Kur’an-ı Kerim’in her suresi, indiği dönemin şartlarına ve ihtiyaçlarına cevap veren ilahi mesajlarla doludur. Şu’ara Suresi‘nin son bölümü ise, özellikle Mekkeli müşriklerin en çok dile getirdiği iki iddiayı kökünden cevaplar:
- Bu Kur’an bir şair sözüdür
- “Onu şeytanlar indirmiştir.”
İki Büyük İftira
Mekkeli müşrikler, Hz. Peygamber’in (sav) getirdiği vahyi itibarsızlaştırmak için türlü iftiralar atmışlardı. Bunlardan en yaygın olanı iki taneydi:
- Birincisi: “Bu Kur’an, Muhammed’in uydurduğu bir şiirdir.”
- İkincisi: “Ona bu sözleri şeytanlar telkin ediyor.”
Bu iddialar, aslında yeni bir şey değildi. Tarih boyunca bütün peygamberlere benzer iftiralar atılmıştı. Kimi zaman “sihirbaz”, kimi zaman “deli”, kimi zaman da “şair” demişlerdi peygamberlere.
Allah Teala, bu iftiralara en net cevabı verir: “Onu Rûhu’l-emîn (Cebrail) indirdi.” (Şu’ara, 193)
Burada dikkat çeken en önemli nokta, Cebrail (as) için kullanılan “el-Emîn” sıfatıdır. Yani “güvenilir” demektir. Cebrail, Allah’ın emin elçisidir. Vahyi asla eksik veya fazla iletmez, olduğu gibi tebliğ eder. Cebrail’in vahiy getirmesi, Allah’ın izni ve iradesiyle olur. O, kendiliğinden gelip gitmez, Allah’ın emriyle hareket eder.
Peygamber Şair Değildir
Müşriklerin bir diğer iddiası da Hz. Muhammed’in (sav) bir şair olduğu ve Kur’an’ın da onun şiirleri olduğu yönündeydi. Oysa Allah Teala bu iddiayı şöyle cevaplar:
- Biz ona şiir öğretmedik; zaten ona yaraşmazdı da. Ona vahyedilen, ancak bir öğüt ve apaçık Kur’an’dır (Yasin Suresi, 69)
Peygamberimiz (sav) şiir söylemezdi. Onun sözü vahiydi, sözün en güzeli ve en doğrusuydu. Şairler ise, her vadide dolaşır, bazen doğruyu bazen yanlışı söylerlerdi.
Şeytanlar Kime İner?
Sure, şeytanların kimlere indiğini de açıklar: “Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? Onlar, her günahkâr yalancıya inerler.” (Şu’ara, 221-222)
Şeytanlar, hak yoldan sapan, yalancılıkla meşhur olmuş, günaha batmış kimselere musallat olur. Onların telkinleriyle konuşanlar, yalan ve iftira üretirler.
Peygamberimiz (sav) ise, hayatı boyunca doğruluğuyla tanınmış, kavmi arasında “Muhammedü’l-Emîn” (Güvenilir Muhammed) lakabıyla anılmıştı. Böyle bir zatın şeytanlarla işbirliği yapması düşünülemezdi.
Surenin sonunda şairler hakkında da önemli bir değerlendirme vardır:
- “Şairlere gelince, onlara da sapıklar uyar. Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmayacakları şeyleri söylediklerini görmez misin?”
Bu ayetler, cahiliye dönemi şairlerinin genel durumunu anlatır. Onlar, bir gün birini över, ertesi gün aynı kişiyi yererdi. Duygularına göre hareket eder, sözün doğru olup olmadığına bakmazlardı. Her vadide dolaşmak, onların kararsızlığını ve ilkesizliğini ifade eder.
Ancak hemen ardından bir istisna gelir:
- “Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah’ı çokça zikreden ve haksızlığa uğratıldıktan sonra haklarını savunanlar başka…”
Yani şairlik kötü değildir, kötü olan şairliği yalan ve iftira için kullanmaktır. İman eden, güzel işler yapan ve sözüyle haksızlığa karşı duran şairler ise müstesnadır.
Şu’ara Suresi’nin bu son mesajları, günümüz için de önemli dersler içerir:
- Birincisi: Bilginin kaynağı önemlidir. Vahiy güvenilir kaynaktan (Cebrail) gelen güvenilir bilgidir.
- İkincisi: İnsan, sözünün kaynağına dikkat etmelidir. Şeytanın telkinleriyle mi, yoksa vahyin ışığıyla mı konuşuyor?
- Üçüncüsü: Sanat ve edebiyat, imanla birleştiğinde değer kazanır. İlkesiz, her rüzgâra göre yön değiştiren sözler değil; hakka dayalı, imanla yoğrulmuş sözler makbuldür.
- Dördüncüsü: İftira ve yalan, şeytanların işidir. Mümin, sözün doğrusunu söylemekle yükümlüdür.
Şu’ara Suresi, başından sonuna kadar hak ile batılın mücadelesini anlatır ve şu gerçekle sona erer: Kur’an, Allah katından inmiş ilahi bir kitaptır. Onu güvenilir elçi Cebrail getirmiştir. Peygamberimiz (sav) ise, sözün en doğrusunu söyleyen, güvenilir bir elçidir.
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Şeytanlar kimlere iner? Kur’an bu konuda ne söylüyor?
Şu’ara Suresi 221-222. ayetlerde buyrulur:
- “Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? Onlar, her günahkâr yalancıya inerler.”
- Şeytanlar, hak yoldan sapan, yalancılıkla meşhur olmuş, günaha batmış kimselere musallat olur.
