Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an…
Farklı zamanlarda, farklı kavimlere indirildiler ama aynı kaynaktan geldiler. Hepsi Allah’ın insanlara birer rahmet kapısı, birer ilahi nurdu. Amaçları birdi: İnsanı cehaletin, zulmün ve sapmanın karanlıklarından çıkarıp hakikatin aydınlığına ulaştırmak.
Yeryüzünde kurulan her gerçek medeniyetin temelinde peygamberler vardır. Çünkü peygamberler, sadece ibadet öğretmedi;
- adalet duygusunu,
- ahlaki ölçüleri,
- hukuku,
- toplumsal sorumluluğu
vahiy ile inşa ettiler.
Ne var ki inkâr edenler bunu hiçbir zaman kabul etmedi.
Firavun nasıl Musa’yı yalanladıysa, Kureyş de Muhammed Mustafa’yı (s.a.v) yalanladı. Hakikat değişmedi, sadece inkârın şekli değişti. Allah’ın ayetlerine karşı durdular, vahyi susturabileceklerini sandılar. Ama Allah, rahmetinden ötürü insanlığı karanlıkta bırakmadı; vahiy kesilmedi, yol gösterilmeye devam edildi.
Her toplumda iki kesim hep vardı:
- Hakikati tanıyıp teslim olanlar
- Menfaatleri uğruna gözünü kapatanlar
Sonuçta herkes kendi tercihiyle baş başa bırakıldı. Çünkü iman, zorla verilmez. Peygamberler bile, sevdikleri insanları istemediği sürece hidayete erdiremez. Zira insanın önünde, çoğu zaman imanla çatışan dünyevi bağlar vardır: makam, servet, korkular, alışkanlıklar…
Bu bağlar çözülmeden iman yerleşmez.
Ahireti hesaba katmayan, her işin sonunda Allah’a döneceğini düşünmeyen kimse; korktuklarının ve bağlandıklarının tutsağı olur. Böyleleri için, vahyin rehberliğinde bilinçli bir hayat süren insanla; atalarını körü körüne taklit eden, arzularının peşinden giden kimsenin aynı sonuca ulaşmayacağını düşünmek bile zordur.
Oysa hakikat çok nettir:
Allah’tan başka tapılan her şey fanidir. Ahirette ne adları kalır ne de şefaatleri… Kendilerine bile faydası olmayanlar, kendilerine tapanları yüzüstü bırakır. Ve o gün söyleyebilecekleri tek şey şudur: “Biz de saptık, onlar da sapmayı seçti.”
Kasas Suresi’nin sonundaki ilahi hitap bu yüzden çok güçlüdür: Kur’an sana kendiliğinden gelmedi. Sen bunu beklemiyordun. Seni seçen Rabb’indir. Ve O, elçisini mutlaka zafere ulaştıracaktır.
Öyleyse insan için en büyük tehlike şudur:
Allah’ın dışındaki varlıklara ilahi güç atfetmek. Çünkü Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah’tan başka her şey yok olmaya mahkûmdur. Hüküm yalnızca O’na aittir ve herkes eninde sonunda O’na döndürülecektir.
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
İlahi kitapların ortak amacı nedir?
- İnsanı cehaletten, zulümden ve sapmadan kurtarıp adalet ve hakikat üzere yaşatmak.
İnsanlar neden vahye karşı çıkar?
- Çünkü vahiy, çıkarları sınırlar; nefsi ve zulmü meşrulaştırmaz.
Günümüzde putlar nasıl karşımıza çıkar?
Mal, makam, ideoloji, korku ve çıkar; insanın kalbinde ilahlaşabilir.
