En’am Suresi108. Ayetin Meali: Allah’tan başkasına tapanlara kötü söz söylemeyin; sonra onlar da bilmeden, taşkınlık yaparak Allah hakkında kötü sözler söylerler. Böylece biz her ümmete kendi işlerini çekici gösterdik. Sonunda dönüşleri rablerinedir. Artık O, ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir.
En‘am Suresi 108. Ayetin Temel Uyarısı
En‘am Suresi 108. ayet, müminin tebliğ ve duruş ahlâkını belirleyen temel ilkelerden birini ortaya koyar. Allah Teâlâ, kendisinden başkasına tapılan varlıklara sövülmesini yasaklamakta; bunun gerekçesini ise son derece çarpıcı bir şekilde açıklamaktadır. Çünkü böylesi bir üslup, hakikati yüceltmek yerine yeni bir kötülüğün kapısını aralamakta, muhatabı cahilce haddi aşmaya sevk etmektedir.
Ayetin vurgusu açıktır: Hakikati savunmak, karşı tarafın kutsallarını aşağılamayı meşru kılmaz. Zira Allah’a sövülmesine sebep olacak bir dil, niyeti ne olursa olsun sonuç itibarıyla büyük bir fitne üretmiş olur.
“Sövmek”ten Kastedilen Nedir?
Burada yasaklanan “sövmek”, yalnızca kaba, müstehcen veya ağıza alınmayacak derecede çirkin sözler değildir. Zaten Kur’an’a göre, açık bir zulme uğramadıkça kötü söz söylemek Allah’ın sevmediği bir davranıştır. Nisa Suresi 148. ayet bu ölçüyü açıkça ortaya koyar.
En‘âm 108’de kastedilen asıl tehlike; tahkir edici, aşağılayıcı ve muhatabın inanç dünyasını rencide eden bir dil kullanılmasıdır. Çünkü bu üslup, muhatabı hakikate yaklaştırmaz; aksine onu savunma refleksiyle daha da sertleştirir.
Kur’an’ın başka bir yerde bildirdiği gibi: “De ki: Herkes kendi karakterine göre iş yapar.” (İsrâ, 84)
İnsan, benimsediği dünya görüşüne göre davranır ve tepki verir. Kendisi gibi aciz varlıklara ya da bizzat insan eliyle yapılmış nesnelere tapmayı normalleştirmiş bir kimse için, bu davranış hem doğal hem de meşrudur. Çünkü o kişi, hakikati değil; vehimlerini merkeze almıştır.
Bu noktada ölçüler tersine dönmüştür. Artık o insan için “iyi” ve “güzel” kavramları, vahye göre değil; nefsinin tatminine göre şekillenmektedir. Dolayısıyla böylesi kimseler, yaptıkları batıl davranışların kendilerine huzur verdiğini, sıkıntılarını dağıttığını hatta maddî ve manevî fayda sağladığını bile iddia edebilirler.
Kur’an, bâtılı mazur görmez; fakat onunla mücadelede yöntemi belirler. Hakaret, aşağılamaya dayalı bir dil; hakikatin izzetini korumaz, aksine onu tartışmalı hâle getirir. Bu sebeple mümin, inançsızlıkla mücadele ederken bile ölçüsünü kaybetmez.
Ayetin sonunda hatırlatılan gerçek son derece nettir: Herkesin dönüşü Allah’adır ve nihai hüküm O’na aittir. İnsanların bugün doğru sandıkları ya da güzel gördükleri davranışların gerçek mahiyeti, Rablerinin huzurunda açığa çıkacaktır.
En‘âm 108, mümine şunu öğretir: Hakikati savunmak, karşı tarafı aşağılamak değildir. Müminin görevi sövmek değil; şahitlik etmektir. Üslubunu kaybeden bir hak savunusu, hakka hizmet etmez. Kur’an’ın çizdiği yol; vakar, hikmet ve sorumluluk yoludur.
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Karşı taraf Allah’a sövüyorsa yine de susmak mı gerekir?
- Hayır. Ayet, aktif olarak fitneye sebep olacak bir dili yasaklar. Hikmetle ve ölçüyle karşı durmak esastır.
