Kur’an-ı Kerim’in başlangıcı olduğundan bir yeri veya bir şeyi açan, başlatan anlamına Fatiha adı verilmiştir. Ayrıca yirmi kadar güzel vasfını bildiren başka isimleri de vardır.
Fatiha Süresi; Kur’an-ı Kerim’in feyizli ve bereketli bir hülasası ve İslam ibadetinin esasıdır.
Kur’an-ı Kerim’in ana gayeleri şunlardır.
- Tevhid, yani Allah’ın birliği
- Nübüvvet
- Ahiret
- İbadet ve adaleti de kapsayarak istikamet.
Fatiha Süresi bu esaslara açıkça delalet eder.
Fatiha Süresi, Kur’an’ı Kerim’in kıraatine başlangıç teşkil ettiği için Fatiha adını almıştır. Çünkü derece derece ortaya çıkan her şeyin ilkine Fatiha denir.
Fatiha Süresi. Kur’an hakikatlerinin özünü kapsadığı için kendisine (Ümmü’l-Kur’an), (Ümmü’l-Kitap) gibi isimler de verilmiştir. Aynı şekilde bu mübarek süre yedi ayetten ibaret olup namazların her rekatında okunduğu için (Seb’ul-mesani) adını da almıştır.
Fatiha Süresi, yüce Allah’a hamd ve övgüyü içeren, O Ulu Yaratıcının mukaddes vasıflarını kapsayan ve O Kerem sahibi Mabu’da kulluk arz etmede en önemli duayı içine alan bir süredir.
Fatiha Süresi, Besmele-i şerife ile beraber yedi ayettir.
Hanefî fakihlerince sahih olan görüşe göre bütün sürelerin başındaki besmeleler, o surelerden birer cüz değildir. Belki birer müstakil ayet olup sürelerin aralarını ayırmak ve kendileriyle bereket istemek için tekrar tekrar indirilmiştir. Fatiha-i şerifeyi okuyup bitirince (amin) denilmesi de bir sünneti seniyye’dir.
Fatiha Süresi 1. Ayet: Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla
Fatiha Süresi 1. Ayet Tefsiri: Bu ayet-i kerime, Besmele-i Şerife adını alan, kainatın yaratıcısı Yüce Allah’ın üç mukaddes ismini içeren, her okunacak ve yapılacak mühim ve meşru bir şeye teberrüken kendisiyle başlanılması muvaffakiyete vesile olan bir ayettir.
İşte Fatiha Sûresini okuyacak bir kimse bu besmele-i şerifeyi okuyunca: (Rahman ve rahim olan Allah Teala’nın mübarek adıyla) bu süreyi okumaya başladım, demiş ve bu mukaddes isimler ile bereket isteğinde bulunmuş, bununla Cenab’ı Haktan yardım dilemiş olur.
Fatiha Süresi 2. Ayet: Bütün hamdler, övgüler lemlerin Rabbi Allah’adır.
Fatiha Süresi 2. Ayet Tefsiri: (Hamd) medih, övgü ve şükür (Alemlerin bütün mahlukatın (Rabbi) sahibi, idarecisi, terbiye edicisi olan,
Fatiha Süresi 3. Ayet: O rahmandır, rahimdir.
Fatiha Süresi 3. Ayet Tefsiri: (Rahman ve rahim) yani Yüce Zatı rahmet ile vasıflanmış olup kullarına fiilen merhamet buyuran,
Fatiha Süresi 4. Ayet: Din gününün, hesap gününün tek hakimidir.
Fatiha Süresi 4. Ayet Tefsiri: (Ceza gününün) kıyamet gününün (sahibi olan) o gündeki bütün işler kudreti elinde bulunan (Allah-u Teala’ya mahsustur) O’nun için sabittir. Artık şüphe yok ki her türlü hamd ve senaya O layıktır. O’ndan başka mülkün sahibi ve alemlerin yaratıcısı yoktur.
Fatiha Süresi 5. Ayet: Yalnız Sana ibadet eder, yalnız senden medet umarız.
Fatiha Süresi 5. Ayet Tefsiri: Ey Allah’ım (Yalnız sana ibadet ederiz). Senin büyüklüğünü kalben düşünür, tam bir huşu ile ancak sana itaat ve kullukta bulunuruz. (Ve ancak senden yardım dileriz). Ancak sana sığınır, senden lütuf ve yardım bekleriz.
Fatiha Süresi 6. Ayet: Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet.
Fatiha Süresi 6. Ayet Tefsiri: Artık ey kerem sahibi Rabbimiz (Bizleri doğru yola ilet) Bize doğru yolu bildir, bizi o yolu takibe muvaffak kıl. O yol ise İslamiyetten ibarettir.
Fatiha Süresi 7. Ayet: Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.
Fatiha Süresi 7. Ayet Tefsiri: (O kendilerine nimet vermiş) kendilerine İslamiyeti, zühd ve takvayı nasip etmiş (olduğun kimselerin yoluna) ilet, hidayet et, onlar gibi biz de doğru yolu takibe muvaffak olalım, (gazaba uğramışların) ilahi rahmetten uzaklaştırılmış, şiddetli bir şekilde cezalandırılmış kimselerin (ve sapmışların) doğru yolu, İslam yolunu bırakıp çıkmaz yollara sapmış kimselerin (yoluna değil.)
Öyle takipçilerini hidayetten mahrum bırakan, felaket çukuruna düşüren bir yola bizi sevk etme. Ey alemlerin Rabbi! Peygamberlerin efendisinin hürmetine duamızı kabul buyur.
Amin!
Amin kelimesi, Kur’an’dan değildir. Fakat Fatiha Süresinin sonunda bunu söylemek sünnettir. Bu kelime, Ya rabbi! bizden kabul et, dualarımızı kabul buyur manasını ifade eder.
Hamd; Güzel bir zikirdir, güzel bir halden, bir nimetten dolayı saygı yoluyla şükür ve senada bulunmak demektir. Cenab-ı Hak bütün mahlukatı lüftuyla vücude getirmiş, onlara nimetler, kabiliyetler vermiş, özellikle insanlara peygamberler, kitaplar göndermiş, kendilerini hidayet ve saadet yollarına davet buyurmuş olduğundan, bütün varlıkların hamd ve övgüsüne layıktır.
Allah: Cenâb-ı Hakka mahsus O’nun bütün kemal sıfatlarını ifade eden bir isimdir ki başka hiç bir kimseye verilemez. Bu, bir ismi a’zamdır.
Rab: Sahip, yöneten ve ıslah eden manalarını ifade ettiği gibi bütün varlıkların yaratıcısı terbiye edicisi ve besleyicisi manasını da içermektedir. İşte bütün mahlukatın terbiye edicisi yaratıcı ve eğiticisi de Allah Teala’dan başkası değildir.
Kaynak: Ömer Nasuhi Bilmen & Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri
