Toplam 60 ayetten oluşan ve kronolojik olarak 67. sırada yer alan Zariyat Suresi Mekki bir suredir.
Yaratıcı; rüzgarlara, yükü ağır bulutlara, denizde süzülen gemilere ve kainatın nizamını sağlayan meleklere yemin ederken bizi bir uyanışa davet eder. Bu yeminler aslında boşuna değildir; öldükten sonra dirilmenin ve her eylemin bir karşılığı olacağının mühürlenmiş kanıtlarıdır. Ancak tarih boyunca olduğu gibi bugün de, hakikati görmeyi reddedenler için bu uyarılar anlamsız kalır.
Kendi kibirlerinin ve dünyevi arzularının sarhoşluğuyla savrulanlar, aslında her inkarla kendi ateşlerini harladıklarının farkında değillerdir. Sizce de bugünkü modern insanın “anlamsızlık” içinde boğulması, bu kadim uyarıya kulak tıkamasından kaynaklanıyor olabilir mi?
Hakikate iman edenler için Zariyat Suresi bir huzur limanıdır. Onlar, gecenin o en ıssız ve en samimi vaktinde, korku ile ümit arasında ince bir çizgide yürürler. Herkes uykudayken seher vaktinde yükselen bir yakarış, aslında ruhun özgürleşme çabasıdır. Bu müminler sadece ruhlarını değil, ellerindeki maddi imkanları da paylaşarak arındırırlar. Mallarını Allah yolunda cömertçe harcarken, aslında biriktirdiklerinin değil, verdiklerinin kendilerine kalacağını bilirler.
Zariyat Suresi bize sadece geçmişten bir haber getirmiyor; bizi bugüne, şu ana ve kendi vicdanımıza davet ediyor. Hayatımızdaki “esip savuran” fırtınalar, belki de bizim sığınacağımız tek limanın Allah olduğunu hatırlatmak için esiyordur. Gecenin sessizliğinde kendinize bir seher vakti ayırmaya ve elinizdeki imkanlarla bir başkasının hayatına dokunarak kendi cennetinizi bugünden inşa etmeye ne dersiniz?
