İslam’da ibadet, yalnızca yapılması emredilen fiillerden ibaret değildir. Yasaklanmış olanlardan sakınmak da kulluğun asli bir parçasıdır. Evlilik hayatı içinde bile, Yüce Allah ve Resûlü tarafından çizilmiş sınırlar vardır. Bu sınırları gözetmek, nefsin arzularına rağmen ilahi ölçüyü tercih etmek anlamına gelir ki, bu tercih insanı Allah’ın rızasına ve sevgisine yaklaştırır.
Kur’an ve Sünnetin Belirlediği Cinsel Sınırlar
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de bazı cinsel davranışları açıkça yasaklamış; Allah Resûlü de bu yasakları söz ve uygulamalarıyla pekiştirmiştir. Özellikle adet hainde eşle ilişkiye girmekten ve eşe arka organdan yaklaşmaktan sakınmak, bu ilahi sınırların başında gelir.
Bu yasaklardan uzak duran kullar için Allah’ın sevgisini beyan etmesi, meselenin sadece fıkhî değil; kalbî ve ahlâkî bir değer taşıdığını da göstermektedir.
Allah’ın ve Peygamberinin haram kıldığı şeylerden kaçınmak, mümin için tartışmasız bir farzdır. Haramı bilerek işlemek nasıl büyük bir vebal ise, onu bilinçli şekilde terk etmek de büyük bir itaattir.
Bu noktada mümin, sadece yapmamakla yetinmez; harama götüren yolları kapatmayı da kulluk sorumluluğu olarak görür.
Harama Götüren Yollardan Uzak Durmak da Farzdır
İslam fıkhında temel bir kaide vardır: Farzın yerine getirilebilmesi için gerekli olan şey de farzdır. Bu kaideye göre, evlilik içi cinsel haramlardan korunmayı sağlayacak bilgi edinmek, bilinç geliştirmek ve tedbir almak da farz kapsamına girer. Çünkü korunma olmadan sakınmak, çoğu zaman mümkün olmaz.
Farzların ifası, Allah’a itaattir. İtaat ise ibadetin özüdür. Dolayısıyla evlilik içinde bile olsa, haramdan sakınmak adına nefsin isteğine “hayır” demek; sessiz ama derin bir ibadettir.
Bu ibadet, gösterişsizdir; fakat değeri büyüktür. Çünkü kul, kimsenin görmediği bir anda Allah’ın gördüğünü bilerek hareket etmiştir.
Evlilik, helalin geniş olduğu bir alandır; fakat sınırsız değildir. Allah’ın çizdiği sınırları gözeterek yaşanan bir evlilik hayatı, yalnızca düzenli değil; bereketli ve sevgiye mazhar olur.
Cinsel haramlardan korunmak, mümini kısıtlamaz; aksine onu arındırır, yüceltir ve Rabbine yaklaştırır. Çünkü İslam’da haramdan uzak durmak da en az helali yapmak kadar değerlidir.
