tesettür, kadını toplumdan dışlayan değil; onu Allah’a kul olma bilinciyle yücelten bir kimliktir. Kur’an ve Sünnet ışığında tesettür, hem bireysel arınmanın hem de toplumsal ahlakın temel taşlarından biridir.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir