Kansere Karşı Kırılan Kalkan: Hormonal Tükeniş
Cinsi arzuları yöneten hormonlar, sadece üreme sistemiyle sınırlı değildir; onlar vücudun genel enerjisini ve bağışıklık sistemini muhafaza ederek kanser gibi uğursuz hastalıklara karşı bedeni korur. Bu yolda yaşanan aşırı yorgunluk ve hormonların kontrolsüzce tüketilmesi, bedenin koruma kalkanını zayıflatır ve uyuyan hastalıkları kamçılayarak uyandırır. Bu aşka haddinden fazla düşkünlük, erkeği sadece ruhen ezmekle kalmaz; maddi olarak da hücre seviyesinde bir yıkıma sürükler.
Gençliğin Görünmez Yarası: Cehalet ve Erken Yıkım
Gençlik dönemi, bu yolun bedendeki olumsuz etkilerinin en az bilindiği ama en çok hasar aldığı devredir. İrade ve imanı zayıf olanlar, nefislerinin esiri olarak sonu gelmez boş arzuların peşinde koşarken, sağlıklarını elleriyle kemirirler.
Kötü yollardan kapılan pis hastalıkların sadece kendine değil, masum eş ve arkadaşlara bulaştırılması ise bu maddi yıkımın manevi veballerle birleştiği noktadır. Gençlik, genellikle bu ağır yaraları aldıktan sonra acıyı duyar; ancak kaybedilen ömür sermayesinin telafisi zordur.
Kaybedilen Ömür Sermayesi Olarak Akıtılan Sperm
Kadim bir tespitle; dışarı akıtılan her meni parçası, aslında insanın ömründen kaybedilen bir parçadır. Bu düşkünlük arttıkça vücudun yıkımı hızlanır; organlar bu büyük kaybı telafi edecek vakit bulamaz ve bedensel denge tamamen bozulur.
İstekler bozulur, dizlerin feri kesilir, yüzün rengi uçar. Halsizlik ve zafiyetle başlayan bu süreç; kansızlıktan vereme, sinir bozukluklarından (nevrasteni) deliliğe kadar uzanan ağır hastalıkların birbirini kovalamasına neden olur.
Zayıf Bünyelerde İntihar Hükmünde Bir Tutku
Bu yoldaki aşırılık, çelimsiz ve genetik olarak hassas bünyelerde çok daha hızlı sonuç verir. Kalbi hasta olanlar, ciğerleri yorgun düşenler veya verem illetine müsait bir yapısı olanlar için bu aşka düşkünlük, aslında bir çeşit yavaşlatılmış intihardır.
Beden zaten sınırlı olan enerjisini bu yolda harcadığında, hayatta kalma mücadelesini kaybeder. İmam Gazali’nin “şehveti dizginlemek hayatı uzatmaktır” düsturu, bu noktada biyolojik bir zorunluluk olarak karşımıza çıkar.
İradeyle Gelen Şifa
Zihnini nefsinin kulu olmaktan kurtarıp iradesinin hakimi kılan gençler, sadece ahlaklarını değil, biyolojik geleceklerini de kurtarırlar. Bedenin öz suyu olan enerjiyi, kansere ve diğer illetlere karşı bir zırh olarak kullanmak en büyük bilgeliktir. Unutmayın ki; sağlığını kemiren bir zevk, sonu hüsranla biten bir illüzyondur
Not: 3-4 başlık altında fazla cinsel ilişkiye girmenin, aşırı cinselliğe düşmenin sebeplerini izah ettik. Site içi arama motoruna fazla cinsel yazarak arattıracak olursanız eğer ilgili makalelere ulaşabilirsiniz. Ancak benim size anlatmak istediğim bu değildi ki; makaleyi sonandırırken tecrübe gereği birkaç şeyi sizlerle paylaşma gereği hissettim.
Benim yaşım şuan itibari ile 43. Evet belki sizlere göre çok büyük olmayabilirim. ama tecrübe dediğimiz olgu tam olarak bu noktda ortaya çıkıyor. Ben benden küçük olanları baz alıyorum ama büyük olanları da ilgilendiriyor aslında.
Fazla cinsel ilişkiye girmek hadi evli değilsiniz giremiyorsunuz diye fazla aşırı ve alışkanlık haline gelen mastürbasyon ömrünüzden ömür götürüyor. Geçmiş bölümlerde söylemiştim ancak burada da kısaca belirtildi. Boşa akıttığınız her sperm hücresi vücudunuzdan birşeyi alıp götürüyor. Ve en sonunda ortada yürüyen canlı bir veset gibi kalabilirsiniz.
Evet belki bizler aşırıya gitmedik yada gittik her ne karın ağrısı ise; sorun biz değil hata yapmayanların; hata yaptığı hataya düşmemesi. Doktora Üroloji bölümüne gidip sperm testi yaptırmak istediğin zaman bile senden 5 günlük bir süre istiyor. Yani bu süre içinde boşalma diyor.
Tıbben böyle bir sürenin koyulması da keyfi olmasa gerek. Zaten vücut aşırı zorlandığı zaman yorulur, gerilir, kaslar sertleşir ve erkekler için söylüyorum ahaddinden fazla zorlaycak oılursaız eğer Fıtık olabilirsiniz. Şimdi ne alaka demeyin. O sperm hücresi nereden nasıl geliyor, boşalmak için aşırı zorlandığın zaman vücutta ne gibi değişimler oluyor bence bir araştırın derim.
Olan olmuş, biten bitmiş. Olmayanlara olanların başına gelenin gelmemesi için diyoruz ki;
- Cinsellikte aşırıya gitmeyin
- Mastürbasyon denen illeti alışkanlık haline getirmeyin
- Her ne kadar bu kişinin bünyesine göre farklılık arz etsede Fazla cinsel ilişkiye girmekten uzak durun ve haftada maximum 2 ile sınırlandırın
İsmail Ekinci
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Hormonların azalması kanser riskini nasıl artırır?
- Hormonlar, hücre yenilenmesini ve bağışıklık sisteminin uyanık kalmasını sağlar. Vücut enerjisi bu bezlerin aşırı yorulmasıyla tükendiğinde, mutasyona uğramış hücrelerle (kanser) mücadele edecek güç bulamaz ve hastalık yayılma alanı bulur.
“Nevrasteni” ve “Delilik” ile cinsi yorgunluk arasında nasıl bir bağ vardır?
- Sinir sistemi, bedenin en hassas elektriksel yapısıdır. Aşırı ve kontrolsüz fiziksel uyarımlar, sinir uçlarını tahrip ederek kronik yorgunluk, aşırı sinirlilik (nevrasteni) ve ileri safhalarda zihinsel dengenin bozulmasına yol açabilir.
Veremli veya ciğerleri yorgun olanlar için bu durum neden “ölüm” demektir?
- Verem gibi hastalıklar bedenin protein ve enerji depolarını sömürür. Cinsi yakınlık da büyük bir enerji ve mineral kaybı olduğu için, hasta bünyenin kalan son savunma kırıntılarını da yok eder ve ölümü hızlandırır.
“Dışarı akıtılan her parça ömürden bir parçadır” sözü bilimsel olarak neyi temsil eder?
- Bu söz, bedenin en nitelikli hücrelerinin ve hayati minerallerinin (çinko, kalsiyum, fosfor) kaybını temsil eder. Beden bu kaybı yerine koymak için diğer organların enerjisinden çalar, bu da yaşlanmayı hızlandırır.
İrade zayıflığı bu sağlık sorunlarının neresindedir?
- İrade zayıflığı bu sürecin başlangıç noktasıdır. Kişi, nefsinin anlık taleplerini durduramadığı için biyolojik felaketine kendi eliyle imza atar. İman ve irade, bedeni bu çöküşten koruyan en güçlü zırhtır.
