1. Anasayfa
  2. GÜNDEM

Modern Dünyada Şans Maskesinin Ardındaki Gerçek

Başarıyı “şans”, bereketi “tesadüf”, fırsatları ise “doğru zamanda doğru yerde olmak” diye mi açıklıyoruz? Oysa asırlar önce Hz. Muhammed’in Hudeybiye sabahında yaptığı uyarı, nimetin kaynağını sebeplerde değil, o sebepleri yaratan Kudret’te aramamız gerektiğini hatırlatıyordu. Modern dünyanın “şans” maskesi, gerçekte ilahi takdiri perdeleyen ince bir örtü olabilir mi?

Modern Dünyada Şans Maskesinin Ardındaki Gerçek

Bugün uyandığınızda başınıza gelen güzel bir şeyi neye bağladınız? “Bugün yıldız haritam çok parlaktı” mı dediniz, yoksa “Algoritmalar beni öne çıkardı, şansım yaver gitti” mi? Belki de her şeyi sadece kendi üstün zekânızın ve sıkı çalışmanızın bir sonucu olarak gördünüz.

Asırlar önce, Hudeybiye’nin yağmurlu bir sabahında kılınan namazın ardından Hz. Muhammed (s.a.v), tam da bu “sebeplere takılma” hastalığına dair sarsıcı bir teşhis koymuştu. Gelin, o günün “yıldızlar” tartışmasını, bugünün “tesadüf” ve “başarı” illüzyonuna uyarlayalım.

Hudeybiye sabahında bazıları yağan yağmuru “filan yıldızın doğuşuna” bağlamıştı. Bugün ise modern insan, hayatındaki bereketli yağmurları (terfileri, kazançları, kurtuluşları) “tesadüf” veya “doğa yasası” paketlerine sarıp rafa kaldırıyor.

Günümüzde bir hastalığı yendiğimizde sadece ilaca, bir işi bağladığımızda sadece bağlantılarımıza teşekkür ediyoruz. Oysa ilaç da bağlantı da o sabah Hudeybiye’ye yağan yağmur gibi sadece birer aracıdır. Aracıya aşık olan, asıl kaynağı unutur.

Astroloji ve Modern “Yıldız” İnancı

Hadis-i şerifte geçen “yıldızlara iman eden” tiplemesi, günümüzde astroloji seanslarında ve “merkür retrosu” mazeretlerinde vücut buluyor. İnsan, iradesini ve hayatındaki olayların yönetimini gök cisimlerine ciro ettiğinde, aslında Hudeybiye’deki o yanılgıya düşüyor: Yaratan’ı bırakıp, yaratılana anlam yüklemek.

Oysa mümin kişi; gökyüzünü, matematiği ve fiziği Allah’ın muazzam bir nizamı olarak okur. Yıldızlar kaderi belirlemez; onlar sadece Allah’ın kudretini sergilediği birer sanattır.

Hadiste Allah’ın rahmetini inkâr edenlerin bir diğer modern versiyonu ise “Kendi emeğimle kazandım” diyen narsistik akıldır. Evet, emek bir sebeptir; ancak o emeği verecek sağlığı, o fikri doğuracak aklı ve o kapıyı açacak imkânı veren kimdir?

Modern “kişisel gelişim” dünyası bize her şeyin merkezinde “ben” olduğunu söylerken, Hudeybiye sabahı bize her şeyin merkezinde “O” (c.c) olduğunu hatırlatır. Başarı yağmuru yağdığında “Zekâm sayesinde” demek, “Yıldız doğduğu için yağdı” demekle aynı kapıya çıkar.

Hayat her sabah bize aynı soruyu soruyor: Nimeti kimden biliyorsun?

  • Eğer aldığınız her nefesi, kazandığınız her kuruşu ve atlattığınız her badireyi “Lütf-u İlahi” olarak görüyorsanız; siz Hudeybiye’nin mümin sabahındasınız.
  • Eğer her şeyi verilere, şansa, yıldızlara veya sadece kendi gücünüze bağlıyorsanız; sebepleri ilahlaştırma tuzağına düşmüşsünüz demektir.

Mevlana’nın dediği gibi: “Ok atan parmakları değil, o yayı geren gücü gör.”

Modern insanın “kendi emeğimle kazandım” anlayışı neden yanlıştır?

“Kendi emeğimle kazandım” anlayışı şu sebeplerle yanlıştır:

  • Emeği verecek sağlığı veren kim?
  • Fikri doğuracak aklı veren kim?
  • Kapıyı açacak imkânı veren kim?

Evet, emek bir sebeptir; ancak o emeği mümkün kılan asıl kaynak Allah’tır. Modern “kişisel gelişim” dünyası bize her şeyin merkezinde “ben” olduğunu söylerken, İslam her şeyin merkezinde “O” (c.c) olduğunu hatırlatır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir