Nefis, Akıl ve Günahın Kıyısındaki İnsan
İnsan, zaaflarla yaratılmış bir varlıktır. Nefis, sürekli olarak yanlışa meyleder, akıl ise bu meyli dizginlemeye çalışır. Fakat ne zaman ki nefis, aklın ve imanın dizginlerinden kurtulur; işte o zaman insan, kendisini yaratılış gayesinden uzaklaştıracak hataların kıyısına gelir.
Günümüzde helal-haram dengesi o kadar erezyona uğradı ki, günahın hemen ardından gelen “bir formalite” ile her şeyin düzeleceği vehmi oluştu. Oysa hakikat hiç de öyle değil. İslam alimlerinin üzerinde ittifak ettiği meselelerden biri de şudur: Kişi, zina ettiği kadınla evlense dahi, işlemiş olduğu suçun vebali ve dünyevi cezası (hadd) ortadan kalkmaz.
İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin de içinde bulunduğu cumhura göre durum budur.
Peki bu ne anlama geliyor?
Tıpkı bir aynanın kırılıp tekrar yapıştırıldığında eski haline dönememesi gibi, haram olan bir fiilin ardından onu helale çevirmek mümkün değildir. Zina, nikah akdiyle geriye dönük olarak temizlenmez. Nitekim Kuşeyri Risalesi’nde şöyle buyrulur:
- “Günahın izi, tıpkı ateşin odun üzerinde bıraktığı köz gibidir. Üzeri külle örtülse de sıcaklığı kalır.”
Hanefi mezhebinin büyük imamlarından Ebu Yusuf’tan gelen diğer bir rivayete göre, bu durumda hadd cezası düşer. Fakat bu, günahın affedildiği anlamına gelmez. Bu, sadece dünyevi cezanın tatbik edilmemesi yönünde bir içtihaddır. Çünkü evlilik, şüpheleri bertaraf eden bir akittir. Ancak unutulmamalıdır ki, içtihat farklılığı rahmettir fakat kişinin kendi nefsine oyun oynamasına vesile olmamalıdır.
Şeytanın Tuzağı: “Yarın Tövbe Ederim”
Bugün nice insan, “önce yaşar, sonra tövbe ederim” ya da “günah işler sonra helalleşirim” gibi nefsani bir aldatmacanın içinde. Bu, şeytanın en büyük tuzaklarından biridir. İmam-ı Gazali (k.s.) İhyâ’da bu durumu şöyle izah eder:
- “Kişinin ‘yarın tövbe ederim‘ demesi, kalbinin ölümünün alametidir. Zira ölü kalp, günahın verdiği acıyı hissetmez.”
Adalet terazisi şaşmaz. Bir erkek için geçerli olan hüküm, kadın için de geçerlidir. Zina eden bir kadın da aynı erkeğin durumuna tabidir. İslam, kadın-erkek ayrımı yapmadan hakkı gözetir. Fakat günümüzde maalesef toplum, kadını daha fazla yargılar, erkeği ise görmezden gelir. Oysa Hak katında ölçü, takvadır; cinsiyet değil.
Eğer böyle bir hataya düştüyseniz, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Fakat bu hatayı “normalleştirmeyin.” Yapılan yanlışı, “nasıl olsa evleniriz” diyerek meşrulaştırmayın.
Tövbe kapısı her zaman açıktır. Fakat samimi tövbe; terk etmek, pişman olmak ve bir daha dönmemektir. Yoksa günahı işleyip ardından onu meşrulaştıracak bir kılıf aramak değildir.
Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor:
- “Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” (İsra, 32)
Dikkat edin, sadece “zina etmeyin” değil, “yaklaşmayın” buyruluyor. Çünkü günahın kendisi kadar, ona götüren yollar da haramdır.
Nefsinizi kandırmayın. Kalbinizi paslandırmayın. Bugün bir adım atın ve o yanlış yoldan dönün. Belki geç kaldınız, belki hatanız büyük. Ama tövbe kapısı hâlâ aralık. Yeter ki “Yâ Rabbi!” deyin ve içinizi O’na dökün.
İsmail Ekinci
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Zina eden bir kişi, o kişiyle evlenirse günah ortadan kalkar mı?
- Hayır. İslam âlimlerinin cumhuruna göre, zina fiili evlilikle geriye dönük olarak temizlenmez. Nikâh, işlenmiş günahı helale çevirmez. Günah, ancak samimi tövbe ile affedilir.
“Önce günah işlerim, sonra tövbe ederim” düşüncesi neden tehlikelidir?
- Çünkü bu düşünce, tövbeyi bir sigorta gibi görmektir. İmam Gazali’nin ifade ettiği üzere, “yarın tövbe ederim” demek kalbin katılaşmasının ve günaha alışmanın alametidir. Samimi tövbe, planlanarak değil; pişmanlıkla yapılır.
Zina eden kadın ile erkek arasında hüküm farkı var mıdır?
- Hayır. İslam’da zina hükmü kadın ve erkek için aynıdır. Allah katında ölçü cinsiyet değil, takvadır. Toplumun kadını daha fazla yargılaması, dini değil kültürel bir adaletsizliktir.
Nikâh neden günahı geriye dönük olarak temizlemez?
- Çünkü nikâh, geleceğe yönelik meşru bir akittir; geçmişte işlenen haramı helale dönüştürmez. Kuşeyri’nin ifadesiyle günahın izi kalpte kalır; üzeri örtülse bile sıcaklığı devam eder.
“Zinaya yaklaşmayın” emri neyi kapsar?
- Bu emir sadece fiilin kendisini değil, ona götüren yolları da kapsar. Flörtte sınırları aşmak, mahremiyet ihlali, harama zemin hazırlayan her davranış bu kapsamda değerlendirilir.
Gerçek tövbenin şartları nelerdir?
Gerçek tövbe üç temel unsuru içerir:
- Günahı terk etmek
- Samimi pişmanlık duymak
- Bir daha dönmemeye kesin niyet
