1. Anasayfa
  2. MELEKLERİN VARLIĞINA İNANMAK

İnsî ve Cinnî Şeytanların Tuzakları

İnsî ve cinnî şeytanlar, insanı hak yoldan uzaklaştırmak için farklı yollarla vesvese verir; Kur’an, bu gizli ve açık tuzaklara karşı uyanık olmayı ve Allah’a sığınmayı emreder.


Hayatta bazen öyle anlar olur ki, bir anda kendimizi kötü bir kararın eşiğinde buluruz. İçimizden bir ses bize “Yapma, bu yanlış” derken, başka bir ses “Yapsan ne olur, kimse de görmez” diye fısıldar. İşte o ikinci ses, görünmeyen düşmanımızın sesidir. Ama bazen de öyle olur ki, bir arkadaşımız, bir iş arkadaşımız, hatta bir yakınımız bizi kötülüğe teşvik eder. Güler yüzle, tatlı dille, samimi tavırlarla bizi yanlışa sürükler. İşte o da görünen düşmanımızdır.

Kur’an-ı Kerim bize iki tür şeytan olduğunu haber verir: İnsî şeytanlar ve cinnî şeytanlar. İkisi de düşmandır, ikisi de saptırmak ister, ikisi de insanın helak olması için uğraşır. Ama tuzakları, yöntemleri ve yaklaşımları farklıdır,

İnsî Şeytanlar: Yüz Yüze Gelen Tehlike

İnsî şeytanlar, tıpkı bizim gibi insan suretinde olan, bizim gibi konuşan, bizim gibi yiyip içen, ama kalbi şeytanlaşmış olan varlıklardır. Onlar da insandır ama şeytanın görevini yaparlar. İnsanları saptırmak, kötü yola çekmek, günaha teşvik etmek için uğraşırlar. Kimi zaman bir arkadaş olarak çıkarlar karşımıza, kimi zaman bir iş ortağı, kimi zaman da samimi görünen bir dost. Ama maksatları bellidir: Bizi Allah’ın yolundan ayırmak.

Onların en büyük özelliği, yüz yüze olmalarıdır. Yani onları görürüz, seslerini duyarız, tavırlarını izleriz. Bu yüzden tuzakları bazen daha tehlikelidir. Çünkü onlar bize dost gibi yaklaşır, arkadaş gibi sokulur, kardeş gibi davranır. “Hadi canım sen de, bu kadar da katı olma” derler. “Herkes yapıyor, sen niye yapmıyorsun?” diye sorarlar. “Biraz da eğlen, hayatı yaşa, gençliğin tadını çıkar” diye telkinde bulunurlar. Oysa bilmezler mi ki hayatı yaşamak demek, onu Allah’ın rızasına uygun yaşamaktır. Gençliğin tadını çıkarmak demek, o gençliği ibadetle, taatle, güzel amellerle geçirmektir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bizleri bu tür insanlara karşı uyarmıştır. “Kişi, dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kurduğuna dikkat etsin” buyurmuştur. Çünkü insan, arkadaşından etkilenir. Oturup kalktığı kimsenin huylarını alır, konuştuğu kişinin dilini konuşur, birlikte vakit geçirdiği insanın karakterine bürünür. Bu yüzden dost seçimi, imanın korunması açısından hayati önem taşır. İnsî şeytanlardan korunmanın yolu, salih arkadaşlar edinmek, iyi insanlarla birlikte olmak, bizi Allah’ı hatırlatan dostlarla vakit geçirmektir.

Cinnî Şeytanlar: Görünmeyen Vesveseciler

Gelelim asıl görünmeyen düşmanlarımıza: Cinnî şeytanlar. Onlar, İblis ve onun tayfasıdır. Gözle görülmezler, elle tutulmazlar, ama sürekli insanın yanı başındadırlar. Kur’an’da bildirildiğine göre, onlar insanları göremeyecekleri yerden görürler. Yani onlar bizi izler, bizi takip eder, bizi gözetler. Ama biz onları göremeyiz. Bu da onları daha tehlikeli kılar. Çünkü görünmeyen düşmana karşı tedbir almak, görünene karşı almaktan daha zordur.

Onların silahı vesvesedir. Yani insanın içine fısıldarlar, kalbine düşünce atarlar, aklına şüphe getirirler. Kimi zaman bir ibadet sırasında “Acaba abdestin bozuldu mu?” diye vesvese verirler. Kimi zaman bir hayır işi yapmak isterken “Sen mi yapacaksın, senden daha hayırlıları var” diye fısıldarlar. Kimi zaman da günah işlemek üzereyken “Kimse görmüyor, kimse duymuyor, yap gitsin” diye teşvik ederler. İşte bunların hepsi, cinnî şeytanların vesveseleridir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu vesveselerden korunmak için bizlere dualar öğretmiştir. Felak ve Nas sureleri, tam da bu amaç için indirilmiştir. Nas Suresi’nde Allah’a sığınırız “min şerril vesvasil hannas” yani “sinsi vesvesecinin şerrinden.” O vesveseci ki sürekli fısıldar, ama insan Allah’ı andığında geri çekilir, gizlenir. İnsan gaflete düştüğünde ise yeniden gelir, yeniden fısıldar. İşte bu yüzden ondan korunmanın yolu, Allah’ı çok anmaktır, zikirle meşgul olmaktır, Kur’an okumaktır, özellikle de sabah ve akşam dualarını ihmal etmemektir.

İki Düşmana Karşı Tek Kalkan: Allah’a Sığınmak

Hem insî hem cinnî şeytanlara karşı korunmanın yolu tektir: Allah’a sığınmak. Çünkü onların da üzerinde güç sahibi olan yalnızca O’dur. Onlar O’nun izni olmadan kimseye zarar veremezler. Onlar O’nun koyduğu sınırları aşamazlar. Onlar O’nun koruduğu kula dokunamazlar.

  • İnsî şeytanlardan korunmak için Allah’a sığınırız. Onların şerrinden, kötülüklerinden, tuzaklarından O’na sığınırız. Ve biliriz ki Allah bizi korursa, hiçbir insan bize zarar veremez.
  • Cinnî şeytanlardan korunmak için de yine Allah’a sığınırız. Onların vesveselerinden, fısıltılarından, tuzaklarından O’na sığınırız. Ve biliriz ki Allah bizi korursa, hiçbir görünmez varlık bize yaklaşamaz.

İmam Gazali bu konuda ne güzel söylemiş: “Düşmanın en tehlikelisi, senin ona karşı tedbirsiz olduğun andır. Tedbirliysen, düşmanın korkulacak bir yanı kalmaz.”

Gaflet Anı: Şeytanın Fırsat Kolladığı Zaman

Şeytanın en çok fırsat kolladığı an, insanın gaflet anıdır. Yani insanın Allah’ı unuttuğu, ibadetlerden uzaklaştığı, dünyaya daldığı anlar. İşte tam o anlarda, hem insî hem cinnî şeytanlar harekete geçer. Çünkü gaflet, şeytanın en sevdiği şeydir. Nasıl ki bir kale duvarındaki çatlak, düşmanın içeri girmesi için bir fırsattır; işte gaflet de şeytan için öyle bir çatlaktır.

Gaflet anında insan, ne yaptığını bilmez olur. Farkında olmadan günaha girer, anlamadan hataya düşer, düşünmeden yanlış kararlar verir. Sonra da “Ben nasıl yaptım bunu?” diye hayıflanır durur. İşte bu yüzden uyanık olmak, gafletten uzak durmak, her an Allah’ı hatırlamak gerekir. Nefes alıp verirken bile O’nu anmak, yemek yerken O’nu hatırlamak, yürürken O’nu zikretmek, otururken O’nu düşünmek gerekir.

Düşman uykudadır ama sen uyanık ol. Çünkü o uyandığında, sen uyuyor olabilirsin.”

Hayat, iki düşman arasında geçen bir mücadeledir. Biri görünen, biri görünmeyen. Biri yüz yüze gelen, biri içimize fısıldayan. Ama ikisi de aynı hedefe yönelmiştir: Bizi Allah’ın yolundan ayırmak, bizi saptırmak, bizi helak etmek.

Peki ne yapmalıyız? Önce düşmanı tanımalıyız. İnsî şeytanları tanımalı, onların tuzaklarını bilmeli, onların yöntemlerini öğrenmeliyiz. Sonra cinnî şeytanları tanımalı, onların vesveselerini fark etmeli, onların fısıltılarına karşı uyanık olmalıyız. Ve en önemlisi, her ikisine karşı da Allah’a sığınmalıyız. Çünkü O’ndan başka koruyucu yoktur. O’ndan başka sığınak yoktur. O’ndan başka dost yoktur.

İmam Gazali ve İbnu’l-Cevzi’den faydalanılarak hazırlanmıştır

1. İnsî ve cinnî şeytan ne demektir?

  • Cinnî şeytanlar: İblis ve onun soyundan gelen, görünmeyen ve vesvese ile saptıran varlıklardır.
  • İnsî şeytanlar: İnsan suretinde olup, davranışlarıyla şeytanın görevini üstlenen, kötülüğü süsleyerek sunan kimselerdir.

İnsî şeytanlar neden daha tehlikeli olabilir?

Çünkü:

  • Dost gibi görünürler
  • Güler yüzlüdürler
  • “Herkes yapıyor” diliyle yaklaşırlar

İnsan, güven duyduğu kişiden gelen yanlışa karşı daha savunmasızdır

“Kişi dostunun dini üzeredir” hadisi neyi anlatır?

İnsanın:

  • İnancının
  • Ahlakının
  • Günah ve sevap algısının

büyük ölçüde arkadaş çevresiyle şekillendiğini bildirir. Dost seçimi, imanın korunmasıyla doğrudan ilişkilidir.

Cinnî şeytanların en büyük silahı nedir?

Vesvese.
Yani:

  • Şüphe fısıldamak
  • Günahı hafif göstermek
  • İyiliği erteletmek
  • İbadeti anlamsızlaştırmak

Onlar doğrudan zorlamaz; yavaş yavaş alıştırırlar.

Vesvese ile insanın kendi düşüncesi nasıl ayırt edilir?

Genel ölçü şudur:

  • Allah’a yaklaştıran düşünce rahmettir
  • Günahı meşrulaştıran, erteleyen, küçülten düşünce vesvesedir

Şeytanlar en çok ne zaman etkili olur?

Gaflet anında.
Yani:

  • Allah’ın unutulduğu
  • İbadetin ihmal edildiği
  • Kalbin dünyaya daldığı anlarda

Gaflet, şeytanın kapı aralığıdır.

İnsî şeytanlardan korunmanın yolu nedir?

  • Salih arkadaşlar edinmek
  • Kötülüğü normalleştiren ortamlardan uzak durmak
  • “Herkes yapıyor” cümlesine teslim olmamak

Cinnî şeytanlardan korunmanın yolu nedir?

  • Zikir
  • Kur’an
  • Sabah-akşam duaları
  • Abdestli olmaya özen
  • Allah’ı sık hatırlamak

Zikir arttıkça vesvese geri çekilir.

İnternet dünyasındaki bilgi kirliliğine ve kopyala-yapıştır mantığına bir dur demek amacıyla yola çıktığımız bu platformda, yer alan tüm bilgiler titiz bir akıl süzgecinden geçtikten sonra yayına alınmaktadır. Temel gayemiz; modern çağın hızı içerisinde sosyal medya, TV ve internet gibi araçlarla yaratılış gayesini ve manevi sorumluluklarını unutma tehlikesiyle karşı karşıya kalan günümüz insanına, karınca kararınca bir kulluk bilinci ve şuuru aşılamaktır. Sitemizdeki tüm içerikler Ayet, Hadis ve Dua ekseninde, yani Kur’an ve Sünnet bütünlüğü içerisinde kaleme alınırken; alışılmışın dışındaki özgün yorumlarımızla manevi meseleleri modern dünyanın diliyle harmanlayarak bir farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz. Sahih kaynaklara dayanan, samimi ve insanı yeniden özüne, maneviyata yönlendiren bir rehber olma vizyonuyla, bilgi kirliliğinden arınmış güvenilir bir liman sunuyoruz.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir