Zuhruf Süresi 38. ayet Meali: O kişi bize geldiği zaman arkadaşına, keşke seninle aramızda maşrıkla mağrip arasındaki uzaklık kadar mesafe olsaydı, sen ne kötü arkadaşsın dedi
Zuhruf Süresi 38. ayet Tefsiri: Dünyadayken hakikate gözlerini kapatan, kalbini kör eden kimse; nihayet huzura getirildiğinde, kendisini saptıran şeytanî dostuna dönerek derin bir pişmanlıkla haykıracaktır. Artık hakikat apaçık ortadadır. Ne inkar kalmıştır ne de kaçış…
- “Keşke benden uzak olsaydın!” diye feryat eder.
- “Beni doğru yoldan sen çıkardın, beni bu korkunç ve dayanılmaz azaba sürükleyen sensin!”
Oysa bu feryat, geç kalmış bir çığlıktır. Zira dünyada iken dost bildiği, peşinden gittiği, sözünü ölçü kabul ettiği kimseler; aslında onu adım adım helake taşımıştır. Tasavvuf ehlinin dediği gibi: “İnsan, dostunun dini üzeredir.”
Yanlış dostluklar, insanı fark ettirmeden cehenneme sürükler.
Zuhruf Süresi 39. ayet Meali: Bugün hiçbir şey size fayda vermeyecektir. Çünkü siz haksızlık ettiniz. Azabı da birlikte çekeceksiniz
Zuhruf Süresi 39. ayet Tefsiri: O vakit, Hak Teala tarafından onlara şöyle hitap edilecektir: “Bugün yakınmanızın, feryadınızın ve üzülmenizin size hiçbir faydası yoktur.”
Çünkü siz, kazanma ve hazırlık yeri olan dünya hayatında, bile bile kendinize zulmettiniz. Hakikati işittiniz ama yüz çevirdiniz. Uyarıldınız fakat aldırmadınız. Şimdi ise vakit geçmiştir.
- Artık kazanmak
- Artık telafi ve
- Dönüş yoktur…
Dünyada beraber yürüdüğünüz, günahı paylaştığınız, hakkı hafife aldığınız yandaşlarınızla birlikte aynı azabı tadacaksınız. Hasan-ı Basrî’nin ifadesiyle: “Dünya, aldananlar için süslü bir yalandır; ahiret ise hakikatin ta kendisidir.”
Bu ayetler, insana şunu haykırır: Kimi sevdiğine, kiminle yürüdüğüne, kimin sözünü ölçü edindiğine dikkat et!
Zira dünyada “arkadaş” olanlar, ahirette ya şahit olacak ya da hasım kesilecektir. Akıllı olan, pişmanlığın fayda vermediği yere varmadan önce yolunu gözden geçirendir.
