1. Anasayfa
  2. KUR'AN-I KERİM TEFSİRİ

Alak Suresi Anlamı, Fazileti, Konusu, İçeriği ve Muhtevası & Beyanu’l-Hak


Karanlıkları Aydınlığa Çeviren İlk İlahi Emir: İkra (oku)

Alak Suresi Mekki bir süre olup; Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin birinci ve üçüncü yıllarında iki pasaj halinde indirilmiştir. Toplamı 19 ayetten ibaret olup, adını birinci ayetindeki, rahme tutunan / embrio anlamına gelen Alak kelimesinden almıştır. Hz Osman’ın Mushafındaki kronolojik sıralamaya göre (1), Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre ise (96) suredir.

Bu surenin ilk pasajı, yani ilk beş ayeti Hz Muhammed’e M. 610 yılında, Ramazan ayının 27 gecesi olduğu tahmin edilen Kadir Gecesinde ilk vahiy olarak indirilmiştir.

İlk Vahiy Anı ve Yaşananlar

  • Ben Hira’da ibadet / tehannüs halinde iken Melek bana geldi ve Oku dedi.’
  • Ben okuma bilmem’ dedim.
  • Melek beni aldı ve takatim kesilinceye kadar sıktı ve bıraktı. Oku dedi.
  • Ben okuma bilmem dedim.
  • Melek beni ikinci defa sıktı, sonra bıraktı. Oku dedi
  • Ben yine okuma bilmem’ dedim ve
  • Üçüncü defa aldı, takatim kesilinceye kadar sıktı ve bıraktı. Ardından; Yaratan Rabb’inin adıyla oku! O, insanı alaktan yarattı ayetlerini okudu ve ben bunları öğrenmiş olarak Melek benden uzaklaştı.

İndirilen bu beş ayet ile yüce Allah, Hz İsa’dan sonra yaklaşık altı asır kapanmış olan semanın vahiy kapılarını insanlık alemine yeniden açmış oldu. Çöl sıcağında kavrulan suya hasret toprak gibi, cehaletin karanlıklarından bunalmış olan ademoğluna hayat bahşeden ilahi rehberlik bu ilk pasaj ile tekrar başlatılmış oldu.

İkra / Oku Emrinin Anlamı

O güne kadar okumayı, yazmayı öğrenmemiş, önüne diz çöküp hiçbir alimi dinlememiş, hiçbir ilahi kitaptan bir şey ezberlememiş olan bu ümmi insana gelen bu ilk vahiy, okumayı ve okumanın temel konularından ve vasıtalarından olan Rab, yaratmak, okumak, yazmak, kalem, bilmediklerini öğretmek ve öğrenmek gibi, ilim ve medeniyetle ilgili temel hususları düşünmesini ve Allah adına çözümlemesini emrediyordu. Çünkü insana yakışan ve beklenmekte olan düzeyli bir medeni hayat, ancak bunlarla yaşanabilirdi.

İlk vahye ve ilk söze, insanı insan yapan ve onu insanlıkla ilgili vasıflarında daha da yücelten faktörlerin başında gelen okumak, yazmak ve ilim gibi kavramlarla başlanılmış olması, bundan sonra devam edecek olan vahyin ana temasının akıl, ilim ve tefekkür olduğuna işaret etmekte ve insanlık alemini orta çağın cehalet karanlıklarından çıkarıp aydınlatacak rehberin mahiyetini haber vermektedir.

Alak’tan başlayıp gören, işiten, okuyan, öğrenen, tefekkür eden, kalem ve yazı ile medeniyetler kurabilen mükemmel bir insanı var eden Allah, ilmin ve felsefenin de temel konusudur. O halde, Allah’ın yarattıklarını keşif ve tespit amacına yönelik her bilimsel faaliyet Allah’ın adıyla başlamalı, Allah’ın adıyla yürütülmeli; sonuca da ancak Allah’ın izni ile varılabileceği bilinmelidir.

Denilebilir ki; Bilginin ve medeniyetin esası, yaratılmışları ve ayetleri okumak ve yüce Allah’ı tanımaktır.

Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin üçüncü yılında indirilmiş olan ikinci pasajı, aradan üç yıl geçmiş olmasına rağmen Mekke’li müşriklerin akıl, ilim ve tefekküre tavsiye eden Allah’ın ayetlerine ve elçisine karşı devam eden tepkilerinin ve cehaletlerinin boyutunu göstermesi bakımından ilginçtir.

Ana rahmindeki başlangıcı, sayılı birkaç hücreden ibaret olan bir şeyin, güç ve kuvvet sahibi mükemmel bir insan  haline getirildiğinde Rabb’ine ve O’nun elçisine kafa tutması gerçekten de hayret verici bir şeydir.

Kaynak: M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:1 / bkz: 45-46

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir