İnsan niçin yaşar sorusu, insanın varoluşunu temellendirmek ve hayatı daha anlamlı kılmak için kendine sorduğu soruların başında gelir.
- Niçin yaratıldığımız?
- Bu dünyaya neden gönderildiğimiz?
- Ölümden sonra nereye gideceğimiz?
Bu sorulara cevap verdiğimiz ölçüde hayat ve ölüm bizim için hakiki manasına kavuşur.
Kur’an ısrarla insana bu soruları sorar ve insanı kendisiyle muhasebeye sevk ederek cevaplar bulmasına yardım eder. “Biz göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları boş yere yaratmadık (1)” buyuran Yüce Allah insana yaratılış hikmetinin peşine düşmesi gerektiğini hatırlatır.
Hayatın Anlamı ve İmtihan Gerçeği
Kur’an hayat yolculuğunda biz insanoğluna yol gösterir ve her daim istikamet üzere gitmemiz için rehberlik eder. Nisyan ile malul insan bazen unutur, gaflete dalar da yolunu şaşırır. Ama her seferinde dönüp Kitaba sarılırsa yoluna emniyet içerisinde devam eder.
Hep hatırında kalsın, hiç unutmasın diye tekrar eder ve yeniden hatırlatır neden yaratıldığını, niçin bu yolculukta olduğunu ve yolculuk bitince nereye gideceğini. Kendi özünden ve yaratılış gayesinden uzaklaşması halinde zorluk ve sıkıntılarla dolu bir yolculuk insanoğlunu beklemektedir.
Mülk suresinde insana hayatın ve ölümün anlamı bildirilirken, yolda karşılaşacağı imtihan gerçeği de hatırlatılır. “O, hayatı ve ölümü hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için yaratandır (2)” buyuran Hak Teala, hem dünya hem de ahiret imtihanını kazanmanın yolunu gösterir ve her iki dünyamızı mamur edecek güzel işler yapmaya çağırır.
İnsanın Yeryüzündeki Halifeliği ve Nefsi Terbiye
İnsanı en güzel surette yaratan ve yeryüzünü ona musahhar kılan Yüce Mevla, onu yeryüzünün imarı ile yani yeryüzünde hakikatin egemen olması için çalışmak ve mücadele etmek üzere vazifelendirmiştir.
Hayat insanın yaptığı ve yapacağı işlerin sınandığı bir yolculuktur. Yolculukta daha vakit varken Hz. Mevlana’nın şu sözlerine kulak verip düşünmek gerek; acaba ömür sermayemi Rabbimin rızasına uygun mu harcıyorum yoksa nefsimin ve hevamın peşinden mi sürükleniyorum:
“Eğer sen hayat suyunun nasıl akıp gittiğini göremiyorsan, hiç olmazsa bir ırmağın kenarına otur da ırmağı seyret ve kendi ömrünün su gibi akıp gittiğini ve tükendiğini düşün! Şu nebatların, suda sürüklenen kabukların çerçöpün geçip gidişine bak. Her şey gelip geçicidir”
Değil mi ki yolun her tarafı bizi asıl gayemizden uzaklaştıran tuzaklar ve cezbedici oyuncaklarla doludur, her insan için hayat yolculuğu farklı hallerde / şekillerde tecelli eder. Yüce Allah’ın esmasına ayna olan insan, O’nun özüne derc ettiği yüksek hakikatleri açığa çıkaran bir hayatı ve işleri tercih etmesi halinde yolculuğu suhuletle tamamlar
Kaynak: Lamia Levent Abul / Diyanet Aylık Dergisi / 2016 Şubat / bkz: 48
(1- Sad 27) (2- Mülk 2)
