İslam hukukunda evlilikte denklik (kefâet) meselesi, özellikle kadının korunması ve evlilikte huzurun sağlanması amacıyla ele alınmıştır. Tüm mezhepler, evlenecek kadın ve erkek arasında dindarlık ve ahlak bakımından denklik bulunması gerektiği konusunda görüş birliği içindedir.
Bunun dışında; soy, nesep, meslek, hürriyet ve mali yeterlilik gibi konularda mezhepler arasında farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Hanefiler ve Şafiiler denklik şartlarını daha geniş tutarken, Malikiler denklik ölçüsünü esas olarak din ve bedensel kusursuzluk ile sınırlandırmıştır.
Kur’an ve sahih hadisler, üstünlüğün soyda değil takvada olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) uygulamaları da sınıf ve soy ayrımını reddederek, evlilikte iman ve ahlakın esas alındığını göstermektedir. Sonuç olarak İslam, toplumda sınıflaşmayı değil, iman kardeşliğini esas alan bir evlilik anlayışını benimsemiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
İslam’da evlilikte denklik (kefâet) ne anlama gelir?
- Denklik; evlenecek kadın ve erkeğin, evlilik hayatını sağlıklı sürdürebilecek ölçüde dini, ahlaki ve sosyal uyuma sahip olmasıdır. Temel amaç, kadının mağdur olmaması ve aile huzurunun korunmasıdır.
Mezhepler evlilikte denklik konusunda aynı görüşte midir?
- Hayır. Mezhepler dindarlık ve ahlakta denklik konusunda ittifak etmiş, ancak soy, meslek, hürriyet ve mali yeterlilik gibi konularda farklı ölçütler belirlemişlerdir.
Soy ve nesep evlilikte üstünlük sebebi midir?
- Kur’an ve sahih hadisler, üstünlüğün takvada olduğunu bildirir. Soy üstünlüğüne dair rivayetlerin çoğu zayıf veya uydurma kabul edilmiştir.
Günümüz açısındanevlilikte denklik nasıl değerlendirilmelidir?
- Meslek ve sosyal statü gibi unsurlar zamana ve topluma göre değişken olup mutlak ölçü değildir. Esas olan, iman, ahlak ve evliliği sürdürebilecek sorumluluk bilincidir.
