1. Anasayfa
  2. BİLGİBANK

Nimet Gelince Unutulan Hakikat: İnsanın Nankörlüğü ve Kibri Üzerine Sarsıcı Uyarı!

Darlıkta Allah’a yönelip, feraha çıkınca her şeyi unutanlardan mısınız? Kur’an’ın tarif ettiği o "insan nankörlüğü" ve kibrin pençesinden kurtulmanın tek yolu... Sabır ve salih amelin büyük sırrı!

Nimet Gelince Unutulan Hakikat: İnsanın Nankörlüğü ve Kibri Üzerine Sarsıcı Uyarı!

İnsan Tabiatının Zayıflığı ve Sıkıntı Anındaki Yöneliş

İnsan tabiatı gereği zayıf bir varlıktır. Darlık ve sıkıntı zamanlarında Rabbine yönelir, yardım ister ve kurtuluşu yalnızca O’ndan bekler. Fakat çoğu zaman bu yöneliş kalıcı olmaz. Çünkü insanın en büyük imtihanlarından biri, nimetle karşılaştığında kalbini koruyabilmesidir.

Nice insan vardır ki başına bir musibet geldiğinde ellerini semaya açar, gözyaşı döker ve Allah’tan yardım ister. Kalbi o anda samimi bir yakarış içindedir. Fakat Allah ona bir çıkış yolu gösterip sıkıntısını giderdiğinde, kısa süre sonra o zor günleri unutmaya başlar. Sanki o yardımı kendisi sağlamış gibi davranır, nimeti veren Rabbini hatırlamaz.

Kur’an-ı Kerim’de İnsanın Nimet ve Musibet Karşısındaki Tutumu

İşte Kur’an, insanın bu yönünü açık bir şekilde anlatır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: Eğer insana tarafımızdan bir rahmet tattırır da sonra bunu ondan geri alırsak, tamamen ümitsiz ve nankör olur. Eğer kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir nimet tattırırsak, elbette kötülükler benden gitti der. Çünkü o şımarık ve kibirlidir. Ancak sabredip güzel iş yapanlar böyle değildir. İşte onlar için bir bağış ve büyük mükafat vardır (Hud Suresi 9-11)

Bu ayetler, insanın iki farklı hâlini ortaya koyar. Birinci hâlde insan, nimeti kaybettiğinde ümitsizliğe düşer ve nankör olur. İkinci hâlde ise sıkıntıdan kurtulup nimet elde ettiğinde şımarır ve kibirlenir. Her iki durumda da insan, Allah ile olan bağını zayıflatma tehlikesiyle karşı karşıya kalır.

Mümince Bir Duruş: Sabır ve Şükür Dengesi

Oysa gerçek müminin hali farklıdır. O, darlıkta sabreder, bollukta ise şükreder. Çünkü bilir ki hem sıkıntı hem de nimet birer imtihandır. Sabır ve şükür, insanı kibirden ve nankörlükten koruyan iki büyük erdemdir.

İslam alimleri bu konuda şöyle der: “Nimet geldiğinde şükretmek, nimetin devamına vesiledir; nankörlük ise nimetin kaybolmasına sebep olur.” İnsan sahip olduğu her şeyin Allah’ın lütfu olduğunu hatırladığında, kalbi kibirden arınır ve şükürle huzur bulur.

Bu nedenle insanın yapması gereken şey, hayatın her anında Rabbini unutmamak ve nimetleri kendi gücünün sonucu olarak görmemektir. Çünkü gerçek kurtuluş, sabırla yaşayan ve güzel amellerle hayatını süsleyenler içindir.

Muhammed Gazali Tefsirinden

Kur’an’da insanın nankörlüğü nasıl anlatılır?

  • Kur’an’da insanın sıkıntı zamanında Allah’a yöneldiği, fakat nimet elde ettiğinde bunu unutabildiği ifade edilir. Bu durum insanın nankörlüğü olarak anlatılır.

İnsan neden nimet geldiğinde kibirlenir?

  • Bazı insanlar elde ettikleri başarı ve nimetleri kendi güçlerinin sonucu zanneder. Bu düşünce, kişinin kibirlenmesine ve Allah’ın lütfunu unutmasına sebep olabilir.

Sabır ve şükür neden önemlidir?

  • Sabır, zorluk zamanlarında insanı ayakta tutar;
  • Şükür ise nimet zamanlarında kalbi kibirden korur.

Bu iki özellik, müminin dengeli bir hayat yaşamasını sağlar.

Hud Suresi 9–11 ayetlerinin ana mesajı nedir?

  • Bu ayetler, insanın nimeti kaybettiğinde ümitsizliğe düşebileceğini ve nimete kavuştuğunda kibirlenebileceğini anlatır. Ancak sabreden ve güzel işler yapanların bağışlanacağı ve büyük mükâfat kazanacağı müjdelenir.

Nankörlükten korunmak için ne yapılmalıdır?

  • İnsan sahip olduğu nimetleri sürekli hatırlamalı, Allah’a şükretmeli ve her nimetin O’nun bir lütfu olduğunu unutmamalıdır. Bu bilinç, kalbi kibir ve nankörlükten korur.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir