Yalancının Mumu Yatsıya Kadar mı Yanar?
İnsanoğlu, dünya hayatının hengamesinde bazen küçük hesapların, geçici menfaatlerin ve nefsinin oyunlarına aldanır. Ancak unutulmamalıdır ki, hakikat güneş gibidir; balçıkla sıvanmaz. Tasavvuf ehlinin sıkça vurguladığı gibi, dürüstlük (sıdk), kalbin huzur bulduğu en güvenli limandır.
İmam Gazali Hazretleri’nin buyurduğu üzere: “Doğruluk, kalbin sükunetidir; yalan ise ruhun huzursuzluğudur.” Bugün dillerimize pelesenk olan “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” sözü, aslında sadece bir zaman dilimini değil, bir karakter imtihanını anlatır.
Fatih Medresesi’nde Bir İmtihan: Açıkgözlülük mü, Hile mi?
Rivayet odur ki, ilim irfan yuvası Fatih Medresesi’nin odalarında, istikbalin alimleri beraberce kalır, rızıklarını ve ışıklarını paylaşırlarmış. Memleketten gelen bir lokma ekmeği bölüşen bu talebeler, geceleri ders çalışmak için yaktıkları mumun parasını da aralarında toplarlarmış. Ancak içlerinden biri, nefsinin “daha fazlasına sahip ol” fısıltısına kapılarak, hakikatten sapmanın ilk adımını atmış.
Hz. Ali (r.a.) der ki: “Dürüstlük, en iyi siyasettir.” Çünkü hileyle elde edilen her kazanç, sahibinin üzerine yıkılacak bir duvardır. Bu talebe, her gece mum kırıntılarını eritip yeniymiş gibi sunarak arkadaşlarının hakkını cebine atarken, aslında sadece ışığı değil, kendi ahiretini ve itibarını da karartıyordu.
Sadi Şirazi, Gülistan isimli eserinde şöyle seslenir: “Eğri olan asadan doğru gölge çıkmaz.” Talebenin hileyle yaptığı eğreti mumlar, yatsı namazından sonra erkenden sönüp odayı zifiri karanlığa boğduğunda, maskeler de birer birer düşmeye başladı. Arkadaşlarının haklı sitemine karşı yalanla savunma yapmaya çalışması, yalanın yalanı doğurduğu o karanlık sarmalı başlattı.
Bu hikaye bize sadece geçmişin bir tablosunu sunmaz; aynı zamanda modern insanın aynasıdır. Bugün bizler, hangi geçici menfaatler için hakikatin ışığını feda ediyoruz? İbn Kayyım el-Cevziyye’nin ifade ettiği gibi; “Kalp dürüst olmadıkça dil, dil dürüst olmadıkça da eylemler doğru olmaz.”
- Kendi hayatımızda “eriyen mum kırıntılarını” mı sunuyoruz, yoksa saf bir doğrulukla mı parlıyoruz?
- Hz. Ömer’in (r.a.) devlet işini yaparken kendi mumunu, şahsi işine geçince devletin mumunu söndürdüğü o hassasiyetten ne kadar uzağız?
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar, çünkü yalan fıtrata aykırıdır ve kainat yalanı kusar. Mevlana Celaleddin Rumi ne güzel özetler: “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” Eğer hayat yolculuğumuzun karanlıkta kalmasını istemiyorsak, mumumuzun hammaddesi hile değil, ihlas ve doğruluk olmalıdır.
Unutma; Yatsı vakti geldiğinde, yani ömür kandili söndüğünde, yanında götüreceğin tek ışık, dünyada biriktirdiğin dürüstlüktür. Kendi kendini sorgula: Senin mumun sabaha kadar yetecek mi, yoksa yatsıda sönecek bir sahtelikten mi ibaret?
