1. Anasayfa
  2. Uncategorized

Tövbenin Hakikati ve Anlamı


Bilgi birinci, hal ikinci ve fiil üçüncü sıradadır. Birinci sıradaki bilgi ikinci sıradaki hali, ikinci sıradaki hal de üçüncü sıradaki fiili yapmayı gerektirir. Bu sıralama, yüce Allah’ın mülk ve meleküt alemindeki sünnetinin kesintisiz olarak süregelmesinin bir sonucudur.

Bilgiden kastedilen şey, günahların zararlı olduğunu ve kul ile sevdiği her şeyin arasında bir perde teşkil ettiğini bilmektir. Kişi bunu, kalbine hakim olan kesin bir bilgiyle tahkik edilmiş şekilde bildiğinde sevdiği şeyi elinden kaçırmış sebebiyle kalp elem duymaya başlar. Çünkü sevdiğinin elinden kaçtığını hisseden kalp acı duymaya başlar. Sevilen şeyin elinden kaçması kişinin kendi fiili sonucunda olmuşsa onu elinden kaçırtan fiili işlediğine üzülür.

Bu durumda kişinin sevdiği şeyi elinden kaçırtan fiili sebebiyle duyduğu acıya pişmanlık denilir. Bu acı kalbe hakim olup onu tamamen istila ettiğinde, kalpteki bu acıdan şimdiye, geçmişe ve geleceğe taalluk eden bir eylemi yapma iradesi ve niyeti adı verilen başka bir hal doğar. Eylemin şimdiye taalluk etmesi, kişinin yapmakla olduğu günahı terk etmesiyle ortaya çıkar.

Geleceğe taalluk etmesi ise kişinin sevdiği şeyi elinden kaçırmasına sebep olan günahı ömrünün sonuna kadar işlememeye azmetmekle belli olur. Geçmişe taalluk etmesi ise onarılması mümkünse elden kaçmış olan şeyi onarma ve kaza etme yoluyla telafi etmekle ortaya çıkar.

Bilgi ilk sıradadır ve bütün bu iyiliklerin başlangıç noktasıdır. Bu bilgiyle kastettiğim şey inanmak ve kesin olarak bilmektir. İnanmak, günahların insanı helak eden zehirler olduğunu tasdik etmekten ibarettir. Kesin olarak bilmek ise bu tasdikin pekişmesinden, şüphenin ortadan kalkmasından ve kalbi tamamen istila etmesinden ibarettir.

Bu inancın nuru kalbi aydınlattığı zaman pişmanlık ateşini yakar. Böylece kalp acı duymaya başlar ve sonunda inancının nuruyla sevdiği şeyden perdelenmiş olduğunu görür. Tıpkı karanlık içerisinde olan birisinin üzerine güneş ışığının doğması ve yükselmesi sayesinde sevdiğinin ölmek üzere olduğunu görmesi gibi…

Böylece sevgi ateşi kalpte yanmaya başlar ve bu ateş sayesinde elinden kaçırdığı şeyi telafi etmek için kişinin iradesi harekete geçer. Bilgi, pişmanlık, işlenen günahı şimdiki ve gelecek zamanda terk etmeye ve geçmişi telafiye yönelik niyet, meydana gelişte birbirini izleyen üç mana olup hepsine birden “tövbe” adı verilir.

Fakat çoğu zaman sadece pişmanlığa tövbe denilmekte, ilim başta gelen bir mukaddime ve işlenen günahı terk etmek daha sonraki bir semere olarak kabul edilmektedir.

Bu itibarla Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Pişmanlık bir tövbedir” Çünkü pişmanlık, kendisini gerektiren ve ortaya çıkaran bir bilgiden, ona uyan ve ardından gelen bir azimden ayrı olmaz. Buna göre pişmanlık her iki tarafından da sarılmış olur. Bundan kastım pişmanlığın semeresi ve onu ortaya çıkaran sebeptir.

Bu itibarla tövbe tarif edilirken şöyle denilmiştir: “Geçmiş günahlardan dolayı insanın içinin erimesidir” Bu tarif sadece çekilen acıya değinmiştir. Yine bir başka tarifte şöyle denilmiştir: “Tövbe kalpte yanan alevli bir ateş ve ciğerde hiç kapanmayan bir yaradır” İşlenen günahları terk etme manası itibariyle tövbeyi tarif ederken şöyle denilmiştir: “Cefa elbisesini çıkarıp vefa yaygısını yaymaktır”

Sehl b. Abdullah bu konuda şöyle söylemiştir: “Tövbe; kınanmış davranışları övülmüş davranışlara döndürmektir. Bu ise ancak yalnız kalmakla, susmakla ve helal yemekle olur” Sanırız Sehl burada tövbenin üçüncü anlamına işaret etmektedir.

Tövbeyi tarif sadedinde söylenmiş sözler pek çoktur. Söz konusu ettiğimiz üç manayı, onların birbirlerinden ayrılmazlığını ve sıralamasını anladıysan tövbeyi tarif eden sözlerin onun bütün manalarını ihata etmekten uzak olduğunu anlarsın. İşlerin hakikatlerini öğrenmeyi istemek mücerret sözleri öğrenmeyi istemekten daha önemlidir.

Kaynak: İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C: II / bkz: 205-206

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir