İnsan, başına gelen sıkıntılar karşısında çoğu zaman zorlanır, hatta bazen isyana yaklaşır. Oysa tarihin en ağır imtihanlarına maruz kalan kişi, Hz. Muhammed (s.a.v) olmuştur. Onun hayatı, sabrın sadece sözle değil, bizzat yaşanarak nasıl ortaya konduğunun en büyük delilidir.
Peygamber Efendimiz, açlıkla imtihan edilmiş; kimi zaman açlığını bastırmak için karnına taş bağlamak zorunda kalmıştır. En yakın dostları ve sahabeleri şehit edilmiş, kendisi savaşlarda yaralanmış; mübarek dişi kırılmış, başı yarılmıştır. Amcası Hamza bin Abdülmuttalib (r.a) şehit edilmiş ve cesedine yapılanlar, yüreklere sığmayacak kadar ağır olmuştur.
Bununla da kalmamış; evlat acısını tatmıştır. Erkek çocuklarını küçük yaşta kaybetmiş, torunları Hasan bin Ali ve Hüseyin bin Ali hakkında ileride yaşanacak acı hadiseler kendisine bildirilmiştir. Bu, bir insanın taşıyabileceği en ağır manevi yüklerden biridir.
Eşi Aişe bint Ebu Bekir (r.anha) hakkında atılan iftira, onun kalbinde derin bir hüzün oluşturmuştur. Buna rağmen sabrını korumuş, Allah’ın hükmünü beklemiştir.
Toplumda “el-Emîn” yani güvenilir olarak tanınmasına rağmen, ona sihirbaz ve yalancı denilmiştir. Bu ithamlar, bir insan için en ağır hakaretlerden biridir. Üstelik hayatının son döneminde hastalıkla da imtihan edilmiş; bedeni zayıflamış, ayakları onu taşımakta zorlanmıştır.
Buna rağmen o, ne isyan etmiş ne de davasından geri adım atmıştır. Sabretmiş, metanet göstermiş ve her hâlinde Allah’a yönelmiştir.
Daha da dikkat çekici olan ise şudur: Vefatına yakın hâlinde bile dünya nimetlerinden uzak bir hayat sürmekteydi. Üzerinde sade ve yamalı bir elbise vardı. Hane halkının lambasını yakacak yağı bile bulunmuyordu. Buna rağmen kalbi huzur doluydu. Çünkü o, dünyaya değil; Allah’a bağlıydı.
İmam Gazali, sabrın hakikatini şöyle açıklar:
- “Sabır, kulun başına geleni Allah’tan bilip O’na itiraz etmemesidir.”
Gerçekten de Peygamber Efendimizin hayatı, bu tanımın canlı bir örneğidir. O, sadece kolay zamanların değil; en zor anların da peygamberiydi.
Onun yaşadıklarını bilmek, insanın kendi sıkıntılarına bakışını değiştirir. Kişi anlar ki, yaşadığı zorluklar ne kadar büyük görünse de, sabırla karşılandığında anlam kazanır.
Bu yüzden denilmiştir ki:
- Eğer Peygamber Efendimizin başına gelen musibetler başkasının başına gelseydi, buna dayanamazdı. Hatta meleklerin bile bu kadar ağır imtihanlara tahammül edemeyeceği ifade edilmiştir.
İşte bu hakikat, mümine şunu öğretir:
- Sabır, imanın en güçlü kalesidir.
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Peygamber Efendimiz neden bu kadar çok imtihan edilmiştir?
- Çünkü o, insanlara örnek olması için gönderilmiş ve sabrın en yüksek derecesini yaşamıştır.
Açlık ve fakirlik de bir imtihan mıdır?
- Evet. Peygamber Efendimiz de bu imtihanları yaşamış ve sabırla karşılamıştır.
İftiraya uğramak karşısında nasıl davranılmalıdır?
- Sabırlı olunmalı ve Allah’a güvenilmelidir. Hakikat er ya da geç ortaya çıkar.
Sabır neden bu kadar önemlidir?
- Çünkü sabır, insanı isyandan korur ve Allah’a yakınlaştırır.
