Gıybet, İslam ahlakında en büyük günahlardan biri olarak kabul edilir ve Kur’an-ı Kerim’de ölü kardeşinin etini yemeye benzetilerek ne kadar iğrenç bir fiil olduğu gözler önüne serilir.
- Ashaptan bazıları Peygamberimize şöyle bir soru sordular: “Ya Resulallah, ya konuştuklarımız o kimsede varsa, yine de gıybet olur mu?”
İşte bu soru, gıybet konusundaki en kritik noktayı ortaya çıkarır. İnsanlar genellikle “Ben doğru söylüyorum” diyerek kendilerini rahatlatır, söyledikleri şeyin doğru olduğunu iddia ederek gıybeti meşrulaştırmaya çalışırlar. Oysa Peygamberimizin cevabı çok nettir: “Söyledikleriniz o kimsede varsa gıybet etmiş, yoksa iftira etmiş olursunuz.” Yani doğru söylemek, gıybeti engellemez. Tam tersine, doğru da olsa, eğer o kişi duyunca rahatsız olacaksa, bu gıybettir.
İslam büyüklerinden Hasan-ı Basri bu konuyu daha da detaylandırarak, bir kimsenin nasıl anılabileceğini üç başlık altında toplar ve bunların üçünün de Kur’an’da geçtiğini söyler.
- Birincisi gıybettir, yani kişide var olan bir kusuru söylemek.
- İkincisi bühtandır, yani kişide olmayan bir kusuru varmış gibi konuşmak.
- Üçüncüsü ise ifktir, yani kişi hakkında başkasından duyduğu bir şeyi, doğruluğunu araştırmadan konuşmak.
Bu üçü de dilin afetleridir ve her biri ayrı bir ateşte yakar insanı.
Gıybet sadece sözle olmaz. Bir başkasını taklit yoluyla kötülemek, onunla eğlenmek, konuşmasını, yürümesini, hareketlerini taklit ederek gülünç duruma düşürmek de gıybettir. Hatta bu tür davranışlar, sözle yapılan gıybetten daha ağırdır. Çünkü taklit, kişinin bütün hareketlerini, tavırlarını, konuşmasını daha açık bir şekilde tasvir etmek ve canlandırmaktır. Bu da hem gıybet hem de alay etme anlamına gelir ki, Kur’an-ı Kerim’de alay etmek de şiddetle yasaklanmıştır.
Yüce Rabbimiz Hucurat Suresi’nde şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da diğer kadınlarla alay etmesin. Belki onlar, kendilerinden daha hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir! Kim tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” Bu ayet, gıybetin, alay etmenin, kötü lakaplar takmanın ne kadar büyük günahlar olduğunu açıkça ortaya koyar.
İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din‘de taklit yoluyla gıybet konusunu özellikle vurgular. Der ki: “Bir kimseyi taklit ederek onunla alay etmek, sözle yapılan gıybetten daha kötüdür. Çünkü taklit, kişinin bütün halini gözler önüne serer, onu daha çok küçük düşürür. Bu da hem gıybet hem de istihza yani alay etme günahını bir arada barındırır.”
Sadi Şirazi bu konuda ne güzel söylemiş: “Başkasının kusurunu sözle anmak, bir yaradır. Ama onu taklit ederek anmak, o yaraya tuz basmaktır. Söz unutulur belki, ama taklit edilen hareketler akıllarda kalır, gönüllerde yara açar.”
Günümüzde taklit yoluyla gıybet o kadar yaygınlaştı ki, neredeyse her komedi programı, her skeç, her sosyal medya videosu bu günahı işliyor. Birini taklit ederek güldürmek, modern eğlence anlayışının vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Oysa bu, İslam’ın şiddetle yasakladığı bir davranıştır. Çünkü taklit edilen kişi, bu durumdan haberdar olmasa bile, onun şerefiyle, haysiyetiyle oynanmaktadır.
- Peki ya iftira?
- Yani bühtan?
Bu, gıybetten daha ağır bir günahtır. Çünkü gıybet, var olan bir kusuru söylemektir. İftira ise, olmayan bir kusuru varmış gibi göstermek, yalan söylemektir. Kur’an-ı Kerim’de iftira atanlar hakkında çok ağır ifadeler vardır. “Onlara acı bir azap vardır” buyrulur.
İfk ise, bir başkasından duyduğunu, doğruluğunu araştırmadan, üzerine düşünmeden konuşmaktır. Bu da günümüzde çok yaygın olan bir hastalıktır. Duyduk, işittik, bir yerde okuduk, hemen paylaşıyoruz, hemen anlatıyoruz. Oysa bir Müslüman, duyduğu her şeyi hemen anlatmaz, araştırır, soruşturur, doğruluğundan emin olmadan konuşmaz.
Hz. Mevlana der ki: “Duyduğun her sözü söyleme, söylediğin her sözü duymuş olma. Çünkü söz, emanettir. Onu nereden aldığın, nereye bıraktığın önemlidir. Başkasından duyduğun bir sözle bir kardeşini incitmek, onun hakkında kötü zan beslemene sebep olmak, büyük vebaldir.”
Gıybet, bühtan ve ifk arasındaki farkı bilmek, dilimizi korumak için önemlidir. Bir kardeşimiz hakkında konuşurken, önce düşünmeliyiz:
- Bu söz doğru mu?
- Doğruysa, bu sözü söylemekle ona zarar verir miyim?
Eğer zarar vereceksem, susmak daha hayırlıdır. Eğer söz doğru değilse, zaten iftira olur ki bu çok daha büyük günahtır. Eğer bir yerden duyduysak, araştırmadan söylüyorsak, işte o zaman ifk olur.
Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurur: “Kişiye, duyduğu her şeyi söylemesi yalan olarak yeter.” Ne kadar derin bir uyarı! Yani duyduğun her şeyi hemen anlatmak, doğruluğunu araştırmamak, insanı yalancı durumuna düşürebilir.
İmam Gazali dilin afetlerini sayarken, gıybet, bühtan ve ifkın en tehlikeli afetlerden olduğunu söyler. Der ki: “Bu üçü, dilin en büyük tuzaklarındandır. İnsan farkında olmadan bu tuzaklara düşer. Oysa her biri, kişiyi cehenneme sürükleyecek büyük günahlardır.”
Sadi Şirazi’nin şu sözüyle bitirelim: “Üç şey vardır ki, insanı helak eder: Doğru olmayan söz, yerinde olmayan söz, ve zamanında olmayan söz. Doğru olmayan söz iftiradır, yerinde olmayan söz gıybettir, zamanında olmayan söz ise ifktir”
İmam Gazali / İhya’u Ulumi’d-Din
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Gıybet nedir?
- Gıybet, bir kişinin arkasından, onun hoşlanmayacağı bir kusurunu dile getirmektir. Söylenen şey doğru olsa bile, o kişi bunu duyduğunda rahatsız olacaksa bu gıybet sayılır.
Bühtan nedir?
- Bühtan, bir kişide bulunmayan bir kusuru varmış gibi söylemek, yani iftira atmaktır. Bu, gıybetten daha ağır bir günah olarak kabul edilir.
İfk ne anlama gelir?
- İfk, bir kişi hakkında duyulan bir sözü doğruluğunu araştırmadan başkalarına aktarmaktır. Bu da İslam’da dilin büyük afetlerinden biri sayılır.
Gıybet ile iftira arasındaki fark nedir?
- Gıybet, kişide bulunan bir kusurun arkasından söylenmesidir. İftira ise kişide olmayan bir kusurun varmış gibi anlatılmasıdır.
Gıybet sadece sözle mi olur?
- Hayır. Bir kişiyi taklit ederek alay etmek, mimiklerle küçük düşürmek veya ima yoluyla kusurlarını anlatmak da gıybet sayılabilir.
Bu günahlardan korunmak için ne yapılmalıdır?
- Konuşmadan önce düşünmek, duyulan sözlerin doğruluğunu araştırmak ve başkalarının kusurları yerine kendi hatalarını düzeltmeye odaklanmak gerekir. Dilini koruyan kişi hem dünyada hem ahirette selamete yaklaşır.
