İnsan, tarih boyunca hakikatle yüzleşmekte zorlanmıştır. Bu zorluk, çoğu zaman inkârla değil; hakikati eğip bükerek, onu hafifleterek ya da alaya alarak kendini göstermiştir. Allah’a iman iddiasında bulunup O’na yakışmayan isnatlarda bulunmak, kutsalı beşerî hayallerle şekillendirmek bu çelişkinin en açık göstergelerindendir.
Geçmişte Allah’a evlat isnat edenler, melekleri ve cinleri ilahlık zeminine çekenler vardı. Bugün ise bu anlayış biçim değiştirmiştir. İnsan artık açıkça reddetmez; hakikati “çağa uyarlama” adı altında etkisizleştirir. Ayetler, uyarı olmaktan çıkıp paylaşım nesnesine; ilahi mesaj, düşünülmesi gereken bir hakikat olmaktan çıkıp tüketilen bir içeriğe dönüşmüştür.
Kur’an’ın ilk muhatapları da benzer bir tutarsızlık içindeydi. Hem Allah’tan kitap talep ediyorlar hem de kendilerine indirilen kitabı yalanlıyorlardı. Hakikati istediklerini söylerken, hakikatin sorumluluğundan kaçıyorlardı. Bugünün insanı da gerçekte farklı değildir; sadece inkârın dili daha yumuşak, şekli daha süslüdür.
İnsan neyi kutsallaştırıyorsa, hayatının merkezine neyi koyuyorsa onun kuludur. Servet için yaşayan, servetin; itibar için yaşayan, itibarın; beğenilmek uğruna kişiliğini feda eden, insanların kuludur. Secde edilen şey bazen para olur, bazen makam, bazen alkış; fakat sonuç değişmez: Kalp Allah’tan uzaklaştıkça başka şeylere bağlanır.
Allah, insanı bu körlükten uyandırmak için cennetin cazibesini anlatır. Huzuru, ebedîliği ve nimetleri hatırlatır. Aynı zamanda insanın sarsılması için kıyametin dehşetini, hesabın ağırlığını ve cehennemin yakıcılığını bildirir. Ancak kalp dünya ile dolmuşsa ne müjde etkiler ne de uyarı titretebilir. İmam Gazali’nin ifadesiyle mesele akıl değil, kalptir. Kalp ölürse, insan hakikati duysa bile ona karşı hissizleşir.
Bugün insan, “Ben nereden geldim, neden buradayım, nereye gidiyorum?” sorularını sormaktan bilinçli olarak kaçmaktadır. Çünkü bu sorular, kurduğu sahte düzeni tehdit eder. Oysa dünya bir durak, insan bir yolcudur. Hakikat ertelenebilir ama yok edilemez.
Asıl mesele şudur: İnsan, uyanmayı mı seçecek; yoksa kutsallaştırdığı şeylerin peşinde bu yalancı rüyayı sürdürmeye devam mı edecek?
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Bu çağda kulluk neden sadece ibadet olarak algılanıyor?
- Çünkü insan, hayatını yönlendiren değerleri sorgulamadan ibadeti dar bir alana hapsetmiştir. Oysa kulluk, hayatın tamamını kapsar.
Modern putlar nelerdir?
- Para, makam, şöhret, beğenilme arzusu ve güç; insanı Allah’tan uzaklaştırdığı ölçüde put hâline gelir.
Neden ayet ve uyarılar kalpleri etkilemiyor?
- Kalp, sürekli dünyevî meşguliyetlerle dolduğunda hakikate karşı hissizleşir.
Bu farkındalık nasıl yeniden kazanılır?
- Samimi bir iç muhasebe, ölüm bilinci ve dünyaya mesafeli bir bakışla.
