1. Anasayfa
  2. VAAZLAR

Dinde Zorlama Yoktur Sözü Neyi İfade Eder?

“Dinde zorlama yoktur” ifadesi, dini hükümleri hafife almak ya da sorumluluktan kaçmak için söylenmiş bir söz değildir. Kur’an-ı Kerim’de yer alan bu ilke, imanın gönüllü oluşunu bildirirken; kullukta ciddiyeti ve ilahi ölçülere bağlılığı ortadan kaldırmaz. Peki bu ayet gerçekten neyi anlatıyor?

Dinde Zorlama Yoktur Sözü Neyi İfade Eder?
  • Yazıklar olsun o kimseye ki; Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) özel durumlar için, belli sınırlar ve ölçüler çerçevesinde söylediği bu şerefli kelimeleri kötüye kullanır.
  • Yazıklar olsun o kimseye ki, “din kolaydır” sözünü bahane ederek şeriata hürmeti terk eder, onun hükümlerine karşı laubali davranır.

O kimse ki, “şeriat” kelimesini işittiğinde ürker; dinin kolaylaştırdığı ruhsatları değil, nefsinin arzuladığı kaçış yollarını arar. Kanunlardan uzaklaşır, gerçek dinin koyduğu ölçülerden bilinçli şekilde gafil kalır.

Peki bu ne demektir?

  • Ramazan’da açlığa biraz tahammül edemeyen bir kimse, iftara kadar sabredemeyip orucunu bozsa ve bunu “din kolaydır” diyerek meşrulaştırsa;
  • hasta olduğu hâlde, “bana şifa olur” diyerek haramı mubah saysa;
  • abdest alırken uzuvların yarısını terk edip aceleyle geçiştirse ve bunu da yine “din kolaydır” prensibine bağlasa…

Bu mudur dinin kolaylığı?

Hakikati açıkça söyleyelim.

Ey Müslümanlar! Biz çoğu zaman hadislerin sadece zahirini ezberliyoruz; fakat onların söyleniş gayesini, bağlamını ve hedefini anlamaya yanaşmıyoruz. Nefsimize uygun düşeni alıyor, zor geleni görmezden geliyoruz. Çünkü ibadetlerimiz, Allah rızasından çok defa ruhsuz bir alışkanlığa dönüşmüş durumda.

  • Bugün, bu güzel sözü gerçekten muhafaza eden ve yerli yerinde kullanan kaç kişi vardır?
  • O sözün hangi şartlarda, kimin için söylendiğini araştırmaya kim zahmet eder?

Oysa biraz durup düşünsek hemen anlaşılır ki, “din kolaydır” sözü; ayakları şişinceye kadar ibadet eden, gecesini gündüzüne katarak kendini zorlayan bir kimse için söylenmiştir.

Evet, bu söz; Allah’ın rızasını kazanmak uğruna bedenini yoran, gücünü tüketen, nefsini zorlayan bir kul hakkında söylenmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), onun bu aşırı yüklenmesini hafifletmek için buyurmuştur: “Din kolaydır; ancak ona galip gelmeye çalışan kimseyi, ibadeti ve zikri daha dengeli yapmaya çağırır.”

Bugünün “abidi” ise tam tersidir: İbadeti azaltmak ister, yükü hafifletmek ister, nefsi rahat ettirecek fetvaların peşine düşer. Müçtehitler için, zahitler için söylenen sözleri; kendi tembelliğine dayanak yapar.

İşte aradaki fark buradadır.

Bu sebeple Müslümanların en büyük ihtiyacı; salih selefin amellerine dönmek, onların denge ve ciddiyetini yeniden ölçü almaktır. Çünkü biz, Peygamber’in bu sözü söylediği sahabenin yarısı kadar bile ibadet etmiyoruz.

Peki öyleyse, ne zaman Allah’a gerçekten kulluk edeceğiz?

İşte o zaman, Allah Teâlâ’nın şu hitabı bizim hakkımızda da gerçekleşir: “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz.” ayetini dikkate alıp, derinlmesine tefekkür edip hayatımızın merkezine yerleştirip, bu doğrultuda yaşadığımız zaman gerçek bir kulluk etme yolunda adım atmış oluruz

“Din kolaydır” sözü ne anlama gelir?

  • Aşırılığı yasaklar, tembelliği değil. Gücün üstünde yüklenmeyi reddeder; sorumluluktan kaçışı değil.

Bu söz ibadetleri azaltmak için mi söylenmiştir?

  • Hayır. Aksine, ibadette dengeyi korumak için söylenmiştir.

Ruhsatları kullanmak yanlış mıdır?

  • Hayır. Ancak ruhsat, ihtiyaç hâlinde kullanılır; keyfi olarak değil.

Bugünkü en büyük problem nedir?

  • Hadisleri bağlamından koparıp nefse göre yorumlamak.

Çözüm nedir?

  • Selefin anlayışına dönmek; ibadeti ciddiyet, samimiyet ve dengeyle yaşamak.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir